Bdp Grup Başkanı Selahattin Demirtaş:
BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye'nin en ciddi ve en önemli sorunu olan Kürt sorununun istenmesi durumunda 1 haftada çözüleceğini belirterek, devletin terörist başı Abdullah Öcalan ile aleni bir şekilde görüşmesi gerektiğini söyledi.
KCK tutuklusu olan milletvekillerinin durumunu protesto etmek amacıyla TBMM yerine Diyarbakır'da grup toplantısı yapan BDP, bugün 2. toplantısını yaptı. Kayapınar Belediyesi Kültür Merkezi Salonu'nda yapılan BDP Grup toplantısında KCK tutuklusu olan milletvekillerinin isimleri koltuklara yazıldı. İsimlerin yazılı olduğu koltukların boş bırakıldığı toplantıya BDP Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş'ın eşi Başak ve kızları Dilda ile Dilan Demirtaş da katıldı. Başak Demirtaş'ın yanında oturan Dilda ile
Dilan Demirtaş, grup toplantısında konuşan babaları Selahattin Demirtaş'ı büyük bir dikkatle dinledi.
Grup toplantısında bir konuşma yapan Selahattin Demirtaş, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu olarak parlamentonun tatile girmesine aldırmadan, Ortadoğu'daki önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde siyasetin tatil yapmayacağına inandıkları için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Demirtaş, "Elbetteki BDP bloğunun 30 yıldır Türkiye'de bir yandan kan akmasına, anaların ağlamasına neden olan tarihi Kürt sorununu tartışmadığı tek bir gün yoktur. Bu güne kadar yaptığımız her toplantıda bu konuya ilişkin
görüşlerimizi belirttik. Çünkü Türkiye'nin en önemli meselesidir. Türkiye'nin en büyük ve en ciddi sorunu Kürt sorunudur. Ama ne zaman ki bu sorun can yakmaya başlarsa ancak o zaman hükümet bu sorunu gündeme alıyor o da yanlış bir bakış açısıyla güvenlik gerekçesiyle gündemine alıyor. Bu sorun yılda bir defa irdelenecek sorun değildir. Türkiye'nin en acil ve en önemli sorunudur. Gerekirse hükümet işini gücünü bırakıp bu işi halletmelidir" dedi.
"EN BÜYÜK TEHLİKE TÜRKİYE'DE YAŞANIYOR"
Ortadoğu'nun kaynadığını belirten Selahattin Demirtaş, bölgedeki bütün ülkelerin tehlikede olduğunu ve en büyük tehlikeyi de Türkiye'nin yaşadığını söyledi. Demirtaş, "Ordadoğu'da büyük krizlerden söz ediliyor, siyasi çalkalanmalardan söz ediliyor, ama bütün bunları aşacak en büyük kriz tehlikesi şu an Türkiye'de yaşanıyor. Hükümet kendi iç meselesiyle ilgilenmek bir yana bu gündemi nasıl değiştiririm çabası içinde. Türkiye toplumu artık bu savaş bitsin diye bize de AK Parti'ye de destek verdi. Ama
diyalogla, barışçıl yollarla çözülecek diye destek verdi" şeklinde konuştu.
"SİLVAN OLAYININ PLANI ÖNCEDEN YAPILMIŞTI"
Konuşmasında Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde gerçekleşen hain saldırıda şehit düşen 13 askere de değinen Demirtaş, bu olayın daha önceden planlandığını iddia etti. Demirtaş, Silvan'da yaşanan olaydan sonra hükümetin konseptinin değiştiğini iddia edenler olsa da, bu durumun böyle olmadığını belirterek, "Bu plan daha önce yapılmıştı. Hesabı kitabı yapılmıştı. Silvan olayı sadece hükümetin kendi politikasını deşifre etme fırsatı sundu. Yoksa hükümetin polise yönelik, özel orduya yönelik hazırlığının geçen
yıldan olduğunu zaten biliyoruz. Seçim öncesinde özel ordu oluşturmak için çalışma yapan hükümet değil miydi? 15 bin kişilik özel orduya ne gerek vardı? Şimdi neyin hazırlığının yapıldığı daha iyi anlaşılıyor. Parçaları tamamlamamış olsa da şuan ki fotoğraf hükümetin son iki yıllık projesini ortaya koyuyor" diye konuştu.
Hükümetin Kürt sorunu konusunda samimi bir çözümden yana olmadığını ileri süren Selahattin Demirtaş, bu sorunun 1 haftada çözülebileceğini söyledi. Demirtaş, Öcalan'ın bu sorunu 1 haftada çözeceğine dair açıklama yaptığını belirterek, buna rağmen savaş hazırlığının yapılmasına bir anlam veremediklerini ifade etti. Bu işin aktörlerinin bu işi çözmeye çalıştıklarını dile getiren Demirtaş, bunların değerlendirilmesi yerine özel ordu, özel hareket ve askeri operasyonlarla uğraşıldığını açıkladı. Demirtaş,
"Bugün Türkiye'deki Kürtler hiçbir talebimiz yoktur, sadece barış istiyoruz dese bile hükümet buna yanaşmayacaktır. Çünkü içerde ve dışarıda büyük bir hazırlık yapılıyor ve bu savaştan bir kez daha kazanım elde edilmek isteniyor. Bu tarihten itibaren bu ülkede yaşanacak savaş bir tek şeyi koruyacaktır. Bu devlet adına bu savaşı sürdürenler sadece AK Parti iktidarını korumuş olacaktır. Kürtler Türkiye için bir tehdit değildir. Demokratik Özerklik de bir tehlike değildir. Tam tersine çözüm formülüdür" dedi.
"BİZİM TAHAMMÜLÜMÜZ KALMAMIŞTIR"
Kürt sorununun eski yöntemlerle çözülmeyeceğini ifade eden Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kürt sorunu başbakanın zihnindeki çözüm algısıyla çözülecekse 8 yıldır defalarca çözülürdü. Bu defalarca denendi. Eğer asker, polis gibi eski yöntemlerle çözülseydi 30 yıldır çözülürdü. Eğer devletin bu inkarlı zihniyetiyle çözülseydi 80 yıldır çözülürdü. O nedenle bir kez daha Kürtler bu oyuna düşmeyecektir o tezgahlar kapandı artık. Eğer bir hoşgörü ve tahammülden söz edilecekse, bizim hükümete tahammül ve hoşgörümüzden söz edilebilir. Dokuz yıldır onlara hoşgörü gösteriyoruz. Halen biz barış diyoruz,
onlar operasyon diyor. Halen biz barış diyoruz, onlar hayır özel harekatçı da getiriyoruz, diyorlar. Bizim size tahammülümüz kalmadı. Bu ülkede ezilenlerin başbakanın bu zihniyetine tahammülü kalmamıştır. Şu saatten itibaren Kürt sorununu önündeki tek engel hükümettir. Eskiden ordu vardı, derin devlet vardı, bunlar bahane gösterilirdi. Ama şuanda Kürt sorunu önünde tek engel olan hükümettir. Biz kararın kesinlikle diyalogdan, müzakereden yana olmasını istiyoruz. Tıkanma neredeyse, çözüm de orada olmalıdır.
Eğer İmralı'da çözüm tıkanmışsa, Öcalan'ın önünün açılması lazım. Açık açık her şeyi tartışmamız lazım. Biz her şeyi açık tartışmadığımız müddetçe bu sorunlar bitmez. Hükümet aç ıkça siyasi bir heyettfckümetin konseptinin değiştiğini iddia edenler olsini İmralı'ya göndermelidir. Devlet İmralı ile aleni bir şekilde görüşmeli ve bunu kamuoyuna aktarmalıdır. Bunu Türkiye kamuoyuna açıklamalıdır. Gençler ölmeyecek, annelerden Türkiye toplumundan destek istiyoruz diyecekler. Ama savaş için yürüteceğiniz her
çabanın karşısında da ilk önce biz olacağız. Türkiye otuz yıllık bu trajediyi bir ders olarak görmeli, Kürt sorununda açık olmalı. Kürt sorunu açık bir sorundur. Türkiye'de herkes sorunun çözümünü biliyor. İmralı'daki protokoller, görüşmeler açıklanmalıdır. Savaşın bitmesinin tek yolu müzakeredir. Biz bunu talep ediyoruz. Hükümet Türkiye toplumunun kendisine verdiği bu desteği görmeli, bunun için oy verdiğini okumalıdır. Kimse ordu kur, özel harekatçı kur diye yüzde elli oy vermedi. Seçim sürecinde de
İmralı'da görüşmelerin yapıldığını biliyordu, buna rağmen oy verdi. Biz bu konuda hükümeti samimiyete davet ediyoruz, açık müzakereler barış için bir güvence olacaktır. Bu tasfiyenin dikkate alınacağını düşünüyoruz. Başbakan parlamentoya, muhalefete bilgi vermeden, Türkiye'yi adım adım bir savaşa götürüyor. Suriye'deki gelişmeler Türkiye'deki Kürt sorununun gidişatını da doğrudan etkiliyor. Demokrasiden yana olanlar oradaki halkları desteklemelidir. İşgal, müdahale ve savaş seçeneği, Türkiye'nin
destekleyeceği bir seçenek olamaz, biz bunu kabul etmeyiz. Komşularla sıfır sorun politikası, iflas etmiştir. Otuz yedi defa Suriye'ye gidip, ilişkileri iyi hale getirdiler diye övünüyordu. Bugün otuz sekizinci defa ültimatomu iletmek için Suriye'deler. Türkiye, Kürdüyle, Türküyle, Müslümanıyla, Gayri Müslümüyle, Alevisyile, Sunisiyle, Türkiye tehlikeli bir noktadır. Bu tehlikeli gidişatı durduracak tek şey Kürt sorununun çözümüdür. Bu gerçekleşmeden eğer Türkiye Ortadoğu'da kendi emperyalist emellerini
gerçekleştirmeye çalışırsa, ortaya facia çıkacaktır. Büyük bir savaş tehlikesi vardır. Türkiye artık bu savaş politikalarına tahammül etmediğini göstermek zorundadır. Ekonomik kriz de üzerine gelirse, kabus dolu günler gelecektir. Kapitalizmin içine düştüğü krizi önleyecek şey, yeni savaş politikalarıdır. Birileri artık sürdürülemez kapitalist sistemin kendini yenileyebilmesi için savaş çıkartmak zorundadır."
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.