Bastırmacı iktidarı eleştirdi
Bastırmacı yaptığı basın toplantısında şunları söyledi: Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığı olarak ülkemiz ve şehrimiz gündemindeki konular hakkındaki görüşlerimizi sizler aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmak istedik.
İsviçrede minareye yasak getirilmesi:
İsviçrenin ülkesinde yaşayan Müslümanların ibadethaneleri konusunda halkına referandum yapması ve bunun sonucunda minare yasağı getirmesi tüm İslam alemini rencide etmiştir. Türkiyeye her vesileyle insan hakları dersi vermeye yeltenen, 1915 olaylarını soykırım olarak gören, Ermeni yalanlarına sahip çıkarak şerefli tarihimizi karalamaya yeltenen İsviçre, din ve kültür farklılıklarını bir kırılma ve çatışma hattına dönüştüren bu yaklaşımıyla temsilcisi olduğunu iddia ettiği evrensel değerlerden nasibini almadığını acı bir şekilde sergilemiştir. İsviçreyi insan haklarına aykırı bu davranışından dolayı kınıyoruz.
Peki, hal böyleyken, her fırsatta İslam dünyasının liderliğine soyunan, göstermelik one minute oyunları oynayan Akp ne yapmıştır? Dış siyasette ülkemizin itibarını her geçen gün eriten, 3. dünya ülkeleri ile karşılıklı vize kaldırmayı (ki bu vize kaldırma hadiseleri ülkemize kaçak işçi gelmesinin önünü açmaktan başka bir neticeyle sonuçlanmayacaktır.) başarı olarak niteleyen, ABD ve AB karşısında sürekli azarlanmayı onuruna yediren, onların dayatmalarına boğun eğen siyasi iktidar bu konuda da içi boş demeçler vermekten öteye gidememiştir. Gerçekten de İslam dünyasının liderliğini istiyorlarsa buyursunlar fırsat diyoruz ve kendilerini Müslümanların haklarını korumaya davet ediyoruz.
Katsayı meselesi:
Akp iktidara geldiği günden beri devletin tüm temel taşlarını yerinden oynatmıştır. Özellikle yargı başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaşmayı kendine hedef haline getirmiştir. Bu emellerine nail olabilmek uğruna, eğitim sistemiyle sürekli olarak oynamış, öğrenim gören milyonlarca çocuğumuzun, gencimizin geleceklerini hiçe saymıştır. Onlar için bilimsel şekilde eğitilmiş, nitelikli bireyler değil kendilerine şartsız kayıtsız bağımlı insanlar yetiştirmek önemlidir.
Bu katsayı meselesi de tamamen Akpnin kendi çıkarları uğruna yarattığı ve üniversite kapısında bekleyen milyonlarca gencin kafasını karıştıran, motivasyonunu bozan bir kavga haline gelmiştir. Ayrıca Akpnin sıkıştığında sürekli başvurduğu gündem değiştirme araçlarından birisi olmuştur. Sadece iyi bir eğitim alarak hayata hazırlanmaya çalışan öğrencilerimiz ve onların cefakâr aileleri Akpnin umurunda bile değildir.
Kendi uygulamalarına karşı karar veren hukuk kurumlarını pervasızca eleştirmeye alışan hükümet bu konuda da fırsatı kaçırmamıştır. Katsayı meselesini bahane ederek Danıştaya ağzına geleni söylemiş ve her zamanki ikiyüzlü tutumunu sürdürmüştür.
Hükümete buradan sesleniyoruz; kanunlarla kurallarla yap-boz oyunu oynar gibi oynayarak, gençlerimizi zihin bulanıklığına sevk etmeyin.
Domuz gribi:
Akp domuz gribinde de çuvallayarak halkımızın sağlığını büyük risk altına almıştır. Okullarda verilen aşı onay formuna velilerin sadece yüzde onluk kısmı evet demiştir. Başbakanın kendi ve ailesine yaptırtmadığı aşıyı bakanına inanıp kaç kişi yaptırtacaktır.
Bu konuyu da kamuoyunun takdirine sunuyoruz.
Eczanelerin protestosu:
Sağlık konusunda reform yaptığını söyleyerek övünen hükümet mirasyedi çocukların başına geleni yaşamaya başlamıştır. Ülke kaynaklarını heba eden, cumhuriyetin tüm maddi kazanımlarını üç otuz paraya birilerine peşkeş çekerek mevcudiyetini devam ettiren, yatırımları baltalayan ekonomi politikalarıyla halkını fakirleştiren, sanal istatistikî verilerle kağıt üzerinde bir refah düzeni gösteren siyasi hükümet sonunda denizin bittiğini görmüş ve kayalara çarpmıştır. İstihdam olmasını istemeyen, insanları dağıttığı kömüre, iaşeye ve yeşil karta muhtaç hale getiren Akp, sosyal devlet palavrasıyla kitleleri oy deposu haline getirmeyi amaçlamıştır. Akp nin yarattığı bu ekonomik düzen altyapısı zaten zayıf olan sosyal güvenlik sistemini çöküşe doğru hızla götürmüştür. Ayrıca denetim mekanizması adamına göre işletilerek rüşvet ve adam kayırma had safhaya ulaşmıştır. Bu yaşananlar neticesinde, hükümet panikle kaynak arayışına girmiştir. Para almadığı muayene ücretlerinden katkı payı adı altında para almaya başlamış, daha sonra reçete parası vs. gibi ücretler talep edilmiştir.
Son olarak ta eczanelere uyguladığı fiyatlardaki sistem değişikliği ile sineğin kanadından yağ çıkarmaya çalışmaktadır. Eczanelerin protestosu da vatandaşın mağduriyetine yol açmıştır.
Kendi partilerinden seçilen belediye başkanı ile belediye meclis üyeleri bile isyan ederek kepenk kapatmışlardır.
Milletin refah düzeyini artırarak adaletli bir sosyal güvenlik sistemi kurmak yerine tam tersine uygulamalar yapan AKP den fazlasını beklemekte sanırım hayalcilik olurdu.
Ayrıca birçok eczacının zihnini kurcalayan acaba hükümet eczacılık sistemini çökertip, yandaşlarına peşkeş çekeceği zincir eczaneler kurdurarak ekmeğimizi mi alacak? sorusuna da AKP bir an önce cevap vermelidir.
Açılım ve bebek katiline af:
Ülkemizi bölme planlarının en önemli mihenk taşı olan açılım konusunda, Genel Başkanımız Sayın Doktor Devlet Bahçelinin dik duruşu ve milletimizi aydınlatışıyla, AKP geri adım atmak zorunda kalmıştır. Gündemi ıslak imza, domuz gribi vs gibi konularla soğutma yolunu seçmiştir. Türk Milleti ile bayrak ve vatan konusunda oyun oynayamayacağını anlayan AKP dış güçlerin baskısı ile içerdeki hain işbirlikçileri olan DTP ve PKK yandaşları taşeron olarak kullanmaya başlamıştır. DTP nin ve PKK yandaşlarının ülke sathına yaymaya çalıştığı gerilim ortamı ile bin yıldır beraber yaşayan Kürt ve Türk halkını karşı karşıya getirip bölme senaryolarını devam ettirmektedirler.
Ayrıca, binlerce insanımızı katleden, sakat bırakan, ülke kaynaklarını heba ettiren caniyi affetme girişimleri de bu hükümet tarafından başlatılmıştır. Ancak onların hesap edemediği bir şey var ki o da; Milliyetçi Hareket Partisi önderliğindeki Türk Milleti, tüm hain planlarını yerle bir edecektir ve ne bebek katili caniye affa müsaade edecektir ne de ülkemizin bir karış toprağını böldürecektir. Siyasi iktidar aklını başına bir an önce alıp kendisine oy veren, kendisini iktidar yapan Türk Milletinin bekasına yönelik tehditleri bertaraf edecek politikaları uygulamaya sokmalıdır.
Servi uygulayamayan batının ve o dönemde onların uşaklığını yapan içimizdeki hainlerin Cumhuriyetimizle ve onu kuran Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürkle olan hesaplaşmalarına alet olmamalıdır.
Afganistana asker gönderilmesi:
ABD, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında işgal etiği Afganistana ülkemizin asker göndermesi için baskı yapmaktadır. Bu projenin eş başkanı olmakla övünen Başbakanımızın başında olduğu hükümet ise bu konuda tabiri caiz ise iki arada bir derede kalmaktadır. Bir taraftan Afganistanda muharebe edilecek karşı tarafın Müslüman olması, diğer taraftan liderliğini açıkladığı proje. Aslında AKP bu ikilemi sürekli yaşamaktadır. Din hortumculuğu yaparak iktidara gelen AKP Türk askerinin Müslümanlara silah sıkmasını oy aldığı tabana hiçbir zaman izah edemez.
Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş İl Başkanlığı olarak Müslüman Türk Milletinin duygularına da tercüman olarak olası böyle bir kararın karşısında olduğumuzu beyan ediyoruz.
Kahramanmaraş Belediyesi:
Hepimizin de malumu olduğu üzere K.Maraş Belediyesi uzun yıllardır RP-FP ve AKPLİ başkanlar tarafından yönetilmektedir. Birbirinin devamı olan bu 3 partide maalesef belediyeyi aldıkları o günlerden bugünlere belediyecilik açısından şehrimizi çok geriye götürmüşlerdir. En son seçimlerde tekrar başkan olan Mustafa Poyraz seçim propagandalarında kendi icraatlarından çok Başbakanının gölgesine sığınarak oy istemiştir. Bu zihniyetin yönettiği K.Maraş Belediyesi maalesef çağdaş belediyecilik anlayışını hiçbir zaman yakalayamamış ve şehrin hormonlu bir kasaba görüntüsüne bürünmesine sebep olmuştur.
Vizyon ve ufuk anlamında çağımızın gerektirdiği düşüncelere açık olunmamış ben yaptım oldu zihniyeti hâkim olmuştur. Yapılan projelerde toplumsal uzlaşma aranmamış, konunu uzmanı kurumların ve insanların fikirlerine itibar edilmemiştir. Şehrimizde çok başarılı çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları ile toplumun kanaat önderlerine danışılmamıştır. Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Mimar ve Mühendisler odaları gibi daha burada ismini sayabileceğimiz birçok kuruluşla sadece göstermelik bilgi alışverişleri, yapılmıştır. Sadece işin bürokrasisini tamamlamak adına kendilerinin çalıp oynadığı bir Kent Konseyi yapısı oluşturulmuştur. Gerek Belediye Meclisinde gerekse, Kent Konseyinde muhalif seslere tahammül edilmemiş, muhalefetin önerileri dikkate dahi alınmamıştır.
Belediye demek bir şehrin her şeyi demektir. Belediye Başkanı seçildiği yerleşim biriminin seçilmiş en yetkili amiridir. Adaletli yönetmek zorundadır, beyni ve gönlü herkese açık olmak zorundadır, kendisine teslim edilen kurumun ve birimin kuruşunu kollamak zorundadır. Ama gelin görün ki dürüstlük konusunda burnundan kıl aldırmayan belediye yönetimi şehrimizin en güzel arsalarını satıp, bu paraları saçma-sapan projelerle heba etmekten imtina etmemektedir. İsraf etmekte yolsuzluk yapmak kadar günahtır.
Şehrimizin altyapı eksikleri, hormonal büyümeye paralel olarak hızla büyümektedir. Yol yapmak belediyenin rutin bir görevi olmasına rağmen, henüz altyapısı eksik olan Ağcalı yolu gibi kısa mesafeli bir yolu asfaltlamayı billboardlara taşımak herhalde ancak AKPLİ belediyeye mahsustur. Şehirciliğin en önemli unsurlarından biri olan imar planları, şehirde yaşayan herkesi yakından ilgilendiren bir konu olmasına rağmen, belediyemiz maalesef yeni hazırlanan planla ilgili, şehrimizde bu konularda uzman olan hiçbir kurumun görüşüne başvurmamıştır.
Tabii ki belediyecilik sadece altyapı, imar, yol, bina vs değildir. Belediye şehrin turizmine, tanıtımına, sosyal hayatına, kültürüne, ekonomisine ve bunun gibi birçok konularına yön vermesi gereken bir kurumdur. Fakat AKPLİ belediye bugüne kadar bu konularda üzerine düşen hiçbir şeyi yerine getirmediği gibi bu konularda gönüllü çalışma yapan kişi ve kurumlara köstek olmuştur.
Engelliler haftası nedeniyle burada engellilerle ilgili belediyenin duruşundan da bir örnek vermek istiyoruz. Kurumlar, kanunca belirlenen oranlarda engelli çalıştırmakla mükelleftirler. Fakat ne yazık ki belediyemiz, bırakın engelli vatandaşlarımızın yaşam koşullarını iyileştirecek uygulamalar yapmayı; kanunca zorunlu olan engelli çalıştırma sayısını bile istihdam etmemektedir.
Ayrıca belediyemiz personel alımlarında işe göre adam değil, partizanca davranılarak adama göre iş sahası oluşturmaktadır.
Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığı olarak bundan sonra diğer kurumların olduğu gibi, belediyemizin de tüm çalışmalarını adım adım takip edecek ve gerekli gördüğümüz tüm yanlışları, eksikleri ve olumsuzlukları kamuoyuyla paylaşacağız.
Kamu Kurumlarında yaşananlar:
AKP hükümeti iktidara geldiği günden beri kamu kurumlarında partizanca kadrolaşmayı kendisine adeta bir amaç olarak üstlenmiş ve acımasızca uygulamaya koymuştur. Kamuda çalışan personel AKPli olmaya ya da AKP li gibi davranmaya zorlanmıştır. Sürekli baskılar ve soruşturmalarla kendi amaçları dışında hareket eden insanlar bezdirilmiş, kimi istifaya etmek zorunda kalmış, kimi de görevlerini tabiri caizse işkenceler çekerek devam ettirmişlerdir. Uzmanlık, çalışkanlık, üretkenlik, saygıdeğerlik vs gibi kriterler yerini AKP li olmak ya da olmamak gibi kriterlere bırakmıştır.
Bu durumun en son örneğini, K.Maraş Devlet Hastanesi Kalp bölümünde yaşamaktayız. K.Maraş kamuoyunu yakında takip edenler bilirler ki şehrimizde çok modern bir kalp merkezi ve ameliyathanesi var. Bu merkez kalp nakli haricinde kalple ilgili tüm tedavilerin ve ameliyatların yapıldığı ülkemizdeki 5 merkezden birisi konumundadır. Açıldığı günden beri 1000 civarında by-pass ameliyatı yapan başarı ortalaması dünya standartlarının çok üzerinde olan bu merkez K.Maraşlıların kalple ilgili teşhis ve tedavi için yollara düşüp başka kentlere gitmesini önlemiştir. Burada bu başarıyı sağlayan ekibin başı olan kalp cerrahı doktor arkadaşımız AKP nin ve onun yandaşlarının baskılarıyla soruşturmalar açılmak ve birçok kez müfettişler gönderilmek suretiyle görevini bırakma noktasına gelmiştir. 1520 gündür bu merkezde ameliyatlarda dahil birçok işlem durmuştur. AKP her girdiği seçimde en yüksek oy oranlarını yakaladığı, 6 milletvekilliğini aldığı K.Maraşa bunlarımı reva görüyor. Bu cerrah arkadaş ve ekibi acaba hangi AKP lilerin rantını kesti ya da havasını bulandırdı ki bu kadar başarı bir kalemde silindi. AKP ye oy veren vatandaşlarımız bu gerçeklere vakıf olduğunda AKP liler onların suratına nasıl bakacak acaba.
Bizim derdimiz bu doktor kardeşimizin şahsıyla alakalı değil. Bu arkadaş burada aldığı paranın 10 kat fazlasıyla her yerde iş bulur ama kaybeden K.Maraş olur. K.Maraş halkı olur.
Bu arkadaşımızın buradan gitmesine sebep olan AKP lilerin kendi hastaları olduğunda başka şehirlere taşıyacak parası ve imkanı olabilir ama köyünden kasabasından şehre gelmekte zorlanan biçare vatandaşımız ne yapacak, onlara bunun hesabını kim verecek.
Bu arkadaşımızın nezdinde kamuda çalışan tüm başarılı insanlarında yanında olacağımızı beyan ederiz.
Bu konuya bir örneklemede Milli Eğitim Camiasından yapabiliriz, İlimiz Milli Eğitim Müdürlüğü atama yapmaya muktedir olmadığı yerlere vekalet yolu ile atamalar ve görevlendirmeler yapmaktadır. Bu şekilde 400 ün üzerinde vekalet ve görevlendirme yolu ile atanmış idareci çalışmaktadır.
Kamu çalışanları 25 Kasım da iş bırakarak hükümete gerekli uyarıda bulunmuşlar ve hükümetin gidişatından memnun olmadıklarını kamuoyuna göstermişlerdir.
Bundan böyle partimiz bu tür konuları gündeme getirerek kamuoyu ile paylaşacak ve gerekli mücadeleyi haklının yanında verecektir dedi.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.