Başbakan Yardımcısı Arınç'ın Açıklamaları (2)
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Genelkurmay'ın internet sitesinde yayınlanmaya devam edilen 27 Nisan bildirisiyle ilgili olarak, "27 Nisan akşamı konan şey yanlıştır. Onu muhafaza ederseniz yanlışlığı muhafaza edersiniz. Kavga edecek halimiz yok ama onu oradan kaldırırsanız o yanlışlığa son vermiş olursunuz" dedi. 27 Nisan e-muhtırasının Türkiye'de bir kırılma noktası olduğunu söyleyen Arınç, "internet andıcı" ile ilgili olarak da, "En son gelinen noktada 'o internet andıcı doğrudur.
Burada imzası bulunan herkes bundan haberdardır' sözünü herhalde mahkeme en güzel şekilde değerlendirecektir" diye konuştu.
Anadolu Ajansı'ndaki devir-teslim töreninde gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandıran Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir gazetecinin Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in terör konusundaki sözlerini ve terör olaylarındaki artışlar için nasıl bir değerlendirme yapacaklarını sorması üzerine, teröre karşı Cemil Çiçek'in söylediği sözleri desteklediğini vurgulayarak, vicdanı olan herkesin terörü lanetlemesi gerektiğini belirtti. Terör saldırıları konusunda hükümetin üzerine düşün görevi yaptığını
belirten Arınç, "Terörle sonuna kadar mücadele edeceğiz ve başaracağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın" dedi.
Suriye'de yaşanan olaylara da değinen Arınç, Suriye halkının özgür bir şekilde yaşamasını istediklerini söyleyerek, Türkiye'nin her zaman Suriye yönetimine "Halkın taleplerine dikkat edin, halkı özgürleştirin, demokrasiyi güçlendirin, demokrasinin bütün imkanlarını halkınıza açın, otokratik bir yönetim değil, demokratik bir yönetim kurun" şeklinde telkinler yaptığını ve kendisinin de buna şahit olduğunu ifade etti. Son olayların başlamasıyla birlikte Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın da Suriye yönetimine
"Eğer bu reformları biran evvel hayata geçirmezseniz çökeceksiniz, gideceksiniz, hiç ummadığınız, düşünmediğiniz acı olaylar yaşanacak. Aklınızı başınıza alın" diyerek uyarıda bulunduğunu fakat son yaşanan olayların bu telkinlerden ders çıkarılmadığını gösterdiğini söyledi. Arınç, Hama'da yaşanan olaylar için, "Tam bir zulümdür. Büyük bir yanlış yapıyorlar. Halkına silah çeken bir ordu veya asker dünyanın hiçbir yerinde hoş karşılanmaz" dedi. Esad yönetiminin zulüm yaptığını ve bütün ülkelerin bu zulme
karşı haykırması gerektiğini belirten Arınç, "Türkiye bunun acısını hissediyor. Sözümün ikinci yarısı da bu acıyı hissetmeyen komşu ülkelerdeki birilerinin duyması içindir. Bu zulme destek olan, bu zulmü görmezden gelen, bu zulümle haksızlıklara karşı ya etnik köken ya da mezhepsel yaklaşımla 'oh ne iyi oldu' diye sevinenler var. Onlara da yazıklar olsun" diye konuştu.
İNTERNET ANDICI
Bir başka gazetecinin "internet andıcı" ile ilgili gündemdeki tartışmaları sorması üzerine Arınç, "Bunu mahkeme değerlendirecek. Bu konuda bir şey sormaya ve söylemeye gerek yok. Ben davanın savcısı değilim. En son gelinen noktada 'O internet andıcı doğrudur ve burada imzası bulunan herkes bundan haberdardır' sözünü herhalde mahkeme en güzel şekilde değerlendirecektir" dedi.
Arınç, gazetecilerin askerlik süresinin 9 aya düşürülüp düşürülmeyeceğini sorması üzerine ise, bu çalışmaların içinde olmadığını ve çalışmalardan haberi olmadığını söyledi. Arınç, polise verilecek olan görevler konusundaki tartışmaların sorulması üzerine de, yetkilerin askerden alınarak polise verileceği yönünde bazı haberlerin yer aldığını ve bunların kasıtlı yapıldığını belirtti. Arınç, önemli olanın terörle mücadele olduğunu ifade etti.
27 NİSAN E-MUHTIRASI
Bir gazetecinin 27 Nisan e-muhtırasının Genelkurmay'ın sitesinden kaldırılacağı yönünde haberler olduğunu hatırlatarak, "Kaldırılması gerekiyor mu?" şeklindeki sorusu üzerine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın 27 Nisan'da gece yarısı bu muhtırayı siteye koyduğunu ve kendisinin de bunu yazdığını kabul ettiğini belirterek, AK Parti'nin bu tür muhtıralara rağmen üç defa iktidara geldiğini söyledi. Demokrasiye balans ayarı olarak Sincan'da tankların yürütüldüğünü
kaydeden Arınç, halkın ise balans ayarının sandıkta olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. Arınç şunları söyledi:
"27 Nisan'da bu yazı, bu düşünce fevkalade yanlış, fevkalade çirkin, fevkalade olumsuz bir yazıydı. Muhatabı istediği kadar kabul etsin. Bu Türkiye'de bir kırılma noktasıydı. Bu kırılma noktasında da hükümet başarılı oldu. Ertesi gün cevabını verdi ve halkın oylarıyla da cevabı kesinleşti. Şimdi böyle bir yanlışlığın filanca yerde veya falan sitede bulunması elbette o yanlışlık kadar büyüktür. Dolayısıyla kaldırılır, kaldırılmaz. Biz hükmümüzü koyduk millet olarak. 27 Nisan akşamı konan şey yanlıştır.
Onu muhafaza ederseniz yanlışlığı muhafaza edersiniz. Kavga edecek halimiz yok ama onu oradan kaldırırsanız o yanlışlığa son vermiş olursunuz. Bunun kararını ilgililer mutlaka verecektir."
Arınç, protokol konusunun da kurumlar arasında çok tartışıldığını belirterek, iyi bir protokol düzenlemesine ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Arınç, "30 Ağustos, zafer günüdür. Bu zaferin sahibi Türk milletidir ve Türk milletinin ordusudur. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adı, Atatürk'ün tabiriyle TBMM ordusudur. Hilmi Özkök Paşamız ilk defa bu tabiri kullandı. Bunun yasal dayanağının Atatürk'ün direktifleri olduğu ortaya çıkmıştı. 30 Ağustos törenlerinde bir teamül var. Genelkurmay Başkanlığı'nda
bulunursunuz, sıraya girersiniz, önde Meclis Başkanı, arkada Başbakan, bakanlar, siyasi parti liderleri. Ordumuzu tebrik çok güzel bir şey. Bu illerde de yapılır, garnizonlar ziyaret edilir ama bunun usulünün olmasında ve Meclis Başkanlığı gibi, Başbakan gibi protokolde ciddi değer vermekle bu iş yapılabilir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.