Başbakan Yardımcısı Arınç, "Türk Arap Medya Forumu"na Katıldı

Başbakan Yardımcısı Arınç, Türk Arap Medya Forumuna Katıldı
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, halkın iradesine karşı durmaya çalışmanın nafile olduğunu ve kimsenin tarihin akışını tersine çevirmeye muktedir olmadığını belirterek, "Bu bağlamda Suriye'de can kaybına neden olan gelişmeleri büyük bir kaygıyla izliyoru

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, halkın iradesine karşı durmaya çalışmanın nafile olduğunu ve kimsenin tarihin akışını tersine çevirmeye muktedir olmadığını belirterek, "Bu bağlamda Suriye'de can kaybına neden olan gelişmeleri büyük bir kaygıyla izliyoruz" dedi.

Arınç, Conrad Otel'de düzenlenen "Türk Arap Medya Forumu"nun açılışında konuştu. Kardeş ülkeler için değişim ve dönüşümün adalet istikametinde olmasının, kaosun değil barış ve huzurun egemen olmasının en büyük dilekleri olduğunu anlatan Arınç, "Türkiye olarak bizim tüm çabamız bu istikamettedir. Dış politikamızın da, iç politikamızın da esası hukuk ve adalet eksenin bölgesel ve küresel barıştır. Biz kardeşlerimizin acı çekmesini değil, huzur ve mutluluğa ermesini diliyoruz" diye konuştu.

Devletin topluma ait olduğunu anlatan Arınç, devleti toplumun şekillendirdiğini, yöneticilere düşen görevin ise bu değişmez ilkeye tabi olmak olduğunu vurguladı. Arınç, "Devlet adamı toplumun hizmetinde olan kimsedir. Toplumun rızası istikametinde karar almak, toplumun talepleri doğrultusunda ülkesini, milletini temsil etmek durumundadır. Bütün insanlık tarihi göstermektedir ki halka rağmen hiçbir yönetimin işbaşında olması, halka rağmen hiçbir rejimin ayakta kalması mümkün değildir. Arap Baharı'nın

yerini kara kışa bırakamaması ve gerçek bir bahara dönüşmesi için biz siyasetçilerin, siz medya mensuplarının ve bütün aydınların yeni sorumluluklar üstlenmesi gerekiyor" dedi.

Arınç, yaşanan devrimlerin yıkıcı ve tahrip edici değil, direnişçi ve inşa edici olabilmesinin, duygusallığın mutlaka kontrol edilmesine bağlı olduğunun altını çizerek, böyle süreçlerin çoğu zaman kontrol edilmesinin güç zorluklar getirdiğini, kötü niyetli olanlara da fırsatlar sunduğunun altını çizdi. "Buna imkan vermemek için olabildiğince hassasiyet göstermek zorundayız" diyen Arınç, şöyle devam etti:

"Harici müdahalelere karşı azami ölçüde dikkatli olalım ve art niyetlilerle hiçbir zaman fırsat vermeyelim. Peygamber efendimiz 'fitne uykudadır, uyandığında lanet olsun' diyerek bize ebedi bir uyarı bırakmıştır. Unutmayalım kabile asabiyeti bir cahiliye geleneğidir ve insanı eşrefi mahlukat olarak gören bizim medeniyetimizde, bizim inanç sistemimizde reddedilmiştir. Allah'ın vahyine muhatap olan insanlar birbirileri üzerinde üstünlük iddiasında bulunamazlar. Dolayısıyla Arap Baharı'nın önündeki en büyük

mesele kanaatimce fitneyi bertaraf etme meselesidir. Ayrılığa düşmemek, farklılıkların altını çizmemek, mezhep ve meşrep ashabının tuzağına düşmemek özellikle bu süreçte hayati derecede önemlidir. Tarihin en asil milletleri güç ve kuvvetin, silahın, paranın, örgütlenmenin tek belirleyici güç olduğu günümüzde, zayıf düşmüşler ve dünyadaki rekabetin gerisinde bırakılmışlardır. Bütün mesele bu toplumların yeniden özgüvenle organize olması ve dünya sahnesine çıkmalarıdır. Şunu unutmayalım ki bu ülkelerin

dünyaya sunacakları değerlere bütün insanlığın ihtiyacı ve hasreti vardır."

Türkiye'nin, sürecin başından beri dostluk ve kardeşlik elini uzatmaya azami özen gösterdiğinin altını çizen Arınç, Tahrir Meydanı'ndan Şam'a, Tunus'a kadar Türkiye'nin sesinin milyonların kabinde yankılanmasının bir tesadüf olmadığını vurguladı. Arınç, Türkiye'nin bu coğrafyaya yüreğini açtığımı ve açılan bu yüreğin karşılık bulduğunu ifade ederek, bütün meselenin bu olduğunu söyledi. "Bazılarının belli bir kasıtla ifade ettikleri gibi Türkiye'nin rol model olma gibi bir hevesi ve iddiası yoktur" diyen

Arınç, "Rol modellik, başkaları tarafından belirlenen bir rolün, senaryosunu başkalarının yazdığı, yönetimini başkalarının üstlendiği bir ortamda sergilenmesi ve sahnelenmesidir. Türkiye hür iradesiyle, tarihi tecrübesini, toplumsal, siyasal ve kültürel birikimin, sahip olduğu imkan ve kaynakları Orta Asya'dan Orta Doğu'ya, Balkanlar'dan Afrika'ya paylaşmakta ve bu paylaşımdan büyük onur duymaktadır. Türkiye barışın ve adaletin güvencesi olmak için azami gayret göstermeye kararlılıkla devam edecektir.

Kendimiz için istediğimizi, komşularımız, akrabalarımız ve kardeşlerimiz için de istiyor, bu istikamette bir siyaset takip ediyoruz. Zaten bizim bütün derdimiz kardeşlik hukuku temelinde dost ve kardeş ülkelere yardımcı olmaktır" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ortak geleceğin dayanışma ruhuyla hep birlikte inşa edilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bölgemizi bir istikrar havzası haline getirmek amacıyla çalışmak bizlerin ortak sorumluluğu ve görevi olmalıdır. Halkın iradesine karşı durmaya çalışmanın nafile olduğunu ve kimsenin tarihin akışını tersine çevirmeye muktedir olmadığını düşünüyoruz. Bu bağlamda Suriye'de can kaybına neden olan gelişmeleri büyük bir kaygıyla izliyoruz."

Arap Birliği'nin Suriye'deki krizin aşılmasına yönelik sarf ettiği çabalara rağmen, Suriye yönetiminin Arap Birliği'nin tarafından kendisine yapılan çağrıları yanıtsız bıraktığını anlatan Arınç, Arap Birliği'nin, Suriye'deki kardeşlerini hedef alan şiddet olaylarına artık tahammül etmeyeceğini, Suriye yönetimine karşı bazı yaptırımlar kabul etmek suretiyle bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Ulusal düzeyde bir takım önlemler almalarının kaçınılmaz hale geldiğini anlatan Arınç, şunları söyledi:

"Toplantımız devam ederken Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu tarafından bu önlemler açıklanmıştır. Bu alacağımız önlemler kardeş Suriye halkının olumsuz etkilenmemesini temin etmektedir. Bizim yönetimlerle ve onların tak üstünlük iddiasında buip ettikleri politikalarla anlaşmadığımız, uzlaşmadığımız, eleştirdiğimiz yönler olabilir ama Suriye halkı kardeşimizdir. Onların günlük hayatlarında herhangi bir zarar görmemesi de amacımızdır. Türkiye stratejik anlamda elinde bulunan su ve elektrik imkanını

Suriye halkının zarar görmemesi amacıyla önlemler paketine dahil etmemiştir. Yine eskiden olduğu gibi Suriye halkına su vermeye devam edecek ve Suriye halkının karanlıkta kalmaması için elektrik devamlı olarak kendilerine verilecektir. Ancak aldığımız önlemleri de dikkatlerinize sunmak istiyorum."

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.