Başbakan Yardımcısı Arınç, Büyükelçilere Akşam Yemeği Verdi
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ''Son dönemde dış politikada etkin ve birçok alanda bütün dünya sathına yayılan, sürekli, belli bir aktivite, ahenk içinde dış politikayı yürütebilmemizde en önemli faktör, bu başarıda süreklilik arz eden bir siyasi iradenin varlığıdır'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Arınç, 4. Büyükelçiler Konferansı'nda bir araya gelen büyükelçilere, Vilayetler Evi'nde verdiği akşam yemeğine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da katıldı. Yemekte bir konuşma yapan Davutoğlu, Dünyada uluslararası ilişkilerde son derece dinamik bir seyrin yaşandığını belirterek, ''Bizim gibi ülkelerin, yani coğrafi ve tarihi derinlik anlamında, birçok konuyla aynı anda iştigal etmek, onlarla meşgul olmak, onlara her an cevap oluşturmak durumunda olan ülkelerin belki de ihtiyaç
hissettikleri en önemli hususlardan birisi güçlü bir siyasi iradenin varlığıdır'' dedi.
AB'de, birçok önemli büyük ülkenin dış politikasında en önemli zaafın, koordinasyonda ve iradede ortaya çıktığını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:
''Son dönemde dış politikada etkin ve birçok alanda bütün dünya sathına yayılan, sürekli, belli bir aktivite, ahenk içinde dış politikayı yürütebilmemizde en önemli faktör bu başarıda süreklilik arz eden bir siyasi iradenin varlığıdır. Strateji planlamanın belki de en önemli unsuru budur. Sayın Başbakanımızın liderliğinde son 9 yıl içerisinde aynı hükümetlerin devam ediyor olması, 2003'te nasıl dünyaya bakılıyorsa, uluslararası ilişkilere ve Türkiye'nin uluslararası ilişkilerindeki konumuna nasıl
bakılıyorsa o sürekliliğin devam ediyor olması, Türkiye'ye son 9 yıl içerisinde çok büyük bir avantaj sağlamıştır. Türkiye süratli karar alabilen, aldığı bir kararı ısrarla takip edip neticelerine ulaşabilen bir dış politika anlayışını hayata geçiriyor''.
Geçen yıl katıldığı bir toplantıda AB bakanlarının kendisine ''Türkiye bu yoğunlukta dış politikayı nasıl yürütebiliyor?'' diye sorduğunu anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:
''Ben de şu cevabı verdim: Türkiye şu anda bir krizle karşı karşıya kalsa herhangi bir ülkeyle bizim o krizle ilgili bilgi toplamamız ilgili büyükelçilerle konuşmamız, bir karar oluşturmamız saatlerle ifade edilir. Bu bilgileri toplarız, süratle o krize dönük olarak bir politika geliştiririz. Sayın Başbakanımızla, Cumhurbaşkanımızla, ilgili bakan arkadaşlarımız varsa onlarla hemen temas ederiz ve birkaç saat içerisinde belli bir politika geliştirebiliriz. Ama aynı kriz konusunda AB'nin bir politika
geliştirebilmesi için 27 ülkeden tek tek görüş oluşması lazım. Onun bir konsolide edilmesi lazım. Bu bir beyan bile olsa birkaç gün sürüyor bazen o arada başka bir kriz çıkmış oluyor. Bu AB'yi tenkit anlamında değil, karar verme mekanizmalarının sürekliliğindeki, çabukluluğundaki önem anlamında söylüyorum. Son 9 yıl içinde aldığımız her dış politika kararı hükümetimizin, siyasi iradesi olarak ortaya konan her dış politika kararı alınma süreci itibariyle çok dinamik ve çabuk, uygulama itibariyle de
süreklilik arz eden bir politika oldu.''
Davutoğlu, 2005'te ''Afrika açılımı'' ilan ettiklerini anımsatarak, 2005'te başlatılan Afrika açılımının meyvelerini verdiğini, 2008 yılında Türkiye-Afrika stratejik platformunun oluştuğunu, 2009'dan itibaren de 15 yeni Afrika Büyükelçiliğinin devreye girdiğini anlattı. Siyasi iradenin gücünün önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, 2003'ten bu yana 4 dışişleri bakanının geldiğini, bu geçişlerde sürekliliğin olmasının, Türkiye'ye büyük imkanlar oluşturduğunu söyledi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.