Başbakan ulusa seslendi
Yayınlanma:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaşanan büyük global krizin dünyadaki etkilerinin de yavaş yavaş hafiflemeye başladığını belirterek, "Bugün dünyanın saygın otoriteleri krizden en hızlı ve en hafif hasarla çıkacak az sayıdaki ülke arasında Türkiye"yi öne çıkarmaktadır. Bizim de tespitlerimiz bu yöndedir, bunu da güzel bir haber olarak buradan sizlere müjdelemek istiyorum" dedi.
Başbakan Erdoğan, Haziran ayı Ulusa Sesleniş konuşmasında, Türkiye"nin son yıllarda gerçekleştirdiği büyük değişim atılımını kesin bir kararlılıkla sürdürdüğünü söyledi. Büyük hedefleri olduğunu, bu hedeflere ulaşmak için de büyük bir dikkat ve kararlılıkla atılması gereken bütün adımları gecikmeden attıklarını vurgulayan Erdoğan, son bir yıl içinde dünyanın içine sürüklendiği son derece olumsuz şartlara rağmen ne hedeflerde, ne bu hedeflere yönelik icraatlarda bir sapma ve tereddüt yaşamadıklarını kaydetti.
"Bugün yola çıktığımız günkü kadar kararlı ve azimliyiz ülkemizi, milletimizin fazlasıyla layık olduğu o mutlu ve müreffeh yarınlara ulaştırmak için bu azim ve kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diyen Erdoğan, milletle birlikte inanç ve dirayetle yürüttükleri bu çalışmaların doğruluğunun her geçen gün biraz daha fazla ortaya çıktığını dile getirdi. Türkiye"nin zorlukları aşma konusunda önemli eşikleri atladığını, tünelin ucunda ışığı bütün parlaklığıyla gördüğünü ifade eden Erdoğan, bunun kendileri için büyük bir sevinç ve mutluluk kaynağı olduğunu söyledi. Yaşanan büyük global krizin dünyadaki etkilerinin de yavaş yavaş hafiflemeye başladığını belirten Erdoğan, "Bugün dünyanın saygın otoriteleri krizden en hızlı ve en hafif hasarla çıkacak az sayıdaki ülke arasında Türkiye"yi öne çıkarmaktadır. Bizim de tespitlerimiz bu yöndedir, bunu da güzel bir haber olarak buradan sizlere müjdelemek istiyorum" dedi.
"Krizi iyi yönettik"
Başbakan Erdoğan, hem Türkiye"de, hem dünyada global krizden çıkış yolunda bir seyir içine girilmiş olması ne kadar önemliyse, bundan sonra alınan tedbirlerin, uygulanan politikaların aynı titizlik ve dikkatle uygulanmasının da o kadar önemli olduğuna dikkati çekti. Erdoğan, "Hükümet olarak bu krizin başladığı ilk günden bugüne iyi bir kriz yönetimi uyguladığımız kanaatini taşıyorum. Nitekim son günlerde bazı uluslararası değerlendirme kuruluşlarının yaptıkları açıklamalar da bu kanaatimizi teyit
etmektedir" diye konuştu.
Krizin ilk işaretlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte tedbirleri almaya başladıklarını, birçok önemli adım attıklarını, 70 ayrı uygulama başlattıklarını belirten Erdoğan, bugün de bu atılan adımların meyvesini aldıklarını söyledi. Başbakan Erdoğan, "Ama asla rehavete de kapılmıyoruz, krizin her aşamasını yakından takip ediyor, her aşamada yapmamız gerekenleri gecikmeden yapıyoruz. Krizin aşılmasında bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de en etkili tedbirler, daralma seyrine giren ekonomileri yeniden canlandırmaya dönük teşvik tedbirleri olmuştur. Biz ülke olarak bu teşvik uygulamalarının faydalarını büyük ölçüde gördük. Ekonomideki daralmanın sıkıntılarını belli bir seviyede tutmayı başarmamızda bu teşvik hamlelerinin büyük payı olmuştur" şeklinde konuştu.
Şimdi de daralmayı yeniden gelişmeye, ekonomik durgunluğu yeniden canlandırmaya dönük teşvik adımlarını atmaya devam ettiklerini belirten Erdoğan, Haziran ayının başında üç kısımdan oluşan yeni ve kapsamlı bir teşvik paketini uygulamaya koyduklarını hatırlattı. Bu paketin Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı teşvik paketi olduğuna da işaret eden Erdoğan, bu paketin ekonomi ve bölgelere getirdiği çeşitli kazanımlarla 500 bin vatandaşa iş sağlamayı öngördüklerini yineledi. Erdoğan, "Umudumuz odur ki, alınan bu tedbirler krizin etkilerini bertaraf etmekle kalmayacak, kriz sonrası şartların Türkiye lehine şekillenmesinde de büyük pay sahibi olacaktır. Hem bizim yatırımcılarımızın, hem de yabancı girişimcilerin projeleri için en uygun zemini Türkiye"de bulabilecekleri şartları tesis etmeye gayret ettik" dedi.
Konuşmasında teşvik paketinin, yatırımcılardan istihdam bekleyen insanlara kadar, ekonomiye neler getirdiğini, hangi imkanları sunduğunu ana başlıklarıyla anlatan Erdoğan, yatırımları teşvik için getirdikleri bu avantajların, ilgili kesimlerde genellikle olumlu karşılandığını, yatırımlar noktasında memnun edici bir hareketliliğin başladığını kaydetti.
"Teşvikte duygusal ve keyfi davranma lüksümüz yok"
Ama bu süreçte kamuoyunca merak edilen bazı hususların da ortaya çıkabildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bu paketi hazırlarken bizim amacımız, kaliteli, işlevsel ve özellikle de adaleti gözeten bir teşvik sistemi oluşturabilmekti. Bunun önemli ölçüde başarılmış olduğuna inanıyorum. Elbette böyle büyük kapsamlı düzenlemelerde, herkesi aynı anda memnun etmek mümkün olmuyor. Grupları oluştururken, sektörleri belirlerken kullandığımız kriterler tartışma konusu yapılabiliyor, bunlar doğaldır. Ama bizim de her başlıkta bir vasat belirlememiz, resmin bütününü gözden kaçırmamamız gerekiyor. Somut, bilimsel veriler, istatistik gerçeklerle hareket ediyor, imkanları en verimli biçimde harekete geçirmeye çalışıyoruz. Mesela illerimizin gelişmişlik oranlarını belirlerken 52 farklı kriterden yola çıkarak karar veriyoruz. Bu 52 kriter arasında illerimizdeki okul sayısından hastane sayısına, öğretmen sayısından doktor sayısına, yol durumundan su durumuna, nüfustan okur-yazarlığa kadar pek çok veri yer alıyor. Bu kriterler yine tamamen objektif biçimde değerlendiriliyor ve neticeye ondan sonra ulaşılıyor. Böyle uygulamalardan fayda sağlanabilmesi için bu değerlendirmenin yapılması şart; hiçbirimizin duygusal ya da keyfi davranma lüksümüz yok. Eğer bu paketten ekonomimiz fayda sağlayacaksa, nihayetinde Türkiye"nin tamamı yine bundan fayda görecektir, bu noktada her insanımızdan anlayış bekliyoruz. Aldığımız her mesafe Türkiye"nin hanesine yazılan bir kazanım olacaktır, bu gerçeği her insanımızın görmesi, bu şuurla hareket etmesi bir mecburiyettir."
İşsizliğe çare
Bu teşvik paketiyle Türkiye"nin önemli sıkıntılarından biri olan işsizliğe çare olacak, istihdamı arttıracak bazı önemli yenilikler de getirdiklerini belirten Başbakan Erdoğan, bu kapsamda 120 bin işsize çeşitli sosyal programlarda çalışmaları karşılığında istihdam imkanı sağlandığını, 200 bin işsize günde 15 TL ödeme yapılmak üzere meslek eğitimi, 10 bin kişiye de girişimcilik eğitimi verildiğini bildirdi. Yine günlük 15 TL ödeme yapmak suretiyle 100 bin gencin mesleki becerilerini geliştirmeleri amacıyla stajyer olarak istihdam edileceğini belirten Erdoğan, "Nitekim Nisan 2009 sonundaki istihdama ilave istihdam sağlayan işyeri sahiplerine 6 ay boyunca işveren primi muafiyeti getiriyoruz. Bu açılımlarla, yaklaşık 500 bin işsizimizin istihdam edilmesi, meslek edinmesi, becerilerini geliştirmesi ve en önemlisi bir gelire sahip olması sağlanacak.
Bu uygulamaları yaşadığımız şu sıkıntılı dönemde işsizlik derdine belli ölçüde çare olacak çok önemli bir açılım olarak görüyoruz" dedi.
Başbakan Erdoğan, teşvik paketinde KOBİ"leri de unutmadıklarını ifade ederek, yeni uygulamayla yıllık cirosu 25 milyon TL"nin altında olan, en fazla 250 işçi çalıştıran KOBİ"lerin kredi garanti desteğinden yararlanabileceklerini, alacakları kredinin yüzde 65"ine Hazine desteği ile Kredi Garanti Kurumunca kefalet sağlanacağını da hatırlattı.
"Krizin Türkiye"yi etkilemediğini asla söyleyemeyiz"
Yaşanılan olumsuzlukların gündelik hayata getirdiği külfetleri en aza indirmek için hükümet olarak bundan sonra da tedbirler almaya devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Dünyayı sarsan bu büyük krizin ülkemizi etkilemediğini asla söyleyemeyiz. Ancak dünya ülkeleriyle kıyaslandığında, Türkiye"nin bu zor dönemi en az hasarla atlatan ülkeler arasında olduğu da bir gerçektir. Bizim başından beri söylediğimiz bu husus, şimdi dünyanın önde gelen ekonomistleri ve kredi değerlendirme kuruluşlarının yetkilileri tarafından da ifade ediliyor. Ekonomik göstergeler, bu sıkıntılı dönemin etkilerinin yavaş yavaş azalmaya başladığını ortaya koyuyor, bu son derece sevindirici bir gelişmedir" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, kapasite kullanım oranlarında son gelen verilerin bir ay önceye göre 3,6"lık bir artış yaşandığını ortaya koyduğunu, Mart ayı işsizlik rakamlarının yüzde 15,8 olarak açıklandığını ve orada da bir önceki aya göre az da olsa bir düşüş kaydedildi beğini belirtti. Şubat ayından Mart ayına iş gücü arzının yaklaşık 342 bin kişi arttığını, buna rağmen işsiz sayısının 25 bin kişi azaldığını belirten Erdoğan, bunu "son derece sevindirici" olarak nitelendirdi.
Kredi kartı borçlarına kolaylık
Başbakan Erdoğan, umutlarının bu iyimser tablonun daha da güzel seviyelere yükselmesi olduğunu belirterek, bu olumlu seyri korumak için çok yönlü olarak gerekli düzenlemeleri yaptıklarını söyledi. Vatandaşların her türlü mağduriyetlerine çözüm getirmeye çalıştıklarını da belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bildiğiniz gibi çok sayıda vatandaşımız kredi kartlarıyla ilgili çeşitli sıkıntılar yaşıyorlardı. Bu sıkıntıları gidermek için hükümet olarak çok köklü bir düzenleme yapıyoruz. Hazine Müsteşarlığımız, Merkez Bankamız, BDDK ve Bankalar Birliği"nin ortak çalışmasıyla, 874 bin 657 kredi kartı borçlusu vatandaşımızı rahatlatacak çok önemli bir fırsat sunuyoruz. Kredi kartı ödemelerinde sıkıntı yaşayan vatandaşlarımızın bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceklerine inanıyorum, inşallah bu sıkıntılar bu yeni düzenlemeyle giderilecektir. Ekonomik durgunluğa bir çare olarak bildiğiniz gibi Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi"ni 3 ay süreyle indirmiştik. Piyasalardaki canlanmayı teşvik amacıyla otomobil, beyaz eşya, bilgisayar ve mobilyada farklı oranlarda indirimler yaparak bu süreyi 30 Eylül 2009 tarihine kadar bir kez daha uzattık. Bütün bu tedbirlerin amacına ulaşacağını, ekonomik canlanmanın kısa zamanda her alanda etkisini hissettirmeye başlayacağını tahmin ediyoruz. Burada hepimize düşen görev Türkiye"nin istikrarını korumak, felaket senaryolarına itibar etmeden bütün enerjimizle yola devam etmektir."
"AB üyeliği "araç", asıl amaç Türkiye"yi muasır medeniyet seviyesinin ötelerine taşımak"
Başbakan Erdoğan, Türkiye"nin sadece ekonomide değil, her alanda değişim hedeflerini kovalamaya kararlılıkla devam ettiğini belirterek, bu hedeflerden en önemli olanlarından birinin Avrupa Birliği tam üyeliği olduğunu vurguladı. Erdoğan, "Müzakerelere başlama tarihi aldığımız 2004 yılında ve müzakerelere başladığımız 2005 yılında bu konuda ne kadar arzulu ve istekli isek bugün de aynı duygular içerisindeyiz. Hükümet olarak müzakereleri ilk günden bugüne kararlılıkla yürütmenin gayreti içinde olduk. Avrupa Birliği üyeliği, bugün de milletimizin büyük bir kısmının benimsediği, önemsediği, değer verdiği bir hedeftir" diye konuştu.
Süreç boyunca insanların bu hedefe yoğunlaşması ve Avrupa Birliği üyeliği konusundaki toplumsal mutabakatın güçlü kalması için çaba gösterdiklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye"nin zorluklar ve sıkıntılar yaşadığı dönemlerde bile bu konuyu gündem eksik etmediklerini de belirtti. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ancak üzülerek ifade ediyorum ki, aynı özeni, aynı hassasiyeti, aynı düşünceyi Avrupa Birliği üyesi ülkelerden göremediğimiz zamanlar oldu. Bazı Avrupalı liderlerin ve siyasetçilerin Türkiye"ye karşı ortaya koydukları bazı davranış ve söylemler zaman zaman hem milletimizi yaraladı, hem de şevkimizi kırdı. Son olarak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bu olumsuz tavra bir kere daha şahit olduk. Bazı Avrupalı siyasilerin iç politika hesaplarıyla Türkiye"nin AB üyeliği konusunu istismar etmesi bizi üzüyor, ülkelerimiz arasındaki ilişkilere de maalesef zarar veriyor. Biz inanıyoruz ki, Türkiye"nin AB üyeliği, farklı inanç ve kültürlerdeki toplumların birbirine yakınlaşması ve dünya barışı için bulunmaz bir imkandır. Birliği tek boyutlu, tek kimlikli, tek kültürlü olmaktan çıkaracak, medeniyetleri AB çatısı altında buluşturacak çok değerli bir fırsattır."
"AB"den iyi niyet ve samimiyet bekliyoruz"
Türkiye"nin büyük bir heyecan ve samimiyetle sahiplendiği AB üyeliği sürecinin her türlü istismardan, küçük menfaatler elde etmeye yönelik her türlü popülist hesaptan korunması gerektiğini belirten Erdoğan, bu hedefin sadece Türkiye"nin değil Avrupa Birliği"nin de hedefi olduğunu, böyle görülmesi, üyelik müzakerelerine bu hassasiyetle yaklaşılması gerektiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, "Türk tarafı olarak, bütün bu yadırgadığımız tutum ve davranışlara rağmen, müzakere sürecinin gereklerini behemehal
yerine getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz. Avrupa Birliği"nin, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi gibi ortak değerler etrafında şekillenen bir medeniyet zemini olduğuna inanmaya devam ediyoruz. Burada önemli olan insanlığın geleceği için yegane umut olarak gördüğümüz bu medeniyet değerlerini canlı tutmaktır. Bunu başarma gayreti içindeyiz, bizi üzen bu yanlışların da zaman içinde ortadan kalkacağına inanmak istiyoruz. Ancak bu iyi niyetli yaklaşımı, bu samimi çabayı Avrupalı dostlarımızdan da bekliyoruz. Bu sürecin başında bize verilen sözlerin tutulmasını beklemek bizim hakkımız" şeklinde konuştu.
Türkiye"nin AB ile üyelik sürecinin hedefinde "tam üyelik" olduğunun bütün Avrupa Birliği ülkeleri tarafından oybirliğiyle kabul edildiğini belirten Erdoğan, müzakere sürecinin herhangi bir safhasında bu hedefler dışında bir hedefin ortaya konmasını kabul etmeyeceklerini vurguladı. Erdoğan, "Müzakereler devam ederken Türkiye"nin statüsünün sürekli tartışma konusu yapılmasını, üyelik statüsünün değiştirilmek istenmesini ahde vefa ile bağdaştıramıyoruz" dedi.
Türkiye"nin Avrupa Birliği üyeliğini samimiyetle istediğini, bunun gereği olan çalışmaları büyük bir istek ve heyecanla gerçekleştirdiğini kaydeden Erdoğan, "Bizim amacımız her şeyden önce Türkiye"nin her alanda çıtasını yükseklere taşımak, toplumumuza her alanda en yüksek standartları kazandırmaktır. Biz AB yolunda attığımız bütün iyileştirme adımlarını öncelikle kendi ülkemiz, kendi insanlarımız için atıyoruz. Müzakerelerin öncesinden başlamak üzere belirlediğimiz takvim üzerinde kararlılıkla
ilerliyoruz. Bu süreçte zaman zaman küçük aksaklıklar da, gecikmeler de olabilir, ama asla ilerleme irademizi kaybetmiyoruz. Ülke olarak ortaya koyduğumuz bu tartışılmaz iradenin Avrupa Birliği tarafından iyi değerlendirilmesi, Türkiye"nin hissiyatının iyi anlaşılması gerekir" diye konuştu.
İstisnai olarak gördükleri olumsuz tavırları bir yana bırakarak sürecin gereklerini aynı kararlılıkla yerine getirmek için bundan sonra da büyük gayret göstereceklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Türkiye Büyük Millet Meclisi"nin takvimine bakmak bile bu konuda ne kadar samimi bir gayret içinde olduğumuzu anlamaya yetecektir. Aynı Avrupa Birliği"nin de aynı samimiyet çizgisinde birleşmesi zaruret halini almıştır, bunu da altını çizerek sizlerin huzurunda ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.
AB büyükelçilerine verilen yemek
AB"ye tam üyelik konusundaki hassasiyeti her vesileyle ifade ettiklerini vurgulayan Erdoğan, 22 Haziran"da AB üyesi ve aday ülkelerin büyükelçilerine Ankara"da bir yemek verdiklerini hatırlattı. Büyükelçilere Türkiye"nin AB üyeliği konusundaki ciddiyetini anlatarak, müzakere sürecindeki samimi gayretleri ve kendilerinden beklentileri detaylarıyla ifade ettiklerini aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Hemen ardından Brüksel"de katıldığımız Crans Montana Forumu"nda da, burada yaptığımız baş başa görüşmelerde de bu görüşlerimizi muhataplarımıza bir kere daha etraflıca anlatma imkanı bulduk. Bu ziyaretimiz sırasında görüştüğümüz AB Komisyon Başkanı Sayın Barroso ile AB"nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Sayın Olli Rehn başta olmak üzere birçok Avrupalı lidere de kararlılığımızı ve beklentilerimizi ifade ettik. İnanıyorum ki bu yakın temaslar neticesinde bu ilişkinin her iki taraf için de son derece faydalı bir ilişki olduğu çok daha iyi kavranabilecektir. Türkiye"nin yönü bellidir, rotası bellidir, güzergahı bellidir. AB üyeliği bu yolda bir araçtır, asıl amaç Türkiye"yi muasır medeniyet seviyesinin ötelerine taşımaktır. İnsanlarımızı uzun yıllardır yaşadıkları sıkıntılardan kurtarmak, refaha kavuşturmaktır."
Türkiye"deki rejim tartışmaları
AB üyeliği çerçevesinde asıl amaçlardan birinin de demokrasinin çıtasını tartışılmaz bir seviyeye çıkarmak, adaleti insan hakları ve özgürlüklerinin güvencesi haline getirmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, diğer amaçları da şöyle sıraladı:
"Türkiye"yi rejim tartışmalarının, krizlerin, antidemokratik alışkanlıkların çok ötesine taşımak, bu milletin üstündeki ağırlıkları kaldırmaktır. Çocuklarımıza gurur duyacakları, umut bağlayacakları, başlarını dik tutacakları bir Türkiye bırakmaktır. Ülkemizi dünyada itibarlı, her zeminde ağırlığı olan, barışa ve insanlığa en üst seviyede katkıda bulunan lider bir ülke konumuna taşımaktır. Her alanda geleceğin dünyasına hazırlanan dinamik bir ülke konumuna getirmektir. Biz bunları ülkemiz için, milletimiz için istiyoruz. İnanıyorum ki global krizin etkilerini en kısa zamanda bütünüyle üstümüzden atarak gelişme hızımızı yeniden arttıracağız. Meselelerimizi demokrasi içinde çözerek ilerleyecek, başlattığımız büyük değişim atılımını tamama erdireceğiz. Bu mücadelemiz insanlarımız rahata erinceye, bütün yüzler gülünceye, bütün gönüller şenleninceye kadar sürecek. Türkiye mutlaka özlemini çektiği mutlu ve müreffeh günlere kavuşacak."
(İHA)

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.