Başbakan Erdoğan, Ulusa Seslendi...(2)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bedelli askerlik bugün için hükümetimizin temennisi olmaktan ziyade, Türkiye'nin mevcut şartları gözetildiğinde bir mecburiyet haline gelmiştir" dedi.
Başbakan Erdoğan, Kasım ayı Ulusa Sesleniş konuşmasında, 23 Ekim'de merkez üssü Van'ın Tabanlı köyü olan 7.2 şiddetinde bir deprem meydana geldiğini hatırlatarak, bu büyük felaketin, Van ve Erciş başta olmak üzere yürekleri yakan can kayıplarına, mal kayıplarına yol açtığını söyledi. Tam da bu depremin yaralarını sarmak için yoğun bir çaba harcarken, Van'da, 9 Kasım'da bu kez 5,6 büyüklüğünde yeni bir deprem daha meydana geldiğini ifade eden Erdoğan, bu ikinci depremin, maalesef, bölgedeki yaşam
şartlarını, yardım çalışmalarını önemli ölçüde olumsuz etkilediğini kaydetti. İnsanların, sağlam dahi olsa evlerine girmekten çekindiklerini ve neredeyse şehrin tamamı olan 1 milyonu aşkın nüfus için barınma ihtiyacı ortaya çıktığını ifade eden Erdoğan, şiddetli soğuklar ve karın, böyle afet durumlarında ilk adres olan çadırları yetersiz hale getirdiğini söyledi. Erdoğan, "Bütün olumsuz şartlara rağmen, hükümet olarak, Cumhuriyet tarihimizin en hızlı müdahalesini, en hızlı yardım seferberliğini
gerçekleştirdik" dedi.
Erdoğan, yardım hesaplarında toplanan, yurtiçi ve yurtdışından gelen yardımların miktarının 227 milyon liraya ulaştığını, acil yardım ödenekleri dahil olmak üzere, Van'a gönderdikleri yardımın nakit karşılığının 341 milyon lira olarak gerçekleştiğini bildirdi. Bölgeye yapılan yardımlar hakkında bilgi veren Erdoğan, "Elbette eksiklerimiz vardır, olacaktır da. Dünyanın en büyük ekonomileri, en gelişmiş ülkeleri dahi böylesi büyük felaketler karşısında maalesef aciz kalabiliyor. Amerika'daki kasırga
felaketlerinde, İtalya'daki sel felaketinde, Avrupa'daki volkanik patlamalarda en gelişmiş ülkelerin mevcut imkanlarının dahi yetersiz kaldığını müşahede ettik. Bizler, şu anda bütün gayretimizle, bütün samimiyetimizle Van'daki yaraları sarmak için çaba harcıyoruz. Türkiye'nin, vatandaşlarımızın, Vanlı kardeşlerimizin gönlü ferah olsun diyorum. Biz, hiçbir vatandaşımızı, hiçbir kardeşimizi asla kaderlerine terk etmeyiz, etmeyeceğiz. Ekonomik, ticari, sosyal anlamda, konut, eğitim, sağlık, enerji, sanayi
noktasında, Van için ne gerekiyorsa onu yapıyoruz ve yapacağız. Tabi her şeyi bir anda yapmamız mümkün olmayabilir, şartların çok zor olduğunu biliyorum, ancak bu zorlu süreçte ben Vanlı kardeşlerimden sağduyulu olmalarını, sabırlı olmalarını özellikle istirham ediyorum" diye konuştu.
"BEDELLİ HÜKÜMETİMİZİN TEMENNİSİ DEĞİLDİ"
Bu ay içerisinde, kamuoyunda çok uzun süreden beri, hatta uzun yıllardan beri beklenen bir düzenlemeyi, bedelli askerlikle ilgili bir düzenlemeyi yaptıklarını belirten Erdoğan, bunun yanında dövizli askerlikle ilgili düzenlemede de değişiklikler yaptıklarını hatırlattı. Erdoğan, "Buna göre, dövizli askerlik yapacaklar için hiçbir yaş sınırı gözetilmeksizin, 10 bin Avro bedelle askerlik görevini yapma imkanı getiriyoruz ve 21 gün almaları gereken temel askerlik eğitiminden de muaf tutuyoruz. Henüz fiili
askerlik hizmetine başlamamış ve 30 yaşından gün almış vatandaşlarımız içinse, 30 bin Türk Lirası bedelle, yine 21 gün temel eğitimden muaf tutularak bedelli askerlik uygulaması getiriyoruz" dedi.
Bu düzenlemenin, uzun zamandır hükümetlerinin gündeminde olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ancak, bu uygulamayı hayata geçirebilmek için ülkemizin içinde bulunduğu durumla, kamuoyundaki beklentilerin, taleplerin örtüştüğü bir dönemi bekliyorduk. İlgili kurumlarla yaptığımız istişareler neticesinde, mevcut asker sayımızı ve asker potansiyelimizi de dikkate alarak, bedelli askerlik için gerekli şartların oluştuğuna kani olduk. Keza, bedelli askerlik bugün için hükümetimizin temennisi olmaktan ziyade, Türkiye'nin mevcut şartları gözetildiğinde bir mecburiyet haline gelmiştir. Bakaya sayısındaki
artış, yaptırdığımız anketler, kamuoyu yoklamaları, ilgili kurumlarla yaptığımız istişareler, bedelli askerlik uygulamasının artık kaçınılmaz olduğuna işaret etmektedir. Nitekim, Meclis'te bu konuda büyük oranda bir uzlaşma oluşmuş, muhalefet partileri de bu konuda teklifler hazırlamış ve sunmuşlardır. Şunu temin etmek isterim; getirdiğimiz yaş sınırlaması dolayısıyla Bedelli Askerlik uygulaması, kat'i surette Türkiye'nin terörle mücadelesinde zafiyete yol açmayacaktır; askerlik ve güvenlik hizmetlerinin
aksamasına neden olmayacaktır. Bedelli askerlikle ilgili hazırladığımız kanun tasarısına koyduğumuz bir madde ile bedelli askerlik uygulamasından elde edilecek geliri, şehit yakınlarına, gazilere, özürlülere, muhtaç erbaş ve er aileleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, Jandarma Genel Komutanlığı'na, Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ve emniyet hizmetleri sınıfına mensup vazife malullerine yönelik, sosyal hizmet ve faaliyetlerinin finansmanına aktarıyoruz. Ben, bedelli askerlik uygulamasının, ülkemize,
milletimize, gençlerimize, onların ailelerine hayırlı olmasını diliyorum."
KCK OPERASYONLARI'sırga felaketlerinde, İtalya'da
Kamuoyunda KCK operasyonları olarak bilinen tutuklama ve sorgulamalara da değinen Erdoğan, "Burada şunu herkese hatırlatmak zorundayım; KCK operasyonları, hükümetin emir ve talimatıyla, kararıyla yapılan değil, istihbarat örgütlerimizin ve emniyet birimlerimizin araştırmaları neticesinde, yargının karar verdiği ve yürüttüğü operasyonlardır. Hükümet olarak biz sadece kolluk kuvvetlerimizle sürecin içindeyiz. KCK operasyonlarından dolayı hükümetin hedef alınması, hükümete yönelik kampanya başlatılması son
derece haksız ve yersizdir. Ayrıca, KCK örgütlenmesini, masum bir sivil örgütlenme olarak gösterenler de büyük bir yanılgının içinde olduklarını artık görüyorlar. KCK örgütlenmesi, Kandil'den, İmralı'dan yönetilen, oralardan talimat alan, terörle işbirliği artık netleşmiş olan, devlete paralel bir örgütlenme girişimidir. Son günlerde ortaya çıkan belge ve fotoğraflar, KCK ile terör örgütü, KCK mensupları ile terör arasında nasıl doğrudan bir ilişki olduğunu da tartışmaya mahal bırakmayacak derecede ortaya
koymuştur. Tutuklanan hiçbir belediye başkanı, belediye hizmetlerine, ya da siyasi faaliyetlerine bakılarak tutuklanmamıştır. Her biri, belgesiyle, deliliyle, terörle olan ilişkisine, hukukun dışına çıkan faaliyetlerine bakılarak gözaltına alınmış ya da tutuklanmıştır. Eğer bu gözaltılar ve tutuklular içinde, masumlar varsa, onlar zaten yargı tarafından ayrılacak ve elbette serbest bırakılacaklardır. Ama tüm bir operasyonu, tüm örgütlenmeyi masum göstermek, bu operasyonlar üzerinden, hükümeti,
demokratikleşmeyi tartışma konusu yapmak, hükümete de, yargıya da yapılmış büyük bir haksızlıktır."
KCK operasyonlarını, siyasetçilerin tutuklanması, ifade özgürlüğünün sınırlandırması olarak değerlendirenlerin, ortaya çıkan delillere, belgelere, fotoğraflara, ortaya çıkan gerçeklere bir kez daha bakmaları gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Avukat kisvesi altında teröre lojistik destek sağlayanları lütfen görsünler. Cinayetlerin, provokasyonların, faşizm özleminin bu örgütlerin asıl hedefi olduğunu lütfen idrak etsinler. KCK ve benzeri yapılanmalar, demokrasinin önündeki en büyük tehditlerdir. Demokrasi
geliştikçe, bu demokrasi düşmanları da işlevsiz kalacaktır. İşte onun için, demokrasiden taviz vermeden, ifade özgürlüğünden, temel hak ve özgürlüklerden taviz vermeden bu süreci nihayete erdireceğiz" dedi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.