Başbakan Erdoğan: "Başaramadılar"

Başbakan Erdoğan: Başaramadılar
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “İşte 25’idi. Ne oldu bir şey oldu mu? Yarın 26’sı yine bir şey olmayacak. Bunlar Gezi olaylarıyla da bunu yapmak istediler. 17 Aralık’ta bunu yapmak istediler yine başa...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “İşte 25’idi. Ne oldu bir şey oldu mu? Yarın 26’sı yine bir şey olmayacak. Bunlar Gezi olaylarıyla da bunu yapmak istediler. 17 Aralık’ta bunu yapmak istediler yine başaramadılar. 25 Aralık’ta yine başaramadılar. Şimdi de 25 Mart’tı ortaya attılar yine başaramadılar” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NTV özel yayınında Oğuz Haksever’in sorularını cevaplandırdı. İstanbul, Ankara, İzmir ‘deki seçim yarışıyla ilgili soru üzerine Erdoğan, “Yani bu üçünde de adaylarımız, partimiz sağ olsun başa oynuyorlar ve başarılı olacaklarına inanıyorum. Şuanda gelen kamuoyu araştırmaları bunlar çok çok olumlu. Millet iradesine sahip çıktığını çok açık net gösteriyor. İzmir’deki miting muhteşem. Ankara hakeza öyle. Dün akşam geç saatlerde mitinglerimi yaptım. Trabzon, ordu ikisi de muhteşemdi. Akşam Keçiören ilçesinde bir miting yaptım. Yaklaşık 20-25 bin kişi resmi rakam. Oradan Yenimahalle’ye geçtim. Yenimahalle’de de bir miting yaptım. Orada yine 20-25 bin kişi. Bunlar bu saatlerde oluyor bir düşünün yani. Saat 7-8-9 o civarlarda. Sizlerde belki izlediniz. Bunlar bir şeyi gösteriyor. Üzüm salkımı gibi camlardan balkonlardan herkes işi takip ediyor. Bu seçimin başka bir özelliği var. Bir yerel seçim değil aslında. Bu bir genel seçim havasına girdi aslında. Niye? İşte bu ahlaki olmayan siyaset anlayışıyla oldu bu iş. Eğer ahlaki bir süreç olsaydı bu işe girerken inanıyorum ki çok daha belki dozu düşük olarak böyle bir seçimi gerçekleştire bilirdik. Ama bu dozu farklı bir yere götürdüler. Şimdi millet bunu genel seçime döndürdü. Bu mantık, bu anlayış milletimizle bizim şahsımızla da bütünleşti. Şimdi herkes tabi inanıyorum tabi ulusal ve uluslararası yorumcular Pazar akşamı çıkacak neticeleri gördükten sonra değerlendirmelerini buna göre yapacaklar. Türkiye’de ne oldu? Yerelde Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin kazandı demeyecekler” dedi.

“AK Parti’nin sizin yerel yönetim vizyonu bir ortak vizyonu var gibi geldi. Yeni Türkiye Yeni Sarıyer deniyor bunu bize açar mısınız?” sorusu üzerine Erdoğan şunları söyledi:

“Türkiye yıllar yılı bir mantık, bir anlayışla yönetim biçimiyle maalesef ilkel bir idareyle başbaşa kaldı. Biz AK Parti olarak bir defa bu ilkelliği geride bırakan yani Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak diye koyduğu hedefi yakalayalım istedik. Bu noktada belediye başkanlığımdan başlayan bir süreçte şimdi İstanbul’da yaşıyorsunuz İstanbul bir değişim, dönüşüm yaşadı mı? Yaşadı. Ben CHP’li bir belediyeden aldım. O zaman İstanbul da çöp dağları vardı. İstanbul’da susuzluk vardı. İstanbul’da hava kirliliği vardı. İstanbul o haliyle bizim hedef noktamız da eski İstanbul’du. Şimdi eski İstanbul’u ne yaptık. Çöp dağlarını kaldırdık. Hava kirliliğini yok ettik ve susuzluğu giderdik. Nasıl gidersiniz? Bakın ben önceki CHP’li belediye başkanı yağmur bombası atmak suretiyle su temin edeceğini zannediyordu. Başaramadı. Lüzumsuz paralar gitti. Yalova’dan tankerle su getireceğini söyledi. Halbuki o getirdiği su sadece Kuruçeşme’ye yetmezdi. Fakat biz 180 kilometreden Istranca Dağların tüneller açarak İstanbul’a su getirdik. Hedef 2040’idi. Bununla da kalmadık Melen çayını bu noktada değerlendik ve İstanbul’a su getirdik. Bununla da kalmadık birde boğazın altından biz alternatif geçişler yaptık. Olur ya Terkos girdiğinde biz Ömerli’den karşı taraftan su aktarırız. Karşı taraf sıkıntıya düştüğünde buradan ve dev bir tüneli ayrıca Kadir bey inşa etti. O da var. Bakanı bütün bunların yanında İstanbul’un şuanda bu geçti buna rağmen herhangi bir sıkıntı İstanbul yaşamadı. Yeni bir adım atıyoruz. Kadir bey bu işi daha da arttırdı geliştirdi. Bakın bugün İzmir’de vahşi depolama var çöpte. Modern depolama yok. Ama bizde depolama moderndir.

Bunlar sıradan olaylar değil. Su konusunda bu adımı atarken biz bu rahatlamayı getirirken aynı şeyi Ankara’da da yaptık. Ankara yine bu noktada hamdolsun su sıkıntısı ortadan kalktı. Bakın şimdi Gerede suyunu Ankara’ya taşıyoruz. Onun çalışması yapılıyor. Burası Başkent burada susuzluk diye bir şey olamaz. Zaman zaman borular patlar onlar giderilir. Anında olacak şeyler… Bunu yaptık. Fakat İzmir’in suyunu İzmir halledemedi. Biz Gördes Barajı’nı yaptık. İzmir’in suyunu merkezi yönetim olarak biz hallettik. İzmir belediyesi değil. Halbuki büyükşehir belediyelerinin kendisinin halletmesi gerekir. Biz hallettik. Niye orada da benim vatandaşım var. Onun su sıkıntısı çekmemesi lazım. Bu adımları attık. Şimdi burada atılan adımlar o geçmiş hal eski Türkiye’dir. Susuzluğun olduğu dönem eski Türkiye’dir. Hava kirliliğinin olduğu dönem eski Türkiye’dir. Aynı şekilde çöp dağlarının olduğu il, ilçe neresi olursa olsun eski ildir, eski ilçedir. Ama yeni Türkiye’de modern dünya neyi yaşıyorsa bizde onu yaşacağız.”

“TÜP GEÇİT YAPIYORUZ ORADAN DA OTOMOBİLLER GEÇECEK”

“Başbakan olduğumda Türkiye’de 9 il doğalgaz kullanıyordu” diyen Erdoğan “Doğalgaz ne demektir biliyor musunuz? Doğalgaz ailenin kendi evinde bir defa huzur bulmasıdır. Nasıl? Ne olacak ya kömürle sınırken bir odayı ısıtırsın. Diğer odaları ısıtamazsın. Külü var pisliği var. Allah göstermesi başka tehlikeleri var. Birde evlerin hanımlarının en büyük çilesi iner bodrumdan bunu taşıyacak, şudur budur… Fakat 9 ilden şuanda biz 72 ile çıktık. 9 ilimiz kaldı. Şimdi bu 9 ilimizi de halledeceğiz. 81 ilin 81’inde de doğal gaz olacak. Ve ondan sonrada bazı ilçelere doğruda oralara doğru yöneleceğiz. Yeni Türkiye budur. Yeni Türkiye’de susuzluk olamaz. Yeni Türkiye’de hava kirliliği olamaz. İşte doğalgaz varsa kirliliği olmaz. Yeni Türkiye’de çöp dağları olamaz. Yeni Türkiye bütün yollarıyla cumhuriyet tarihi 79 sene 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldı. Ama biz 12 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Dağları deldik ya… Cumhuriyet tarihinde 83 tane tünel ama 12 senede 112 tünel açtık. Hala yoğun bir şekilde devam eden tünellerimiz var. Yüksek Hızlı Tren diyoruz. Eski Türkiye’de biliyorsunuz çuf çuf çuf giden trenler. Ama şimdi artık yüksek hızlı tren diyoruz. Ankara-Eskişehir bitti. Eskişehir-İstanbul etabının da şuanda test sürüşleri yapılıyor. Ankara-Konya aynı şekilde bitti. Ankara-Sivas bitiyor. Aynı şekilde Konya-Eskişehir bitti. Bunlar hep yüksek hızlı tren ve mevcut raylı sistemimizi yeniliyoruz. Ama kendi imkanlarımızla yeniliyoruz. Eskiden Kardemir 10 metre uzunluğunda ray üretirdi ama şimdi yani unutmadıysak 70 metre uzunluğunda ray üretiyor. Bu raylarda eskisi gibi artık öyle takır takır değil. Hepsi kaynakları yapılıyor bu şekilde. Yeni Türkiye’de Marmaray var. Şimdi yani denizin 62 metre derinliğinden böyle bir sistemin kurulacağını kim hayal edebilirdi? Abdulmecid hayal etti. Bizde o hayali gerçekleştirdik. Bakın şimdi onun biraz daha güneyinden tüp geçit yapıyoruz oradan da otomobiller geçecek. Önümüzde yılsonuna kadar oda bitiyor. 3. Köprü yapıyoruz. Yavuz Sultan Köprüsü… Bakın aynı özellikle gitmiyoruz. Birinci ve ikinci köprünün özelliği birbirine yakındı. Ama 3. Köprüde farkılılk var. 4 gidiş 4 geliş olacak ortadan da tren gidecek. Şimdi bunlar yeni Türkiye. Çünkü biz muasır medeniyet seviyesini yakalayacaksak böyle yakalayabiliriz. Onun için burada özellikle yeni Türkiye’de bizim yerel yönetim anlayışımızı şu başlıkla izah ettik. Büyük medeniyet yolunda insan, demokrasi, şehir.’ Bu istikamette çerçeveleyerek yola devam ediyoruz ve sağol bütün arkadaşlarım gerek kabinede gerek yerel yönetimlerde çok farklı projeler hayata geçiriyorlar” dedi.

“LİDER OLAMADILAR”

Diğer parti liderlerini takip ettiğini söyleyen Erdoğan, “Bunlar lider değil zaten genel başkan. Lider olamadılar. Lider olmak başka bir şey. Genel başkan olursun ve onlar dikkat ediyorum ben çok enteresan projeyle konuşmuyorlar. Planlarla konuşmuyorlar. Sadece hakaret ediyorlar. Ya gerilim siyaseti ya hakaret. Siyasetleri bu. Arkadaş ne yapacaksan onu anlat ya. Gerçek yerel seçim bu. Yerel seçim o ilde ne yapacaksınız onu anlatın. Yok… Kadir Bey bizim kanal İstanbul çılgın projemize muadil kendisi bir proje başlattı. Umkapanı köprüsünü kaldırmak suretiyle orada Haliç’in altından bir tüp geçitle karşısından karşıya geçmek. Yani mesele bu. Senin bir aşkın var mı? Bir heyecanın, coşkun var mı? Böyle hakaretle filan bu iş yapılmaz. Ama bizde bu yok” dedi.

25 MART İDDİALARI

25 Mart iddialarıyla ilgili Erdoğan, şunları söyledi:

“Burada tabi iki görünen gerçek şu. Bunların hepsi hayal. Bakanı bu ülkenin ekonomisini sarsmak isteyenler bir yandandır. Biz bir yandayız. Bu güne kadar 12 yıl oldu bu kalemler aynı şeyi yazdılar. ‘Bunlar yönetemez, bunların kadrosu yok. Bunlar battı, bitti’ hep bunu söylediler. Biz geldiğimizde bu ülkenin milli geliri 230 milyar dolardı. Ama şimdi 12 senede 79 sene 230 milyar dolar 12 senede biz üzenine 590 milyar dolar ilave ettik. Şuanda bizim 820 milyar dolar milli gelirimiz var. Biz bakın hiçbir zaman mali disiplinden taviz vermedik. Aynı kararlılıkla işi götürdük. İstikrar hiçbir zaman asla taviz vermediğimiz bir konu oldu. Güven taviz vermediğimiz bir konu oldu. Bunla buraya geldik. Şimdi bunlar 25 Mart 25 Mart diyerek bu istikrarı, bu güveni sarsmanın gayreti içerisindeler. İşte bir tanesi köşe yazarlarından ‘bu hafta bir kaos haftası olacak’ diyor. Kusura bakmayanı belki biraz ağır olacak ama bu gerçek bu ülkeye bu ülkenin insanlarına karşı bir ahlaksızlıktır. Yani sen bu ülkenin kaosunda kendine hayat mı arıyorsun? Böyle bir şeyi nasıl yazarsın ya… Biz bu ülkemizi seviyorsak. Bu ülkemizin aşığıysak bunlar değil biz daha iyi neler yapabiliriz bunu konuşmamız lazım. Bunlar tabi yatıyorlar, kalkıyorlar kaos üzere. 12 yıldır bunu söylediniz ve Türkiye dünyada, dünya ekonomileri arasında 26. Sıradayken 17. Sıraya geldi. Şuanda biz G-20’nin üyesi olduk. Durup dururken bizi G-20 üyesi yapmadılar ki. Bizim bu ekonomik durumumuzu görerek G-20 üyesi yaptılar. Ve bütün her şeyle karşımızda olmalarına rağmen bakıyorsunuz derecelendirme kuruluşları bile belli şeyleri artık saklayamıyorlar. İster istemez Türkiye yükseliyor. Rakamlar ortada. Göreve geldiğimiz de Türkiye’nin borcu yüzde 73’dü. Ama şuanda yüzde 35. Bakın nereden nereye geldik. Enflasyon 30’du. Şuanda yüzde 8. Buradayız. Devletin borçlanma faizi yüzde 63’dü. Şuanda 10, buraya düştü. Yani bunlar Türkiye’nin ne kadar güvenilir olduğunu gösteriyor. Utanmadan diyor ki kaçıyor para. Ne kaçıyor ya. Tam aksine giriyor. Kaçan maçan yok. Bu güçlü bir ekonomiye sahip bir Türkiye var. Bakanı bugün yine dinledim. Ocak ve Şubat aylarında küresel sermayeden Türkiye’ye gelip gayrimenkul alma noktasında artış var. Şimdi burası insanları ürküten bir ülke olmuş olsa bu yatırımları Türkiye de yapmazlar. Otomobil satışları artıyor. Piyasada hareketlilik devam ediyor. Biz bu tür yaklaşımları ülkemizin geleceği için, ülkemizin menfaatleri için çok çirkin yaklaşımlar olarak görüyoruz. Fakat onlar ne yaparlarsa yapsınlar biz işimizi biliyoruz ve halkımız hiç bu tür şeylere aldırış etmesin. İşte 25’idi. Ne oldu bir şey oldu mu? Yarın 26’sı gene bir şey olmayacak. Her şey yolunda gidiyor. Bunlar gezi olaylarıyla da bunu yapmak istediler. Başaramadılar. 17 Aralıkta bunu yapmak istediler gene başaramadılar. 25 Aralık’ta gene başaramadılar. Şimdi de 25 Mart’tı ortaya attılar gene başaramadılar. Başaramayacaklar. Türkiye güçlü. Millet bölünmez Türkiye yenilmez bizim hedefimiz bu.”

- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle ilgili iddialarına ilişkin, “Bana bir iftirası var. İsviçre bankalarında 13 ayrı hesabı var. Eğer dürüstsen karakter sahibiysen, benim o hesaplarım neyse bunları açıkla, çünkü hukukta bir kaide var. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Gidelim oradaki parayı alalım zaten züğürt bir yanın var bu paraların hepsini sana vereyim” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NTV özel yayınında Oğuz Haksever’in sorularını cevaplandırdı. Kutuplaşmadan şikayet olduğu ve 30 Mart’ın bu kutuplaşmanın çözülmesi adına ne kadar milat olacağıyla ilgili soru üzerine Başbakan Erdoğan, “Her seçimde meydanlar tarihinden beri alın dozu biraz farklı normal zamandaki gibi gitmez. Hakaretler çok çok önem arz ediyor burada. Bakıyorsunuz ana muhalefetin başındaki zat her türlü hakareti yapıyor. Ailemize varıncaya kadar. Yani senin elinde bir veri varsa bu veriyle müracaat edilecek olan yer bellidir. Sen zaten hukuk tanımaz birisisin. Bunu parlamentonun için hukuk tanımazlığını gizlilik kaydı olan şeyleri ifşa etmek suretiyle yapmış birisin. Bana bir iftirası var. İsviçre bankalarında 13 ayrı hesabı var. Eğer dürüstsen karakter sahibiysen, benim o hesaplarım neyse bunları açıkla, çünkü hukukta bir kaide var. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Sen bir avukat koy ben de bir avukat koyayım. Veya beraber gidelim. Kolay kolay bundan sonra bir araya gelecek değiliz de. Gidelim oradaki parayı alalım zaten züğürt bir yanın var bu paraların hepsini sana vereyim. Olmayan bir şey söylenir mi ya, böyle iftira yapılır mı? Ben bundan çok para kazandım. Ama şimdi Pensilvanya’ya güvenerek çok daha ileri gidiyor. Bir kısım paralel yargı var ya onlarla ile beraber hareket ettiği için bunu da Pensilvanya iyi kullanıyor at diyor iftiraları tutmazsa iz bırakır. Ben de söylüyorum açıkla. Dürüstsen namusluysan açıkla. Olmayan bir şey açıklanmaz ki. Her zaman bu iftiraları yapan bir adam. Aynı şeyi Kayseri belediye başkanıma yaptılar. Ne oldu? Mahkemeleri kazandı kazandığı parayla sucuk dağıttı Kayseri’deki hemşehrilerime. Yalan üzerine siyaset yapılmaz bunlar yalan üzerine siyaset yapıyor. Ben bugüne kadar halkıma hizmetten başka birşey düşünmedim. Arkadaşlarım da öyle. Böyle siyaset olmaz. Yaptığın sürece oy oranın neyse orada kalır. Kendisi İstanbul adayları ile alakalı yolsuzluk dosyası açıkladı. Açıkladığı zaman da ardından partilerinden ihraç ettiler. İhraç ettikleri adamı getirdi büyükşehir adayı yaptı” dedi.

“ÇÖZÜM SÜRECİMİZİ SÜRDÜRDÜK SÜRDÜRÜYORUZ”

Seçimden sonra reformların hızlanması beklentisiyle ilgili Başbakan Erdoğan, “Bir paketi parlamentoyu kapatmadan önce çıkardık. Hiçbir zaman bu iş biter diye bir şey yok. Demokratikleşme denilen olgu sürekli güncellenmesi gereken bir süreçtir. Onu siz kalkıp da bir güne haftaya aya bağlayamazsınız. Hayat sürekli olarak değişiyor. Siz de bu değişime bir çok yenilikleri getirmek zorundasınız. Eğer bu yasaya bağlanması gerekiyorsa yasal tedbirleri alacağız. Biz hep ileri demokrasi dedik. Şimdi burada da tabi ki eksikler yok değildir vardır. Akil insanlar çalışmamız oldu. Orada gelen birçok bilgiler vardı. Bunlar üzerinde çalışmamızı yaptık çözüm sürecimizi sürdürdük sürdürüyoruz. Demokratikleşme paketimizi Meclis’ten geçirdik. Buna benzer adımlar atılabilir, atılacaktır. Önümüzde çok dar bir süreç var kısa bir süreç var. 30 Mart’tan sonra bir hafta parlamento kapalı. Hemen onun akabinde cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir süreç başlayacak. Bu da tabi Ağustos 10’da ilk tur olacağına göre süreç fazla uzun değil. Haziran Meclis’in kapanma ayı olursa ondan sonra da zaten kampanyanın başlanma süreci olacaktır. Buna göre de nisan mayıs kalıyor. Bu nisan mayıs ayında da olsa olsa belki bir 4-5 tane eğer Meclis sükunetle çalışırsa bu işin üzerine giderse çıkarılabilecek kanunlar vardır. Bu kanunları süratle çıkarmak suretiyle Meclis’i tatil ederiz” diye konuştu.

“BUNLARIN BİR ANAYASA DERDİ ÇÖZÜM DERDİ YOK”

“İmralı’dan bu işi artık bir yasal zemine koyalım biçiminde dile getirilen bir çağrı oldu, olabilir mi bu konuda hükümetin tavrı nedir?” sorusuna Erdoğan, “Yasal zemin derken talep nedir? Şu anda İmralı’nın aslında parlamentoda zaten eli ayağı durumunda olan kişiler var. Bu kişiler bugüne kadar ele avuca gelebilecek şeyler söylerlerse bunlar üzerinde çalışılır zaten. Ama bugüne kadar bizim ulusal birliğimizi tehdit edecek herhangi bir teklifle karşımıza geldikleri zaman bunu yapmamız mümkün değil böyle bir adım atamayız. Biz birçok fedakarlıklar yaptık. Anayasa uzlaşma komisyonu mesela. Bizim 326 milletvekilimiz vardı ona rağmen 3 milletvekili ile temsil edildik. Buna da evet dedik. Yoksa parlamentonun asli komisyonları içerisinde siz sayınıza göre orada temsil edilirsiniz. Ona göre olsaydı zaten komisyonun içerisinde hepsinden fazla üyemiz olacaktı. Biz anayasa hazırlığı olsun da ne olursa olsun dedik böyle baktık olaya. Çalışıldı çalışıldı belli bir yere geldi. 60 maddede mutabakat vardı güya ve ana muhalefet partisinin başındaki zat ben dedi varım. Tamam buyur hemen bu 60 maddeyi CHP beraber çıkaralım. Hiç olmazsa mesafe almış oluruz. MHP kapıyı baştan kapıyor. Diğeri olsa olmasa fark etmiyor. Dört parti beraber çıkarmamız lazım dedi. Yav dürüst olun. Onlar gelmiyor diye niye biz bunu bırakıyoruz. Madem mutabık kalmışlar. Olay meclis başkanı önünde de hepsi onay vermişler imzalarını atmışlar. Gel çıkaralım. Anayasamız 60 maddeyi kendi parlamentosunda üzerinde mutabık kalmak suretiyle geçirmiş olsun. Ama yapmadılar kaçtılar. Sonra da faturayı bize kesmek istiyorlar. Bunların bir anayasa derdi çözüm derdi yok. Başaramadıkları işleri AK Partiye fatura etmenin gayreti içindeler. Buna da sıcak bakmamız mümkün değil. Milletimizin hayrına vatanımızın hayrına hangi teklif olursa oturur bunu konuşuruz. Bizim derdimiz ülkemizin milli birliğini dayanışmasını nasıl tesis ederiz. Bunun için getirilecek ben hiçbir teklife hayır demem arkadaşlarım hayır demez. Hele hak ve özgürlükler konusunda asla tavizimiz yoktur. Bizim getirdiğimiz hak ve özgürlüklerin cumhuriyet tarihinde hele hele tek partinin CHP’si getirmemiş yok etmiştir. Ondan sonra da tek parti olarak da hiç iktidar yüzü göremedi. Hep koalisyonlarda falan bulundu. Ama koalisyon hükümetlerinde bile hak ve özgürlükler konusssunda getirdiklerimizi getirmedi” karşılığını verdi.

“SİYASİ KÜRTÇÜLÜK YAPMAK SURETİYLE BİR YERE VARILMAZ”

“Partimizi kurduğumda güneydoğuyu dolaştığımda vatandaşlarım şu olağanüstü hali kaldırın başka şey istemiyoruz diyorlardı. O zaman Abdullah Gül başbakandı daha ilk ayda olağanüstü kaldırdı. Biz görevimizi yaptık” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Ama marifet iltifata tabidir. Değişen bir şey yok. TV’lerde Kürtçe yayın başlattık. Bizden öncekiler korkuyordu. Şu anda propagandayı kendi dillerinde yapıyorlar. AK Parti evet demeseydi nasıl yapacaktın? Bölgede kalkınma için verdiğimiz teşvikler ortada. Enerjide şunda bunda hepsinde. Neden? Çünkü terör belasından hala korkuyor. Bir yıldır bir buçuk yıldır şehitler gelmiyor ama korkuyor.

Ana dili öğrenme üniversite ortaokul lisede seçmeli olarak öğrenebiliyorsun. Hatta hatta kendileri özel okulları kendi anadilde eğitim yapmak için açabilirler. Bunun önünü açtık. Bizim orada yaptığımız altyapı üstyapı çalışmalarını cumhuriyet tarihinde kimse yapmadı. Hakkari Şırnak buralarda havalimanı yapılacak dense inanılır mıydı? Biz orada bir direnç olduğu halde orada hizmetimizi sürdürüyoruz. Ama yerel yönetimler hiçbir şey yapmıyor, pislik içinde. Ama benim vatandaşım hala bunlara oy veriyor. Siyasi Kürtçülük yapmak suretiyle bir yere varılmaz.”

4 BAKANLA İLGİLİ FEZLEKE

4 eski bakanla ilgili fezlekelerle ilgili olarak Erdoğan, şunları kaydetti:

“Konuyla ilgili olarak şu anda dört tane arkadaşımın dördü de kendileri yani aklanmak istediklerini kendileri ile ilgili böyle bir komisyonun kurulması noktasında tekliflerini Meclis başkanına da verdiler grup başkanlığına da verdiler. Biz beklerdik ki muhalefet başta böyle bir komisyon kurulmasını istesin. Ama onlar sadece Mecliste şov yapmak için bir araya geldiler. Acaba böyle bir seçim süreci içinde ne yaparız. Ne olacaktı 10 gün 15 gün geri alsak. Seçimden sonra yapılamaz mıydı. Ama bunların dertlerin başka. Meclisin kapısını bilmeyenler o gün meclisteydi. Acaba netice alır mıyız? O gün tokat yediler gittiler. Demokratik tokat budur işte. Nisan ayı içerisinde bununla ilgili komisyonun oluşturulmasına yönelik çalışma yapacaktır. Burada 9 üye bizim partimizden 4 üye ana muhalefetten bir bir de diğerlerinden olmak üzere komisyon kurulacak ve çalışmasını yapacaktır. Çalışma neticesinde de değerlendirme yapılacaktır.”

“GÜÇLÜ BİR İSTİHBARAT TEŞKİLATINI KURMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ”

17 Aralık operasyonunun ülkenin istihbaratında dış politikada ve iç politikada neden olduğu hasara ilişkin soru üzerine Başbakan Erdoğan, “Hasar yaratmadı diyemeyiz. Muhakkak ki yarattı. Bir defa MİT denilen teşkilat böyle rastgele bir teşkilat değil. Bunun ciddi manada güvencesinin olması lazım. Dünyada şöyle düşman güçler nereye saldırır diye baktığınız zaman bu ülkenin köprülerine havalimanlarına istihbarat teşkilatlarına saldırır. İstihbarat teşkilatının yok olması lazım ki istihbarat bilgileri ortadan kalkmış olsun. İçimizde maalesef iç düşmanlar türedi. Şu anda ulusal güvenliğimizi hedef alıyor. Bunun tamamen adı bir defa kesinlikle dinlemelerden tutunuz bu olayda ciddi bir dinleme ağı var bu casusluktur. Bunun peşini bırakmamız mümkün değil. MİT böyle bir durumla karşı karşıya kaldığı zaman o olayla ilgili tedbirleri almak bizim görevimizdir. Yargı üzerine düşeni yapmak durumundadır. Yürütme de bu için takibini yapmak durumundadır. Güçlü bir devlet güçlü bir istihbaratla olur. İstihbarat teşkilatı zayıf olursa süratli güç kaybına uğrar yerle yeksan olur. Zaten istihbarat teşkilatımızı hallaç pamuğu gibi atmışlar. Emniyet istihbarat öyle MİT’imiz öyle diğer istihbarat kuruluşlarımız öyle. Tüm bunlar üzerinden demokrasi tahribatı oluyor. Bizim de bunları güçlendirmemiz lazım. Onun için önemli adımlar atmamız gerekiyor. Bütün bunların çalışmalarını da yapıyoruz. Güçlü bir istihbarat teşkilatını kurmanın gayreti içindeyiz” dedi.

“Paralel yapılanmayla ilgili olarak konuları saydınız. Soruşturma arzu ediyorsunuz. Bunun ipuçlarını ne zaman göreceğiz” şeklindeki soru üzerine Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

“Seçimi atlatmamız lazım. Dedim ya bir milat bu seçim. Yeni bir süreç başlayacak. Bununla birlikte bu örgütün evlerinde yurtlarında olan yavrulara şu söyleniyor. Bu hükümet sizi yurtlardan atmalara tutuklamalara varıncaya kadar bunları yapacaklar. Sizi yargıya sevk edecekler gibi birçok şeylerle yalan yanlış bir korku atmosferi oluşturma gayreti içindeler. Bunların hepsi yalan. Bizim en önemli şeyimiz aileler büyük tahribat gördü. Yanımıza gelen kızlar var, bunlar evlerde kendilerine yapılanları anlatıyor. Bizi beddua seanslarına kaldırıyorlar. Başbakan beddua. Bizi herhangi bir yerde AK Partinin mitingine gittiğimizde bizi takip ediyorlar. Annemize babamıza çirkin telefonlar açıyorlar. Bu tür çirkinlikler var. Bunlarla ilgili olarak da nelerle meşgul olduğu ortada. Şantaj almış başını gidiyor. Bugün çıkan bazı röportajlar var. Hatta bazı kanallar yayınladı. Adeta haraç topluyorlar. Verdin verdin, vermediğin takdirde kasetin çıkar. Aynı şeyi milletvekillerine yapmışlar, yapıyorlar. Hatta bakanlara yaptılar, yapıyorlar. Şu istifa olaylarının arkasında bu tür şeyler de var. 15 sene hatta 30 sene yanında çalışan talebesini dinleyen bir zihniyetten ne olur ya? Kendisi itiraf etti, 15 sene beni dinledi. Sordum. Hocam beni neden dinliyorsun? E nereye gidiyorsun ne yapıyorsun bilmem lazım. Şu hale bak ya. Böyle bir hocalık olur mu? Böyle bir İslam yok. İslam’da böyle bir şey yok. Bu dinimize de saygısızlıktır. Dinimiz bu tür ahlaki olmayan bir davranış biçimini asla kabullenmez. Dinimizin ahlak kuralları itikadi kuralları ibadete müteallik kuralları var. Muamelat denilen kuralları var. Rastgele konular değil bunlar. Bunları bir kenara koyacaksınız adeta kendi iradenizle kendinize göre bir sistem oluşturacaksınız. Merhum Savaş Ay meselesinde olduğu gibi kendisi ile röportaj yapıp hayatında bir kere oy kullanmış, diyor ki ‘Hz. Cebrail inse parti kursa ona da oy vermem.’ Hz. Cebrail’in işi gücü yok da parti mi kuracak yahu? Meleklerin görevi bellidir. Bunu nasıl söylersin. Peygamber efendimiz miraçtan indiriyor kamyonete bindiriyor. Senaryosu kendisine ait onay ondan geliyor. Cebrail’in partisine hayır CHP’ye evet. Böyle bir mantık olur mu ya. Temenni ederim ki 30 Mart bu işlerin sonu olur.”

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.