Bakanlar Kurulu Açıklaması
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yarınki Suriye ziyaretinin olumlu sonuçlar vermesini temenni ettiklerini belirterek, "Bu konuda Türkiye'nin, Sayın Başbakanımızın ve hükümetimizin ifade ettiği doğrultuda yeni gelişmeler söz konusu edilecek ve Türkiye'nin tavrı kendilerine bir kez daha kararlı bir biçimde aktarılacaktır" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Bakanlar Kurulu Toplantısı, yaklaşık 5 saat sürdü. Toplantının ardından açıklama yapan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Somali ve açlık tehlikesi yaşayan diğer Afrika ülkelerine yapılacak yardımların vergiden düşülmesi ile ilgili Bakanlar Kurulu Kararı'nın imzalandığını açıkladı. Arınç, 6 Ağustos 2011 tarihli Başbakanlık Genelgesi'yle başlatılan yardım kampanyasında bugün itibariyle 19 milyon 673 bin 124 lira toplandığını bildirdi.
Bugün imzalanan kararname ile Başbakanlık aracılığıyla ve makbuz karşılığında yapılan ayni veya nakdi yardımların tamamının vergi matrahlarından indirilmesi imkanı getirildiğini söyledi. Arınç, bağış ve yardımların teşvik edilmesi amacıyla bu Bakanlar Kurulu kararının imzaya açıldığını ve imzaların tamamlandığını söyledi.
"EKONOMİDEKİ GELİŞMELER YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR"
Arınç, uluslararası piyasalardaki gelişmelerin de yakından takip edildiğini belirterek, "İlgili kurumlar, hükümetimiz gerekli adımları mutlaka atmıştır ve bundan sonraki gelişmeler de çok yakından takip edilerek, alınan tedbirler süratle hayata geçirilmektedir" dedi. Arınç, yarın saat 12.00'de de Başbakan Erdoğan başkanlığında başbakan yardımcısı ve ilgili bakanların katılımıyla bir değerlendirme toplantısı yapılacağını bildirdi.
"SURİYE'DEKİ OPERASYONLARIN YÖNTEMİ VE ZAMANLAMASI ANLAŞILIR DEĞİL"
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Suriye'de yaşanan olaylar konusunda Bakanlar Kurulu'nu bilgilendirdiğini açıklayan Arınç, dost ve kardeş Suriye'nin refahı, huzur ve istikrarının Türkiye'nin refah, huzur ve istikrarı ile eşdeğer olduğunu kaydetti. Dışişleri Bakanlığı'nın bu konudaki bütün çalışmaları Bakanlar Kurulu'na takdim ettiğini ifade eden Arınç, şöyle devam etti:
"Sayın Dışişleri Bakanımız, yarın Sayın Başbakanımızın talimatlarıyla Şam'a gidecek ve bu konuda Türkiye'nin, hükümetimizin görüşlerini, Sayın Başbakanımızın ifadesiyle 'açık ve kararlı bir şekilde' kendilerine aktaracaktır.
Bizim Suriye başta olmak üzere dost ve kardeş bölge ülkelerdeki gelişmelerle ilgili tutumumuz son derece açıktır. Sivil can kayıpları olmaksızın, halkın haklı talepleri mutlaka karşılanmalı ve demokratik reform gecikmeksizin karşılanmalıdır. Bu reformların karşılanması beklenirken, Suriye'de sivil kayıplara yol açan geniş çaplı operasyonlar yapılmaktadır. Bu operasyonların ne yöntemi, ne de zamanlaması anlaşılır değildir. Yöntemi açısından şunu söyleyebiliriz; özellikle Hama ve Deir Ez Zor gibi büyük
şehirlerde tanklar ve ağır silahlarla operasyon yapılmaktadır. Bu büyük çapta can kayıplarına yol açmıştır. Bu türlü yöntemler hiçbir şekilde mazur görülemez. Zamanlaması da yanlıştır; çünkü Ramazan İslam dünyası içinde çok mukaddes bir aydır. Bu ay küskünlerin bile barıştığı, herkesin birbirine sevgi ve şefkatle yaklaştığı bir ayda bu tür operasyonların yapılmasının hiçbir mantığı yoktur. Dolayısıyla can kayıplarına yol açmadan, demokratik reformların süratle hayata geçirilmesi ve daha çok demokratik
tepkilere, özgürlük alanlarına dikkat edilmesi gerekirken, bu tür operasyonlarla Suriye'de sivil kayıplara uğranması, kadın, erkek, çoluk-çocuk pek çok insanın, sayıları yüzleri aşan şekilde hayatını kaybetmesi büyük bir acıyla takip edilmektedir. Dışişleri Bakanımızın yarınki ziyaretini çok olumlu sonuçlar vermesini temenni ediyoruz. Bu konuda Türkiye'nin, Sayın Başbakanımızın ve hükümetimizin ifade ettiği doğrultuda yeni gelişmeler söz konusu edilecek ve Türkiye'nin tavrı kendilerine bir kez daha kararlı
bir biçimde aktarılacaktır. Sayın Dışişleri Bakanımızın dönüşünü takiben durum tekrar değerlendirilecek ve bu konuda Türkiye'nin adım atması gereken konular yine kamuoyuyla paylaşılacaktır."
SORULAR
Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, Suriye toprakları içinde bir tampon bölge düşünülüp düşünülmediğine ilişkin bir soru üzerine, "Bu konu görüşülmedi. Aktaracağım bir bilgi yok" karşılığını verdi.
Arınç, Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun yarın Şam'da ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton'un mesajlarını da ileteceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine ise şunları kaydetti:
"Bilmiyorum. Size de söylediğim, Türkiye'nin görüşleri bu şekilde özetlenebilir. Cumartesi günü Sayın Başbakanımız da bir konuşmasında Suriye'deki olaylar karşısında tavrımızı açıkça ortaya koymuştu. Sayın Clinton'un veya bir başkasının Suriye ile ilgili düşüncelerini Sayın Dışişleri Bakanımızın aktarıp aktarmayacağı konusu bizim gündemimizde yok. Yani biz Türkiye'nin hem bölgede aynı coğrafyada yaşayan ülkeler olarak, aynı medeniyetin insanları olarak birbirimize akrabalık ilişkilerimiz olan insanların
bir arada huzur içinde yaşaması noktasında neler düşündüğümüzü muhataplarımıza aktaracağız. Ama şüphesiz bu olay, sadece Türkiye ve Suriye değil hem bölgemizi hem bütün dünyayı yakından ilgilendiriyor. Dolayısıyla ABD Dışişleri Bakanlığının da Avrupa ülkelerinin de Suriye'deki olaylara karşı duyarsız kalması hem mümkün değil hem de beklenemez. Gerektiğinde BM'nin de, uluslar arası camianın da bu konuda mutlaka bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyoruz, harekete geçilmesi doğaldır. Ancak ülkeler arasında,
hükümetler arasında ilişkiler sırasında bu tür bir araya gelmiş veya müşterek hale gelmiş düşüncelerin belki aktarılması mümkün olabilir."
"35. MADDE TARTIŞILABİLİR"
Arınç, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin değiştirilmesi ile ilgili çalışma olup olmadığının sorulması üzerine, "TBMM 1 Ekim'e kadar tatildi. 1 Ekim'den önce de toplanacak gibi görünmüyor, buna ihtiyaç yok. 1 Ekim'de yasama çalışmaları başladıktan sonra herhangi bir hususta bir kanun teklifi olursa, partiler arasındaki ilişkiler, komisyonlardaki çalışmalar bunu bir sonuca ulaştırılabilir. Dolayısıyla CHP'li bazı vekiller tarafından ifade edilen bu konu tartışılabilir, doğru da olabilir, eksikliği
olduğu söylenebilir. Ama bunun gerçekleşmesi ancak 1 Ekim'den sonra mümkün olabilecek. Yani bir kanun teklif verilecekse görüşülmesi 1 Ekim'den sonradır. Demokratikleşme asker-sivil ilişkileri içerisinde önemli görülen bu konunun tekrar açıklığa kavuşturulmasında fayda olabilir. Ancak bu kanun teklif verildikten ve gündeme geldikten sonra konuşulması doğru olur" dedi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.