Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik'in Basın Toplantısı...(2)
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Dersim ile ilgili eleştirilerine ilişkin, "Özür dilemek erdemdir. Çıkıp dese ki 'Kardeşim 73 yıl önce gerçekten burada bir vahşet, bir katliam yaşandı ve iktidarda benim genel başkanı olduğum CHP vardı. 'Efendim o zaman başka parti mi vardı?' diyor. Ama siz o zihniyetin bir devamısınız. Eğer siz bir babanın varisi iseniz, yani mirasçısıysanız onun alacaklarına da borçlarına da varis
olursunuz. 'Ben babamın alacakları ile ilgileniyorum ama borçları beni ilgilendirmez' diyene 'ahmak' derler" dedi.
Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında ağırlıklı olarak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dünkü parti grup toplantısındaki eleştirilerine yanıt verdi.
"KİMSENİN SOYU, SOPUYLA DERDİMİZ YOK"
Kılıçdaroğlu'nun 'Başbakan soy sop meselesini gündeme getiriyor' dediğini belirten Çelik, "Bizim kimsenin soyu sopu ile derdimiz yok arkadaşlar. Soy, sop milliyetçiliği yapmayı en hafifinden basitlik ve hafiflik olarak kabul ederiz. Bizim defterimizde böyle bir şey olmaz, bizim kitabımızda soy sop milliyetçiliği yapmak, onun bunun soyuyla, sopuyla, diniyle, mezhebiyle ilgilenmek yoktur. Sayın Başbakanımızın da benim de söylediğimiz şey şudur: Kendi kendine karşı dürüst olmayan bir lider, halkına karşı
dürüst olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu'nun, Türk olması, Kürt olması, Çerkez olması, Laz olması bizi hiç ilgilendirmiyor. Sayın Kılıçdaroğlu'nun Sünni, Alevi olması da bizi ilgilendirmiyor ama Dersimli Kürt Alevi bir aileden olan Sayın Kılıçdaroğlu, 'Ben Türkmen'im' diye ortaya çıktı. Niçin? Çünkü 'CHP'deki ulusalcılar beni yer' diye korkuyor. Bu korkuların, tabuların atıldığı bir Türkiye olması gerekiyor."
İlk defa AK Parti döneminde çok rahatlıkla göğüslerini gere gere, Ermenilerin 'ben Ermeniyim', Kürtlerin 'Ben Kürdüm', Alevilerin de 'Ben Aleviyim' dediğini belirten Çelik, "Herkesin mensubiyeti ve aidiyeti ile utanmayacak bir ortamın oluşması gerekiyor, herkesin buna hakkı vardır. Bizim kimsenin soyu sopuyla derdimiz yok. Sayın Başbakan şunu söylüyor; 'Dersim meselesi bizzat senin dedelerinin muhatap olduğu bir meseledir, senin bir Dersimli olarak, CHP Genel Başkanı olman bunun için bir fırsattır" dedi.
"DERSİM ZİHNİYETİNİN DEVAMISINIZ"
İnsanların hata yapabildiği gibi, kadroların, organizasyonların ve müesseselerin de hata yapılabileceğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:
"Hatadan dönmek bir erdemdir. Hatasını kabul ettikten sonra özür beyanında bulunmak, özür dilemek bir erdemdir. Bu sizi küçültmez ama maalesef ben CHP'nin bu haline, Sayın Genel Başkanın bu haline acıyorum. Çıkıp dese ki 'Kardeşim 73 yıl önce gerçekten burada bir vahşet, bir katliam yaşandı ve iktidarda benim genel başkanı olduğum CHP vardı. 'Efendim o zaman başka parti mi vardı?' diyor. Ama siz o zihniyetin bir devamısınız. Eğer siz bir babanın varisi iseniz, yani mirasçısıysanız onun alacaklarına da
borçlarına da varis olursunuz. 'Ben babamın alacakları ile ilgileniyorum ama borçları beni ilgilendirmez' diyene 'ahmak' derler.
Babanızın alacakları da sizin defterinizde, sizin hesabınızdadır, borçları da sizin hesabınızdadır. 'Biz cumhuriyeti kuran partiyiz' diye övüneceksiniz ama cumhuriyeti kuran partinin iyilikleri söz konusu olacaksa buradan nemalanmaya kalkışacaksınız, fakat o partinin yaptığı hatalar bizim hatalarımız değil... Sevaplar bize aittir, yanlışlar bize ait değil' diyeceksiniz. bu kendi başına çok büyük çelişkidir. Bunu kabul etmek mümkün değil."
TOPLAMA KAMPI YANITI
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Silivri'ye 'toplama kampı' dediğini belirten Çelik, "Sanki oradakiler sokakta rastgele seçilmiş götürülen insanlarmış gibi, sanki bu memleketin altında silahlar fışkırmamış gibi, sanki Türkiye'de binlerce faili meçhul cinayet yokmuş gibi, birçok masum insan oraya toplandı şeklinde peşin hüküm sahibi olmak ne kadar yanlışsa ve o insanların peşinen mağdur olduğunu ve mazlum olduğunu iddia etmek ne kadar yanlışsa, onlar hakkında yargı nihai kararını vermeden önce,
onların hepsini yargılamak, mahkum etmek ve onlarla ilgili nihai hükmü insanların dile getirmesi, mahkemelerin değil, insanların dile getirmesi o derece yanlıştır. Bu, Balyoz davası için de, Ergenekon, şike davası için de geçerlidir. Bütün davalar için geçerlidir. 'Verdiğiniz sözü yerine getirin' diyor Kılıçdaroğlu, CHP 12 Haziran seçimlerinden sonra 'Ben TBMM'ye gelip yemin etmiyorum' dedi. Sayın Fatih Altaylı'nın programında Sayın Kılıçdaroğlu'na soruldu: Peki 4 yıl boyunca Silivri'deki arkadaşlarınız
Sayın Haberal ve Sayın Balbay çıkmazsa siz yemin etmeyecek misiniz? Kendisi 'evet' dedi. Bunu söyleyen Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı... Fakat CHP'liler baktılar ki çıkmaz bir yola girdiler, bir çukura düştüler ve bizim kendilerine ip atmamızı istediler. Çünkü parti içinden kendisine ve yönetime yönelik büyük eleştiriler aldılar. Bunun üzerine çıkış yollaruulusalcılar beni yer' diye korkuı arandı. Netice itibarıyla bizim grup yöneticileri ile görüşmeler yapıldı ve kamuoyuna açıklanan bir metin
hazırlandı" dedi.
Hazırlanan bu metni tekrar okuyan Çelik, "Burada AK Parti hangi sözü verdi de yerine getirmedi?" diye sordu. Çelik, "Yargının yerine kendimizi koyarak, Sayın Balbay'ı, Sayın Haberal'ı diğerlerinden ayırın, bunları çıkarın, şu da kalabilir, bu da kalabilir ama şunları serbest bırakın... Böyle bir şey olabilir mi?" diye konuştu.
"DOĞRU, YALANCIDAN BAŞBAKAN OLMAZ"
Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Erdoğan'a, 'Yalancıdan başbakan olmaz' dediğini hatırlatan Çelik, "Doğru, yalancıdan başbakan olmaz, anamuhalefet lideri de olmaz, siyasi parti genel başkanı olmaz, olmamalı" dedi.
Kılıçdaroğlu'nun Başbakan'a 'yalancı' dediğini vurgulayan Çelik, "Kılıçdaroğlu'na Nef'i'nin sözleriyle yanıt vermek istiyorum. Nefti, 'Müftü efendi bize kafir demiş. Varsın ben ona Müslüman diyeyim. Yarın mahşer gününde o da çıkar yalancı ben de çıkarım yalancı' demiş. Buradaki incelik çok açık değil mi?" diye konuştu.
KÜMES TARTIŞMASI
Çelik, Kılıçdaroğlu'nun Türk siyasetinde çarpıtmanın ne olduğunu çok pişkin bir şekilde ortaya koymuş olan bir kimse olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Diyor ki 'Ankara'da top sesleri duyulurken, biz buraya ölmeye geldik' diyen Diyap Ağa'lardan söz ediyor. Diyap Ağalardan biz de iftihar ediyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Başbakan'ın söylediği bazı sözleri gündeme getiriyor. Sayın Kılıçdaroğlu, 'Milli Mücadele devam ederken, kendi ecdadı bu kahramanlıkları sergilerken, Sayın Başbakan'ın da babası, dedesi kümeslerde saklanıyormuş' diyor. Sayın Başbakanımız bu sözleri Kılıçdaroğlu'nun 'Silivri toplama kampı' ifadesine yönelik olarak söylemiştir."
Başbakan Erdoğan'ın bu konudaki sözlerini okuyan Çelik, şunları kaydetti:
"O zamanlarda kümeslerde gizlenen insanlar niçin gizleniyordu biliyor musunuz? 'Sen Arapça ezan okuyorsun' diye jandarma dipçiğiyle muhatap olduğu için orada gizleniyorlardı. 'Sen elifba cüzü bulunduruyorsun' diye insanlar takibata uğradıkları için oralarda saklanıyorlardı. İnsanların dini pratiklerini yerine getirmelerine, dininden, diyanetinden dolayı tek parti dönemi hegemonyasına muhatap olan bu insanlar kendi devletinden, kendi devletinin şerrinden korunmak için oralara saklanıyorlardı. Sayın
Kılıçdaroğlu öyle anlatıyor ki onun dedeleri İstiklal Savaşı esnasında Ankara'da kahramanlık sloganlarıyla ortaya çıkarken, Sayın Başbakan'ın dedesi, babası da samanlıklarda, kümeslerde saklanıyormuş... Bu kadar yalan, bu kadar çarpıtma, bu kadar yırtma, yapıştırma bugüne kadar görülmedi. Dün Sayın Kılıçdaroğlu'nu dinleyen insanlar, Sayın Başbakan gerçekten öyle şeyler söyledi zanneder."
"TERÖRLE MÜCADELE'DEN DOLAYI ÖZÜR DİLENMEYECEK"
Başbakan Erdoğan'ın Dersim olayları ile ilgili özür dilemesinin MHP Genel Başkanı tarafından eleştirilmesine tepki gösteren Çelik, özeleştiri yapmanın, insanın kendi tarihiyle yüzleşmesinin ve hesaplaşmasının Türk milletini şöyle ya da böyle göstermek olmadığını kaydetti. Çelik, "Türk milletini savunmak, Türk milletinin güzelliklerini, şeref ve haysiyetini korumak Sayın Bahçeli size mi kaldı?" dedi.
Bahçelielusalcılar beni yer' diye korku'nin, 'Bizans'tan da, Haçlı ordularından da özür dileyecek misiniz?' dediğini belirten Çelik, şöyle devam etti:
"Sayın Bahçeli, Bizans'tan, Haçlı ordularından tabii ki özür dilenmeyecek. Savaş hukuku diye bir şey var. Ama savaşta bile eğer siz savaştığınız milletin çocuklarını ve kadınlarını mağaralara doldurup onları zehirli gazlarla öldürürseniz, siz savaş suçu işlemiş olursunuz. Siz katil olursunuz. Savaşta bile masum insanların kanına dokunamazsın. Efendim, terörle mücadeleden dolayı da Başbakan özür dileyecek miymiş... Terörle mücadeleden dolayı Başbakan da, AK Parti'de özür dilemedi, dilemiyor, dilemeyecek.
Ancak Güneydoğu'da vatandaşa dışkıyı Türk milleti yedirmedi. Eğer siz terörle mücadele ediyorum diyerek vatandaşın köyünü boşaltıyorsanız, köyleri yakarsanız, onbinlerce insanı öldürürseniz, faili meçhul cinayet işlerseniz, devlet gücünü kullanan, devlet adına hareket ettiğini söyleyen bir kısım çetelerin buraları yakmasına izin verirseniz bu terörle mücadele falan değildir. Bu terörün safına insan kazandırmaktır. İki şeyi birbirine karıştırmamak lazım. Terörle mücadele dün devam etti, bugün devam ediyor,
bundan sonra da devam edecek. Ama Kuyucu Murat Paşa usulleriyle terörle mücadele edilmez. Hukuk içinde kalarak terörle mücadele edilir, suçların kişiselliği prensibi gözardı edilmeden terörle mücadele edilir. Oğlu, yeğeni dağa çıkmış 65 yaşındaki adamın helikoptere bindirilip Cudi Dağı'na bırakıldığını, 'Git oğlunun yerini ara' dendiğini ben biliyorum. Ben bunun şahidiyim. Böyle bir şey olabilir mi?"
Bahçeli'nin Dersim'deki isyancıların, bugünün PKK'sı olduğu yönündeki açıklamalarını da eleştiren Çelik, şunları söyledi:
"Yapmayın... Çağlayangil'in hatıralarını okusun. Mağaralara çoluk çocuğu, masum insanları doldurup, onları zehirleyip fareleri öldürür gibi öldürmek hangi kitapta yazar, hangi vicdanda yazar? Elbette bir yerde terör, şiddet, isyan varsa devlet, devlet olmanın gerektirdiği usullerle, hukuk içerisinde kalarak müdahale eder. Gece yarısı mahkemeyi toplayıp Seyid Rıza'nın yaşını küçülterek, oğlunun yaşını büyüterek onları asmanın hukukun neresinde yazdığına şahit oldunuz Sayın Bahçeli? Bu ülkede tabularımızı
atacağız ayaklarımızın altına. Türkiye Cumhuriyeti devleti, evet 1923'te kurulmuştur ama bizim kökümüz 1923 yılında falan değildir. Biz kökü mazide olan ati bir devletiz. Osmanlı döneminde yapılan yanlışları da savunmak zorunda değiliz. Sayın Kılıçdaroğlu'nun aslında, dünya çapında bir lider olan AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a muhalefet ettiği için kendisine şeref payı çıkarması lazım. Biz kimsenin şamar oğlanı falan değiliz. Biz nezaketimizi muhafaza ettik, etmeye devam edeceğiz. O
seviyelere inmedik, inmeyeceğiz. Ama kimsenin şamar oğlanı olmadığımızı, bize yönelik iftira ve ithamlara da her zeminde gerekli cevaplarımızı vereceğiz."
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.