Ab Bakanı Egemen Bağış:
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakareci Egemen Bağış, İzmir'in EXPO 2015 sürecinde AK Parti'ye açılan kapatma davası yüzünden ev sahipliğini alamadığını ancak EXPO 2020 adaylık sürecinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ve onun şirketlerine düzenlenen mali operasyonların olumsuz yönde etkilemeyeceğini savundu.
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış AK Parti İzmir İl Başkanı Ömer Cihat Akay'ı makamında ziyaret etti. Burada basına açıklamalarda bulunan Bağış, İzmir'in EXPO 2015'i almaya çok yakın olduğunu ancak o dönem AK Parti'ye açılan kapatma davasından ötürü İzmir'in evsahipliğini kaçırdığını söyledi. İzmir'in EXPO 2020 adaylık sürecinde Büyükşehir Belediyesi ile onun şirketlerine düzenlenen mali operasyonların herhangi bir olumsuz etki etmeyeceğini bildiren Bağış şunları söyledi:
"Ben buna katılmıyorum. Çünkü oy veren batılı ülkelerin çoğu şeffaflıktan ve denetlemeden yana yönetim tarzını benimsemiş ülkelerdir. Belediyelerde soruşturmaların yapılması, bu ülkede ilgili mercileri, ilgili denetleme birimlerinin işini yaptığını gösterir ve kimsenin bir çekincesi, kabahati, korkusu endişesi yoksa bundan da rahatsız olmaması gerekir. Bir takım kapamak, gizlemek istedikleri varsa bunu da EXPO'ya malzeme yapmasınlar. EXPO'yu bir takım yanlış hareketlerin kılıfı yapmaya kimse kalkmasın.
Ne TBMM'de İzmir'i temsil eden iktidar, muhalefet partisinin milletvekillerinden biri kabul eder, ne İzmir halkı kabul eder, ne Türkiye'nin kamu vicdanı kabul eder, ne de destek istediğimiz ülkelerin vicdanları temsilcileri kabul eder."
İzmir'i kimileri birtakım ideolojilerin arka bahçesi olarak lanse etmeye çalıştığını ifade eden Bakan Bağış, "AK Parti İzmir'i hizmetin merkezi haline getirmek istiyor. AK Parti 35 projeye 35 yararlı yaklaşımla İzmir'i hak ettiği noktaya taşımak istiyor. Bize oy veren vermeyen herkesin hükümetiyiz. Herkesi kucaklamak istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir vatandaşıyla ayrım yapmayan bir anlayışımız var. Bu çerçevede İzmir'e ne kadar önem verdiğini Sayın Başbakanımız hem kabine de iki bakanlık vererek
göstermiştir. İstanbul ve İzmir'in iki bakanı vardır. Diğer hiçbir ilin kabinede iki bakanı yok. İstanbul ve İzmir'in Sayın Başbakanımızın gönlündeki yeri farklıdır. Maalesef İzmir belediyecilik konusunda hak ettiğini alamıyor. Ben her geldiğimde bunu görüp, üzülüyorum. Ama az kaldı İzmir sık dişini, inşallah 2014 geliyor. Az kaldı. İzmir'de hak ettiği hizmeti alacak" dedi.
Şike yasasıyla ilgili olarak görüşlerini açıklayan Egemen Bağış, "Bu tasarı mecliste en büyük üç partinin ortak tasarısı olarak gelmiştir. Türkiye'deki spor camiasının ortak tasarısı olarak gündeme gelmiştir. Üç partinin de desteği ve imzasıyla Cumhurbaşkanına sunulmuştur. Cumhurbaşkanımızın anayasal değerlendirmesini yapmıştır, anayasal görevini yerine getirmiştir. Yasa meclise dönmüştür. Kendi parti gruplarımız içerisinde gerekli değerlendirmeyi yapacağız" diye konuştu.
Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye dönem başkanlığı hakkında görüşlerini bildiren Bağış, "Bu işin fantezisi yok. Türkiye çok açık söyledi. Biz Güney Kıbrıs'ın dönem başkanlığı gibi bir şey görmektense, adada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin birlikte oluşturacakları kalıcı bir birleşik Kıbrıs Devleti'nin dönem başkanlığını üstlenmesini istiyoruz. Çabalarımız bu yönde. Şu anda BM Genel Sekreteri'nin çabaları bu yönde. Biz bu çabalara destek veriyoruz. Kıbrıs Dönem Başkanlığı
2012'in Temmuz ayında. Bu zamana kadar Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözümün oluşması için biz elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Olursa ne ala. O zaman oradaki Kıbrıslı kardeşlerimizin birlikte oluşturacağı devletin dönem başkanlığını önemseriz. Onlarla her türlü toplantıyı yaparız. Onlarla belki çok fasıllar açarız. Çok önemli gelişmeler elde ederiz. Diyelim ki olmadı. Ve Kıbrıs Rum yönetimi tek başına bir yarım devlet olarak adanın tümünün temsilcisi olma iddiasıyla AB'nin dönem başkanlığını üstlendi, bir
kere bu AB'nin kredi fizibilitesine gölge düşürür. AB'nin saygınlığına gölge düşürür. Ama bu gölgeye rağmen AB yetkileri Kıbrıs Dönem Başkanlığını'na Rum yönetimine izin verirlerse, biz komisyonla görüşmelerimizi sürdürürüz, Avrupa Parlamentosuyla görüşmelerimizi sürdürürüz ama dönem başkanlığıyla aynı masaya oturmayız. Çünkü müzakere eden ülkelerin dönem başkanıyla aynı masaya oturmaları ancak bir faslın açılıp kapanması töreninde yada ortaklık toplantılarında olur. Böyle bir durumda zaten bir yıldan fazla
bir süredir fasıl açmıyoruz. Zaten önemli olan fasıl açmak değil, önemli olan reform yaparak zihinleri açmak, gönülleri kazanmaktır. O nedenle 6 ayı da atlatırız. Bu süreç Rahmetli Menderes'in partisini İzmir'de kurmuş olan o vizyoner liderin 1959'da başlattığı 52 yıllık bir süreçtir. Bu 52 yıllık süreçte 6 aylık gecikme ne Türkiye'ye bir şey kaybettirir, ne Avrupa'ya bir şey kazandırır. Ne de Rumlara bir şey kazandırır. O yüzden akıllarını başlarına toplasınlar. Şu 6 ayı iyi değerlendirsinler. Adada
herkesin huzur içinde yaşacağı bir ortak devleti oluştursunlar ondan sonrada oradaki Türk kardeşlerimizde, Avrupa kamouyuda birlikte geleceğimizi inşa edelim. Eğer yarım devletin dönem başkanlığıysa zaten biz bir toplantıya katılmayacağımızı da söyledik. Sayın Davutoğlu'nun böyle bir toplantıya katılmayacağını biliyorum. Onun da benimde sayın başbakanımız meclis başkanımız cumhurbaşkanımız ve muhalefet liderlerinin de aynı kararda olduğunu biliyorum. Bu konuda tek yüreğiz. Çünkü Kıbrıs bizim milli
davamızdır. Kıbrıs konusu AK Parti'nin veya CHP'nin meselesi değildir. MHP'nin, BDP'nin meselesi değildir. Türkiye'nin milli davasıdır. Ne Kıbrıs için AB'den vazgeçeriz, ne de AB için Kıbrıs'tan vazgeçeriz. İkisine de bizim ulusal çıkarlarımız var haklı olduğumuz konular var. Bu millet ne yadir. Üç partinin de desteği ve imzasıyla Cumhurbaptığı bilir. Biz de ne yaptığımızı biliyoruz. Oraya kendi çapında yarım bir devletin ayak oyunlarına boyun eğecek değiliz" ifadelerini kullandı.
Bakan Bağış, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Akdeniz'de yaptığı doğalgaz ve petrol arama çalışmalarıyla ilgili olarak da şunları söyledi:
"Bugün Avrupa içinden geçtiği buhranda ekonomik krizlerle, siyasi krizlerle boğuşurken bir yandan da Kıbrıs Rum yönetiminin Avrupa'nın çıkarlarını ipotek altına almasıyla karşı karşıya kalmıştır. Biz Avrupalı dostlarımıza, müttefiklerimize ortaklarımıza artık uyanmalarının vakti geldiğini, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Avrupa'nın çıkarlarını ipotek altına almaması gerektiğini vurguluyoruz. Burada doğalgaz ve petrol varsa binlerce yıldır var. Buradaki gazoz değil ki gazı kaçsın. BM Genel Sekteri bu yıl sonuna
kadar çözüm bulmaya çalışırken, Akdeniz'in tabanında delik açmak provokasyondan başka bir şey değildir. Avrupalıların da bu tuzağa düşmeyeceğine inanıyorum. Yarın ki konsey kararı da makul ve iki tarafın birleşik bir devletin oluşturma çabalarına destek veren mesajlar olmasını temenni ediyorum. İnşallah aklın yolu bir gelir."
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.