Troller botlar ve toplar

Değerli okurlarım aşı karşıtlarının mitingi ile ilgili geçen hafta sizlerle paylaştığım makaleme yapılan yorumlara göz attığımda anladığım şey bu hesapları kullananların anlama özürlü veya art niyetli oldukları şeklinde.

Bir hekim olarak covid sürecinde yaşanılanlardan ve tecrübelerimden yola çıkarak vatandaşı bilgilendirmek bile bir cesaret işi. Laf olsun torba dolsun mantıklı bir sürü yaratıktan salvolar hazır ve peş peşe geliyor.

Ne mesleğiniz ne insanlığınız kalıyor. Küfür hakaret ve gayrı insani tutum ve davranışlara bu kadar müsamaha gösterilmemeli.

Bu güruhun çoğunun zaten hesabı kitabı baştan bozuk ve art niyetli.

Bu kanaate varmamın sebebi ise hesabı kullananların paylaştığı künye bilgileri.

Yakın geçmişte kamalizm  dini ile ilgili yazdığım makaleye yorum yapanlarla nerede ise aynı hesaplar. Kamalizm ne zaman din olarak kabul edilmiş, kutsal kitabını kim nasıl yazmış, bakmak okuyup anlamak varken saldır baba saldır.

Sosyal medyayı soysuzlaştıran bu sütü bozuklara daha fazla fırsat verilmemeli, TBMM yeni dönemde soysuz hesap sahipleri ile ilgili kanun çıkartarak, sosyal medyayı Dingonun ahırı zannedenlere dur demeli.

Dur demeli çünkü hiç bir kuralın olmadığı hak ve hukukun hak getirdiği akıl ve fikir yoksunu bu hesaplar kendi aralarında kurdukları illegal ağlar ile lobi faaliyetleri dahil başka başka işlerde yapıyorlar.

Trol veya bot hatta top hesaplardan bir tanesi herhangi bir ucube yumurtladığında yâda doğru bir bilgiyi etkisiz hale getirmeye niyet ettiğinde bir anda onlarca hatta yüzlerce bot trol harekete geçiyor ve adeta doğru bilgiyi boğarak bilgi paylaşan hesabın sahibinin anasından emdiği sütü haram edebiliyor.

Sosyal medyadan yayılan kirli bilgiler ve edebe muğayir pespayelik ile mücadele etmek ne mümkün. Bir yazıyorsun bin küfür hakaret ve insan ağzından çıkmayacak kelimelerin emoji yada işatetleri.

Durun yapmayın etmeyin demenin hiç bir yararı yok. Allah müstehakınızı versin diyorsun.

Alçaklığı hainliği ve yalan pazarından allanarak pullanarak sosyal pazara servis edilen makyaj dokulu ve kokulu kirli bilgileri beddua ile geçiştirmek dönemi bir an önce son bulsun artık.

Devletimizin gücünün üstünde Allah’tan başka bir gücün olmadığına inanan bir vatandaş olarak, yetsin artık bu çile diyorum.

Eski Türkiye özlemcilerinin ekmeğine daha fazla yağ sürülmesin.

Demokratik hak, konuşma ve yazma hürriyeti gibi içi boş kavramları bu güruh devlet ve millet düşmanlığı için fütursuzca kullanıyor.

Gerçek sahibi bilinen her türlü yazılana çizilene bende karşı değilim.

Yeter ki hakaret içermesin.

Ancak işkembeden atıp tutarak efelik taslayanlara verilen bu sınırsız özgürlük insan hakkı olmaktan çok öte bir ayrıcalık ve zımnen bu güruha destek.

Devlete millete küfretme aracı olarak kullanılan bu hesapların büyük kısmı okyanus ötesindeki hainin trollerine ait.

Bu alçaklardan insanlık namına olmayan her türlü kötülük beklenir.

Bir kısmı ise din düşmanlarına ait ki, bunlarında diğerlerinden pek bir farkı yok.

Din, devlet ve millet düşmanlığında birleşerek ülkemiz adına her türlü olumlu bir gelişmede ağız ve söz birliği etmiş bu güruh kendine verilen görevi anında layıkı ile ve mükemmel bir şekilde yerine getiriyor.

Tayyip düşmanlığını da böyle okumak gerekir.

Aşı karşıtlarının bir kısmınıda bu kategoride değerlendirmek mümkün.

Fırsat bulsalar bir damla suda milleti top yekün boğacaklar boğmasına da, çok şükür bu fırsatı kollamalarına rağmen bulamıyorlar.

Sağda solda çatlak cılız ses çıkaranların yaptığı denemelere çok şükür ki milletimiz fırsat vermiyor.

Değerli okurlarım siz siz olun aklınızı kiralamak isteyenlere nezaketen teşekkür edin ve bu hesaplardan etrafa yayılan pis kokuları bertaraf etmek için çalışın.

Şerri def edenlere yardımcı olduğumuzda hem dini hem de milli bir görev ifa etmiş oluruz.

Bu güruhun borazanından çıkan gürültünün sesi yüksek olsa da içi kof ve boştur.

Yalan dolan bühtan ve ihanet iç içedir.

Mangalda kül bırakmadıklarına da bakmayın.

*

Edebiyat ortamı dergisi

Pandemi ile hop oturup hop kalkarken güzel ülkemde iyi şeylerde olmuyor değil.

Ankara’da server vakfı başkanı ve aynı zamanda hemşerim olan Mehmet Ali Bulut beyin gayret ve çabaları  ile iki ayda bir yayınlanan  Edebiyat ortamı dergisinin son sayısı elime geçti.

Kuşatıcı ve her kesime hitap eden derginin zengin muhtevası içerisinde kendinizi kaybetmeniz mümkün.

Ekim-kasım sayısında birbirinden ilginç konular masaya yatırılmış.

Kürt sorunundan, Doğu Türkistan ‘a öykü ve roman yarışmalarından şiire, tasavvuftan felsefeye kadar ….

Yine dopdolu, yine okuyucuyu kendine bağlamayı başarmış. İyi okumalar.

Önceki ve Sonraki Yazılar