TARİHİMİZDE AZ BİLİNEN KONULAR…

 

Fotoğraf açıklaması yok.

Hepimiz Seyit Onbaşı'yı ve 276 kiloluk top mermisinin hikayesini ve bu fotoğrafı biliyoruz. Bu fotoğrafta neden Seyit Onbaşı'nın arkasında başka bir asker daha vardır? Olayın asıl kahramanları Seyit Onbaşı ve mermi olmasına rağmen neden bu fotoğraf karesine bir başka asker girmiştir? Karesine giren asker tesadüfen orada bulunan biri değildir. Kendisi namıdiğer Niğdeli Ali yani Ali Çolak'tır. Niğdeli Ali ilk savaş tecrübesini 1912 yılında katıldığı Balkan Harbi'nde edinir. Balkan Harbi'nin bitiminde evine Niğde'ye dönen Ali evlenir. Fakat bu kez de Birinci Dünya Savaşı patlak verir ve Ali'yi Çanakkale cephesine çağırırlar.

 Niğdeli Ali cepheye ulaşmak için trenle Balıkesir'e kadar gider. Fakat Balıkesir'den Çanakkale'ye herhangi bir vasıta bulamaz. Kutsal vatan toprağının düşman ayakları altında ezilmesini içine sindiremeyen Ali, cepheye varmak için Balıkesir'den Çanakkale'ye kadar yürür. Çanakkale'deki birliğine vardıktan sonra Mecidiye Bataryası'nda görevlendirilir. Mecidiye Bataryası son derece önemlidir. Çünkü diğer birlikler yok olmuştur. Bunun farkında olan İngilizler bu bataryayı hedef alır ve savaş gemisinden atılan tahrip gücü yüksek bir mermi ile bataryayı vururlar. Batarya Komutanı Yüzbaşı Hilmi Bey hemen bölgeye gelir. Yaralı ve sağ kalan askerleri arayan ararken de ağlayan yüzbaşı imdat feryatlarının geldiği yöne doğru giderek toprağın altındaki Niğdeli Ali'yi kurtarır. Niğdeli Ali ayağa kalktıktan sonra yaralı arkadaşları var mı diye gezerken ayağına bir şey takılır. Bunun bir ayak olduğunu fark eden Ali patlamanın etkisiyle diklemesine yere saplanan bir arkadaşını yine Yüzbaşı Hilmi Bey ile toprağın altından çıkarır. Toprağın altından çıkarılan ikinci kişi ise Seyit Onbaşı'dır.

 Bu olayların yaşanmasından kısa bir süre sonra ellerinde kalan son top mermisini Seyit Onbaşı topun ağzına sürer. Niğdeli Ali'ye ise bataryanın üstüne çıkmasını ve atılan merminin isabet edip etmediği kontrol etmesini söyleyip topu ateşler. Saniyeler sonra Niğdeli Ali bağırır: 'Seyit Onbaşım vurduk! Gemi isabet aldı'. Düşmana ait en büyük savaş gemisi olan İngilizler ‘in Ocean zırhlısı Ege'nin sularına gömülmeye başlamıştır.

RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ …

OSMANLI'NIN ABD ‘ Yİ VERGİYE BAĞLAMASI

5 Eylül 1795 tarihinde Osmanlı Devleti ve Amerika arasında 'ABD’nin tarihi boyunca yabancı bir devlete vergi ödenmeyi kabul ettiği tek antlaşma!!’ olan Trablus Antlaşması imzalandı.

 Beylerbeyi Cezayirli Gazi Hasan Paşa, 1793'ün Ekim ve Kasım aylarında 11 Amerikan gemisini ele geçirdi. ABD, 27 Mart 1794'te 700.000 altın ayırarak Osmanlı donanmasına karşı koyacak güçte gemiler üretilmesine veya satın alınmasına karar verdi. Bu antlaşmaya göre, Cezayir'deki esirlerin iadesi, Atlas Okyanusu’ndaki ve Akdeniz'deki Amerikan gemilerine dokunulmamasının bedeli tek sefere mahsus 642.000 Osmanlı altını veya yılda 12.000 altın olacaktı.  22 maddeden oluşan bu antlaşmaya ABD adına Joseph Donaldson, Osmanlı adına ise Cezayirli Gazi Hasan Paşa imza attı
Bu, ABD tarihinde, yabancı bir dille imzalanan tek anlaşma olduğu gibi yabancı bir devlete vergi ödenmesini kabul eden tek Amerikan belgesidir. ABD bu antlaşmaya 1818 yılına kadar bağlı kalmıştır.

**

ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ İLERİ

Türkiye’nin Akdeniz ile bağını koparan SEVR ANTLAŞMASI, deniz gücü olmayan bir Türkiye tasarlıyordu. Bu emperyalist projeyi Kurtuluş Savaşı ile bozabildik. Baş Komutan Mustafa Kemal Paşa, Büyük zafer ardından Eylül 1922’de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” emri ile Türkiye’yi yeniden Mavi Vatana kavuşturdu. 9 Eylül 1922’de İzmir’e giren Türk orduları Türkiye’yi yeniden Akdeniz’e bağladı. 

Gelelim bu metnin tarihi belgesine: Mustafa Kemal Paşa'nın 01 Eylül 1922’de karargâh subaylarından Şükrü Ali Bey’e “Garp Cephesi Kumandanlığı” antetli bir kâğıda yazdırdığı ve “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” sözleri ile biten tarihî emrinin tam metni:

 “Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları!

Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydan Muharebesi’nde zalim ve mağrur bir ordunun anâsır-ı asliyesini (asıl unsurlarını) inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. Büyük ve necîb milletimizin fedakârlıklarına lâyık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Sahibimiz olan büyük Türk milleti istikbalinden emîn olmaya haklıdır. Muharebe meydanlarındaki maharet ve fedakârlıklarınızı yakından müşahade ve takip ediyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdirlerine delâlet (kılavuzluk, aracılık) etme vazifemi mütevâliyen (ardarda) ve mütemadiyen (aralıksız şekilde) ifa edeceğim. Başkomutanlığa teklifatta (tekliflerde) bulunulmasını Cephe Komutanlığı’na emrettim.

 Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini nazar-ı dikkate alarak ilerlemesini ve herkesin kuvâ-yı akliyesini (aklının gücünü), yiğitliğini ve menâbî-i celâdet (kahramanlığının kaynaklarını) ve himmetini müsabaka ile ibzâle (yarışırcasına bol bol harcamaya) devam eylemesini talep ederim.

Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!

Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi

Başkumandan
M.Kemal"

ÇOK ÖNEMLİ BILGİ....30 AĞUSTOS

Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 tarihinde: AFYONKARAHISAR. DENİZLİ. KAHRAMANMARAŞ. ANKARA. İZMİR 'de kutlanmıştır. İşgale uğrayan bu iller, kurtuluşun ne anlama geldiğini en çok bilen illerdi... Bu zafer sağlanmamış olsa idi... Minarelerimizde ezan bile okunamayacaktı... Örneğin, Konyalı bir kişi pasaport almadan İzmir'e gidemeyecekti... Bana göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temeli atılmıştır. Bu sağlam temelin atılmasını sağlayan zaferin 98 yıl dönümünü yaşıyoruz.

 Tüm Vatandaşlarımın ZAFER BAYRAMI kutlu olsun.

Faydalanılan Kaynaklar:

19 yüzyıl siyasi tarih(1789-1914) Fahir Armaoğlu İstanbul 2020

Mondros,Sevr,Lozan Antlaşmaları İ.Sadi Öztürk Ankara 2004

Ege Adaları Sorunu 1911’den Günümüze Necdet Hayta Ankara 2006

Önceki ve Sonraki Yazılar