TAKSİM TAHRİR OLMAZ !

Kurtlar  puslu havayı sever sözü her zaman ve zeminde sık tekrarlanır.

Yenilen güreşe doymaz deyimini de sık kullanırız. Atalarımızdan günümüze gelen özlü pek çok sözü de sizlerde ilave edebilirsiniz.

  Son günlerde yine  etrafta  asparagas  haberler dolaşıyor. Yok efendim iki bayram bir yapılacakmış veya haziran   vuslat ayı  olacakmış ….

   Her defasında olduğu gibi bu kez artık son  denerek başlatılan ihanet kokan  ifadelerle yakın gelecekte ülkemizin bugünkü zulümden(!) kurtulacağı müjdesi  kulaklara üfleniyor.

  Bu uçuk kaçık haberlerin maalesef uçuk kaçık olmayan malzemeleri de mevcut. Nato’ya sığınan hain askerler  yanında  dost (!) ve müttefik(!)  ülkelere , sınır komşumuz devletlere  sığınan devlet ve millet düşmanı o kadar çok şebeke elemanı  var ki, ister istemez benzer üfürüklerden insan ürkebiliyor.

  Nasıl ürkmesin ki, 15 temmuz kimin aklına bu şekli ile gelebilirdi? Kendi askeri,  düşmanlarını yok etmek için emrine verilen silahları  direkt masum  insanlarının üzerine acımasızca ve ölümüne sıkmış. Rüyada görülse bu kadarı da  olmaz denilecek  bir ihanet bu.

 Taksimi tahrir yapma hayali gerçekleşmeyince zıvanadan çıkan illegal örgütler  şimdi  omurgasız bir şekilde serseri mayın olarak gittiği yerleri patlatmakla meşgul.  

 Havayı bulandıracaklar ve yeni bir kalkışma ile de sonuca ulaşacaklar. Boş hayaller ama hezeyan derecesinde bağlandıkları sapık kişinin etkisinden bir türlü kurtulamıyorlar.

  Taksimi tahrir yapamayanların öfkesi dinmez elbette. Kesin gözü ile baktıkları mutlu sonları gerçekleşmediği gibi darmadağınık da oldular

  Beddualar başlarını yedi. Bu dualı millet şimdi çok daha dikkatli ve her an teyakkuzda. Her bilgiyi kendi potasında değerlendirerek tedbirlerini bizzat kendisi alıyor.

  Her gün binlerce ihbar ile devletimizin ilgili kurumları devamlı teyakkuzda tutuluyor. 

 Yeni bir kalkışmadan ümidi kesen ağababaların bundan sonraki projesi nedir sorusunun cevabı o kadar çok ki, istesek de   istemesek de  uyanık olmak zorundayız.

  En basit bir mesele büyük puntolarla pazarlanarak müşteri arayanlar avuçlarını yaladıkları sürece bize bir şey olmaz. Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan kirli bilgilerle bulandırılmak istenen kafalar her şeyin farkında olmaya devam etmeli.

 İçimizdeki bazı akıldanelerin yedikleri herzeler dün olduğu gibi bu günde pazarlanarak saf ve temiz insanlarımızın dimağı karıştırılacak.

  Yolsuzluğu, yoksulluğu, yasakları kullanmak isteyenlere fırsat verecek davranışlardan kaçınmalı ve malzeme olacak hatalı duruşlardan uzak durmalıyız.

 Gezi kalkışmasına nasıl 3-5 ağaç  gerekçe  olarak yetti ise şimdi de çok daha küçük kıvılcımlar büyük yangınlara sebep olabilir.

  Yeşil alanların iğfali,  kutsallaştırılmış putlar, taciz olayları, hukukun işlediği hukuksuzluklar, bürokratik oligarşinin acımasız dişlileri ,adalet duygusunun aşikar zedelenmesi ,din istismarı ,mezhepçilik ve etnisite  gibi  kaşınmaya müsait toplumsal hassasiyetlerimiz var.  Buralardan operasyon için pusuda bekleyenlere malzeme olmamalıyız.

  Aslan tilki hikayesindeki  kurt misalinde örneklendiği gibi aklımızı başımıza alıp yaşanılanlardan ders çıkartabilmeliyiz.

 FETÖ ve diğer tüm ihanet odakları birlik ve bütünlük içerisinde. Yaptıkları koalisyonun tek hedefi  ülkemizde de tahrir meydanları oluşturmak. Bu meydanlarda birlik ve bütünlüğümüzü dayanışmamızı yok ederek ülkemizi üçüncü dünya ligine düşürmek.

  Bu kadar kesin ve kararlı düşman karşısında biraz daha dikkatli sevgili dostlar . Yoksa bindiğimiz gemiyi acımasızca batıracak bu hain  güruh biz boğulurken kendisi de yok olacağını bilmesine rağmen bu inadından vaz geçmeyecek. Dediğim dedik çaldığım düdük inadından zerre kadar bir sapma yok.

  Yakın tarihimizde  Öyle ihanetler olmuş ki, üstü betonlarla kapatıldığı halde, hal dili ile ben buradayım uyanık olun diyor. Örnek mi? Arabistanda şerif Hüseyin, Yemende imam Yahya, içimizden ittihat ve terakki , balkan isyanları…Saymakla bitirmemiz mümkün değil.

  Bugün dünden farklı değil değerli dostlar. Tarih her zaman olduğu gibi tekerrür etmeye devam ediyor.

  Devletimize sahip çıkmak ve bekamız için azami gayreti göstermekle yükümlüyüz. Bu hem dini hem de milli bir görev.

MUHABBETİ İLE GELDİ. HOŞ GELDİ.

Geldi gelecek derken ansızın geliverdi. Evlerimiz sokaklarımız mahallelerimiz şenlendi. Bize düşen vazife bu ayın rahmetinden bereketinden nemalanmak ve Rabbimizin vaat ettiği mükafata layık olabilmek.

  Ne mutlu o mükafatı kazanarak hem maddi hem de manevi olarak ramazan ikliminden karlı çıkanlara.

  Bugünlük de bu kadar.

  Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar