Kalplere De Gelsin İlkbahar

Gündem de yaşadıklarımız, duyduklarımız, neler olabileceğini tahmin edemeyeceğimiz olayların olmasına, şehitlerin günlük sayısının artışına rağmen yaşam bir şekilde devam ediyor. Bir an tüm bu olayları unutup, sıkıntıları bir köşeye atıp doğanın bize sunduğu güzelliği yaşamak istedim.

İstanbul’da son bir haftadır oldukça güzel havalar. Camlar kapılar açık, doğa uyanmış, kuş cıvıltıları, çiçekler açmış. Özellikle rengarenk laleler ömürleri kısa olsa da farklı bir güzellik yaşatıyor. Dünya üzerinde yerleşik kültürlerde olduğu gibi bizim kültürümüz de de bahar güzelliktir, emektir, tarlada açan çiçek yeşeren umutlar ve gelecektir, bolluk, berekettir.

Doğayı seyretmeyi  tabiatı gözlemlemeyi çocukluğumdan beri çok severim. Hele ki mevsim İlkbaharsa tadına doyum olmaz. Doğup büyüdüğüm çocukluğumun geçtiği ahşap toprak evimizin damına yatıp gökyüzünü, bulutları seyretmişliğim çoktur. Güneş ışıklarının bulutlarla gölgelenmesi, bulutların hareketleri, dünyanın döndüğünü hissederdim sanki. Evimizin hemen karşısındaki dağları izlemeyi de çok severdim hatta güneş batarkenki o kızıllık, dağların renginin değişmesi çok hoşuma giderdi. O dağların rengi havanın durumuna göre renk değiştirirdi izlemeye bayılırdım. Kuşları seyrederdim, sığırcık kuşları öbek öbek olur bir o yana bir bu yana gökyüzünde sanki dans ederlerdi o ahenge, o özgürlüğe bayılırdım. Sabahları kuş sesleri ile uyanmak ne güzeldi.

Evimizin önünde uzanan harman yeri dediğimiz çayırlık yeşermeye başlamış, çiğdemler topraktan kendilerini gösterirken çıplak ayakla o yeşil düzlükte koşmayı ne çok severdim., toprak sıcak olur ilk başta o sıcak toprakla oynamayı da çok severdim. İlkbahar bana hep yeniden doğuşu hatırlatır. Bahar geldi gül açıldı ruhuma neş'e saçılır İçim kıpır kıpır olurdu.  Tarifsiz bir mutluluk kaplar içimi, cıvıl cıvıl olur harman yeri, çocuklar oyun oynar, öğleden sonraları. Akşamüstü koyun sürülerini getiren çobanların kucaklarında yeni doğmuş kuzular olur, kimi bir iki günlük olmuştur bile hoplayıp zıplarlar neşeli neşeli pamuk gibi, tertemizdirler henüz.Tutabildiklerimizi kucağımıza alıp sevmeye çalışırdık sıcacıktırlar..Leyleklerin gelişi de tam bir sevinç olur hele bir de yollarını şaşırıp harman yerine konarlarsa, yerde sürünerek usul usul yanlarına sokulmaya yakalamaya çalışırdık. Leyleğin doğasına aykırı çocukluk işte. Fark eder etmez uçup giderlerdi tabi.

Şimdi o hava, o bahçe, o toprak ev yok.  Şimdi buralarda gökyüzü de çok az görünüyor, bir bahar havası alayım dersiniz, yürüyüşe çıkarım zaman zaman bahar havası yerine egzos kokusu alırım. Kalabalık, trafik bir sürü hengame. Hafta sonları hava güzelse açık alanlara gidersiniz, hiç bir şey o günleri geri getirmiyor. Ama bu günler de yerini daha başka günlere, değişimlere bırakacak hayattan yaşamdan tad almak gerek her anıyla, bütün olumsuzluklara rağmen, belki bu günleri de özleyeceğiz. Yine de bir şarkı sözü düşüyor aklıma şimdi  "Eskidendi, eskidendi ahhh eskideeeennn"

  Özledim...hem de çokkkkk….

Önceki ve Sonraki Yazılar