Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Devlette Adalet Yok İse, Başkanlık Olsa Ne Yazar

Son zamanlarda Türk milletinin vicdanını yaralayan, toplumda infiale yol açan cinayetler ve suçlar ile ilgili haberleri seyredip dinliyoruz.

Karısını, kızını herkesin önünde bıçaklayanlar, her defasında polis tarafından yakalanıp, mahkemeden serbest bırakılan ve yarım bıraktığı menfur işini tamamlayarak, masum karısını veya hasmını öldürenlerin haberleri insanın devletine olan güvenini yerle bir ediyor.

 Başınıza gelmeden, sadece seyrettiğimiz bu hazin haberler insanlarda bıkkınlık meydana getirir iken, hadisede zarara uğrayanların feryatları arş-ı alayı sarsıyor, fakat hükümet kanadından hiç ses çıkmıyor. Hangi kanalı açsanız varsa yoksa başkanlık sistemi, güçlü Türkiye sloganı.

Bir devlet, vatandaşı kendisine güvenir ve huzurlu bir hayat yaşar ve geleceğinden emin olur ise kuvvetli ve güçlü olur. Ulu orta elinde bıçak veya tabanca ile herkesi tehdit edenlerin, onu bunu soyup, karakolda serbest bırakılanların haberlerini görünce, ya benimde başıma böyle bir hal gelir ise kime giderim diyenlerin varlığı devletin varlığını tehlikeye sokar.

Atalarımızdan, adil olmayan bir sultanın devletini yaşatmasının zor olduğunu dinleyerek büyüyen bir nesiliz. Atalarımızın güzel adaletinin, nice kafiri islama kazandırdığının hikayeleri ile büyüdük. Heyhat öyle bir hale geldik ki, artık bu anlatılanlar gerçekten bizim devletimiz dede olur mu, bir gün bizde adalet denen mevhumun içine sığınabilir miyiz demeye başladık.

Polisin, savcının, hâkimin ve avukatın önünde, bu şahsı öldüreceğim diyen bir suçluya, hâkim hiçbir müdahalede bulunmuyor ve üstelik bu tehdidi tespit edip tutanaklara dahi yazdırmıyor ise. O hâkim, şunu mu düşünüyor. Bırakalım bu cani, bu insanların canını yaksın, hayatlarını zehir etsin veya bu caniyi engellemek ve nefsini müdafaa etmek ister iken mağdur olan insan katil olsun, ben ondan sonra her kim ayakta kalmış ise ona uyduruk bir ceza veririm ve evime gidip huzur ile çayımı içerim.

İşte bu yukarıda yazdığım hali bizzat yaşıyorum. Önce arabamı yakan, yıllarca bize eziyet eden, komşularımızın canına ve malına kasteden, binlerce lira borcunu, apartmana ödemeyen bir kişi, hakimin huzurunda beni ölüm ile tehdit ediyor ve hakim duymazlıktan gelebiliyor. Başkalarının çektiği acıları seyrederek ve kahırlanarak, nerede bu devlet ve nerede bu adalet der iken, şimdi de aynı zulmü bizzat yaşıyorum ve sığınacağım bir devletim yok. Sanki o savcının, hakimin maaşlarını, bu adamlar lüks içinde yaşasınlar ve bizi seyretsinler diye mi ödüyoruz. Madem benim başım haksız olarak belaya girdiğinde, beni koruyacak bir devletim ve devletimin kurumları yok ise ben vergimi ne için ödüyorum.

Bu devlet sadece mülteci olarak bize sığınan mazlumlar için mi adalet vaat ediyor. Benim için adalet başka ülke demi? Bu devlet benim devletim değil mi ki. Bize karşı işlenen suçlarda, suçlulara karşı bu kadar müsamaha gösteriliyor. Bu devlet bizi katil etmek için mi kurgulanmış?

Bu soruları her gün televizyonda seyrettiğimiz, bütün haksızlığı uğramış vatandaşlar dile getiriyor. Polise soruyoruz ne yapacağız diye, aldığımız cevap. Biz saatlerce uğraşıyor ve suçluyu hayatımız bahasına yakalıyoruz. Fakat daha adliyede evraklar ile uğraşır iken, bizden önce adliyeden elini kolunu sallayarak çıkıp gidiyor suçlular diyorlar. Bende buna şahit oldum.

Ahlaksızlara mahsus, bir ceza kanunumuz var. Adli kontrol ile serbest bırakılmak diye söyleniyor. Her türlü şenaati işliyorsun, adamı dövüp, öldürememişsen, dayak yiyen hastaneye, suçlu ise yukarıda yazdığım ahlaksız kanun ile elini kolunu sallayarak ve üstelik daha dur ben sana neler yapacağım diye tehdit ederek evinin yolunu tutuyor. Bu devlet kelimesinin neresine sığıyor, devletlilerime soruyorum.

Buradan yazıyorum. Benim, ailemin başına bir kötülük vukuu bulur ise bunun suçlusu, bize karşı bu suçu işleyen şahıstan çok, her suç işlediğinde, bu adam gibi kötü insanları salıveren kanunları çıkarıp aziz Türk milletini devletinden soğutanlardır. Avukatıma soruyorum, ne yapayım, şikâyetçi olayım mı diye, hayır bir netice çıkmaz sen tedbirini al diye cevap veriyor. Yani kendini koru burası orman kanunlarının olduğu bir yer, burada devlet sadece alırken var demiş olmuyor mu?

15 Temmuzdan sonra her konuşmasında, vatandaşım haklı olarak idam istiyor. Adalet duygusu da bunu gerektiriyor diyenlerin, yeni anayasa değişikliğinde idamdan tek kelime bahsetmemeleri sizce manidar değimli?  Her konuyu meclise getirenler, cumhurbaşkanının meclise gelsin ben imzalarım sözünü duymuyorlar mı, yoksa karşılıklı danışıklı döğüşümü yapıyorlar, takdir milletimizin. Son on yılda masum vatandaşın, derdini anlatacak, şikayet edecek ve derdine deva olacak bir makam aradığını, fakat bulamadığını, devletin varlığını sorguladığını her yetkili biliyor.

Son on yılda denetimli serbestlik veya adli kontrol ile serbestlik gibi kanunları çıkaranları Allah’ıma şikâyet ediyorum. Ne bu dünyada, nede öbür dünyada yüzleri gülmesin. Bu adi kanunlar yüzünden mağdur olanların ahları arş-u alayı buldu, fakat devletten bir ses yok.

Adalet yok ise devlette yoktur, ismi ister parlamenter, iste cumhurbaşkanlığı sistemi olsun.                           

Önceki ve Sonraki Yazılar