Ereyman ‘Gerçek potansiyelini kullanın’

Ereyman ‘Gerçek potansiyelini kullanın’
Ereyman, sınav sürecinde neler yapılması gerektiği ile ilgili bir değerlendirme yaptı.

Final Dergisi Dershanesi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi Öğretmeni Mustafa Ereyman, sınav sürecinde neler yapılması gerektiği ile ilgili bir değerlendirme yaptı.

Üniversite sınavları şifre tartışmalarında süreç hala devam ediyor, ÖSYM savunmasını yaptı. Öğrenciler için ise heyecan devam ediyor. Çünkü önümüzdeki ay en ciddi sınavlarını olacaklar. Bu süreçte bizde deneyimli eğitimcilere bu süreçte neler yapılması gerektiği ile ilgili sorular yönettik. Final Dershanesi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servgisi Öğretmeni Ereyman sınava hazırlanmaya devam eden öğrencilere şöyle seslendi;” Evet, tam da zamanı değil mi? Neyin mi? Kendini keşfetmenin. Ama kendimi kontrol edemiyorum, hayat da hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor, kararlılığımı eyleme dönüştüremiyorum, kendimi bu eylemsizlik halinden kurtaramıyorum gibi söylemlerinizi duyar gibiyim. Başımızı kuma gömerek sorunlardan kurtulamayız. Kedimizle yüzleşerek mucize beklemeden gerekli donanımları kazanarak değişimi ve gelişimi nasıl hayata dönüştürebiliriz? Yani aklımızın rotası ile yüreğimizin pusulası aynı yönü gösteriyor mu? Denge içinde mi? Pek  çoğumuz, hayatımızda bizim dışımızda gelişen olayları kontrol edebileceğimiz gibi bir inanışa sahibiz. Bu nedenle de bu olaylar karşısında kızgınlık yaşar, üzülür, kısaca kendimizi yıpratırız. Özellikle konu başka insanların kontrolü olduğunda var gücümüzle bunu başarmaya uğraşırız. Hâlbuki hayatımızda değişiklik yaratan ve hayatımızı zenginleştiren, karşılaştığımız olaylar değil, bu olaylara verdiğimiz tepkilerdir. Yaşadığımız olaylara verdiğimiz tepkilerle oluşan sonuçlar bizim hayatımızı etkiler.  

SÖNMÜŞ YILDIZLARIN HİKAYESİ

Erayman açıklamasında sönmüş yıldızların hikayesini de anlatarak; Bilir misiniz sönmüş yıldızların hikâyesini? Sönmeye yakın can havliyle avazı çıktığı kadar parlamak isterler. Aydınlattıkları yer önemli değildir. Kendi çevreleri ya da ulaşabildikleri en ırak nokta neresi olursa olsun. Yeter ki son bir kez tüm güçleriyle parlayıp bizler buradayız ve sönsek bile hep burada var olacağız duygusunu yaşarlar, yaşamak isterler.”Biz insanların ise bunlardan ne farkı var ki? Bakın şöyle izah edebiliriz. İnsan teoride düşünüp de pratikte uygulamadığı birçok hareketi aslında doğasında vardır. Ama ne yazık ki günümüz modern anlayışın verdiği yoğunluktan dolayı bir türlü kendimizle kalamamaktayız. İnsan ne zaman bir şey yapmaya karar verse bir engel çıkar karşısına bundan dolayı özünden zamanla uzaklaşıp sadece yaşamın rutin işlemleri arasında hayatını devam eder. Teoride yapmak istediğimiz birçok şey olabilir. Yalnız insan sadece teorik olarak var olanları bilmesi yetmez. Yaş ilerledikçe bu teorilerini pratiğe dönüştürmek ister. Eğer düşüncelerini pratik yaşama sunmazsa zamanla kaygı başlar. Bu kaygı insanın özünü yitirdiği Her şeyin madde planında ele alındığı bir dönemde varoluş açısından da problem yaratır. Öncelikle birey kendisiyle ve kendi gerçekleriyle yüzleşmekten kaçınır. Sonrasında ise içinde yaşadığı toplumla çatışma başlar. Ve nihayetinde birey yalnız kalır. Bu yalnızlık onu kimlik karmaşasına sürükler. Günümüz insan profilinde tüm insanlar birbirinin fotokopisi gibi. Asıl özelliklerimizi ve potansiyelimizi bir türlü ortaya çıkarmıyoruz. Kendimizde olan bir özelliği sürekli bastırılmış duygular arasına sıkıştırıp hayatı olduğu gibi kabul ediyoruz. Hâlbuki var olan potansiyelimizi kullanabilsek daha mutlu oluruz. Ben bunu başaramam, ben bu işin üstesinden gelemem gibi klişeleşmiş günlük kelimelerle hayatımızı sürdürüyoruz. Ve her defasında hayatın kırılma noktasından başa dönüp hayatı sil baştan alıyoruz. Bu da bizlerin sürekli aynı noktada durmamıza sebep oluyor.

Kontrol edemeyeceğimiz bir olayla uğraşmaktansa rahatlıkla karar vereceğimiz bir davranışı sergileyerek sonucu değiştirmek hayatın kontrolünü elimize almanın zamanı gelmiştir. Artık gerçek potansiyelimizi kullanma zamanı geldi. Ben buradayım, ben de yaşıyorum. Benim de söylediklerim değerli, anlayışını kazanma zamanı geldi. Ama bilinmesi gereken en önemli etken, sonucu değiştirmek ve hayatın kontrolünü elimize alma süreci içerisinde bazı sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Böyle bir durumda körleşmekten kaçınmaya çalışarak, “maharetin karanlık bir gecede yıldız görmek olmadığını asıl maharetin güneşli bir günde yıldızı görmek” olabildiğini unutmamak gerekir. Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Çinliler bu ağacı söyle yetiştiriyorlar: Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Cinliler büyük bir sabırla besinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet besinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye baslar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelen ilk soru sudur: Cin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı? Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır? Kuskusuz ki beş yılda. Büyük bir sabırla ve ısrarla beş yıl süresince, tohum sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edilebilir miydi? Bir basarînin şartları her zaman çok basittir:  Bir süre için çalışın, o sürede tahammül edin, dayanıklı olun, başaracağınıza daima inanın ve hiçbir zaman geri dönmeyin.Şu an LYS ve SBS’ ye hazırlanan öğrenciler… Bu sınavlara gireceksiniz. Kontrolü elinize alın. Sonucu değiştirmek sizin elinizde. Sınav sistemini ya da diğer öğrencilerin çalışma temposunu değiştiremezsiniz. Değiştirebileceğiniz tek şey sizin sınava nasıl baktığınız (üniversiteye girmek için bir engel ya da bir basamak) ve buna göre hazırlayacağınız çalışma sisteminiz. Sistemi,hayatı, ailenizi, arkadaşlarınızı, öğretmenlerinizi ya da kendinizi suçlayabilirsiniz. Yani körleşebiliriniz. İsyan da edebilirsiniz. Bunlar davranış seçenekleriniz arasında. Ancak bu sınavları, istediğiniz okula girebilmek için bir fırsat olarak görmek ve buna göre davranmak da seçiminiz olabilir.  Tercih sizin. Yazımı H. N. Gasson’dan bir alıntıyla bitirmek istiyorum. “Vapurlar yelkenlileri denizden kovdular; çünkü onlar rüzgâr olsa da olmasa da ileriye gidebiliyor. Vapur kendisini öne iten gücü içinde taşıyor. Hiçbir fırtına onu yolundan çeviremiyor. Onun dışarıdan bir kuvvete ihtiyacı yok.”

merayman-ic.jpg

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.