Prof. Toğrol İsmail: Türkiye, Avrasya politikalarını gözden geçirmeli

Prof. Toğrol İsmail: Türkiye, Avrasya politikalarını gözden geçirmeli
Türk Ocağı’nın bu haftaki konuğu olan KSÜ Uluslar-arası İlişkiler öğretim üyesi Prof. Toğrol İsmail, Avrasya politikalarının hatasıyla-sevabıyla dünden bugüne işleyen sürecini anlattı.

Türk Ocağı’nın bu haftaki konuğu olan KSÜ Uluslar-arası İlişkiler öğretim üyesi Prof. Toğrol İsmail, Avrasya politikalarının hatasıyla-sevabıyla dünden bugüne işleyen sürecini anlattı. Nasıl başladı, daha çok kimin yararına işliyor, Türkiye’nin beklentileri neler ve daha çok yaralanmak için neler yapılabilir? Konuşmacı bütün bu soruların cevabını tek tek verdikçe, Türkiye’de konuşulan birçok şeyin yanlış ya da eksik olduğu da açığa çıktı.

Kendisi ayni zamanda Azerbaycan Türklerinden olan Prof. İsmail, önce Türkiye’de sıkça kullanılan “Azerî Türkleri” ifadesindeki yanlışı düzeltmekle  başladı.

Özetle şunları söyledi:

“Azer”, Farsça ateş demek ve azerî de ateşe tapan anlamındadır. Azerbaycan Türkleri, ateşe tapmazlar, bilindiği gibi Müslüman Oğuz Türklerindendir. 1930’lara kadar, nüfus cüzdanlarımızda Türk yazardı, ondan sonra Stalin döneminde “Azerbaycanlı” diye yazıldı.  Bütün Türkistan ile beraber Azerbaycan’ı da diğer Türklere yabancılaştırmak için yeni kültür politikaları gereği, Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen ve nihayet Azerî diye yaygınlaştırıldı.  Güya, on birinci yüzyılda Türkler gelmeden önce burada Azer adlı yerli halk varmış, Türkler onlarla asimile olmuş, Türk değillermiş. O halde burada yaşayan topluluğun esas adı Azerî olmalıymış. Dinin yasaklanması, dil ve alfabe devrimi vb. ile bu politikalar yerleştirildi. Azerî tabiri, ayni anlayışla İran’ın da işine geldi; çünkü bugün içerisinde Dini Liderleri Ali Hamaney dâhil 35 milyon Türk var.(İranTürkleri’nin Traktör Futbol takımı müsabakalarında, stadyumlar “Harey harey (duyun duyun) men Türkem” diye çınlamakta..)  Ermenistan kurulurken nüfusun yüzde 75’i Türk idi, bugün bir tane bırakmadılar. Karabağ işgali ortada; 15 km.lik Nahcıvan sınırımız olmasa, coğrafî bağımız hepten kopacaktı. Sonuç olarak, “Azerbaycan” coğrafya adıdır ve “Azerî” değil, “Azerbaycan Türkleri” deyip bu adı yaygınlaştırmak lâzım. Hamaney, İran Türklerine hitaben, Farsça devlet dilidir, siz Türkçeyi kaybetmeyin derken, Türkiye basını bu sözü dahi çarpıtarak verdi, bunu anlamak mümkün değil.

togrolismailkonusms-2.jpg

Sadede gelince, Prof. Toğrul İsmail konuyu şu başlıklar altında sundu:

Rusya Açısından  Avrasyacılık nedir? Avrasya tabiri ilk defa 1870’lerde Almanlar tarafından kullanılmış ve Ruslar buna sahip çıkmışlardır. Komünist devrimden sonra Almanya’ya göçmüş olan Romanof ailesinden bir Rus milliyetçisi yazdığı eserde, her Rus’un kanında yüzde seksen Türk kanı aktığını ve hâkim unsurun Turanî kavimler olduğunu itiraf etse de Avrasya’da siyasî hâkimiyet Ruslarda kalacaktır, der.

Rusya, etnik değil “devlet milliyetçiliği” güderek kendi içersindeki bütün Türk unsurları içinde tutabilmektedir. Bakanlar kurulunda sürekli Türk asıllı üyeler bulunur. Avrasyacılık bizim için değil, Ruslar için câziptir ve Putin de iyi bir Avrasyacıdır. Şimdi Aleksandr Dugin bu ideolojinin savunucusu. Kendisi aslında Türk düşmanı bir Slav ırkçısı olduğu halde her nedense Türkiye’de çok tutuluyor (15 Temmuz’u onun haber verdiği iddiası palavra, en büyük hayranı da Melih Gökçektir). Dugin’e göre, Avrasyacılık politikalarındaki en büyük engel, Türkiye’de oluşabilecek Turancılık politikası veya Orta Asya’ya girme siyasetidir. Bunun için ne yapıp yapıp Avrasya dahilindeki Türk halkalarını bölmeliyiz, birbirleriyle  savaştırmalıyız, hatta bu konuda ârî ırktan olan İran’la işbirliği yapmalıyız, diyor. Bunu açıkça söylüyor, daha ne desin; böylesi bir adam Türkiye’de popüler. Türkiye’de Avrasyacılık, Rus politikalarına hizmet eder. Rusya’nın öngördüğü Avrasyacılıkta Türkiye’ye yer yok, olsa Türkiye ile paylaşması gerekir. En son Avrasyacılık stratejisini 1994’de Nazarbayev teklif etti, Türk-Slav ittifakı devam etsin diye. O zaman Rus İstihbaratı, kendilerinin dışından geldiği için bu teklifi kabul etmedi. Hem o sıralar Yeltsin Rusya’yı Batı’ya yönlendiriyordu. Dağılmaya yüz tutan Rusya’yı ve ekonomiyi toparlamıştı. Yeltsin’in tasfiyesinden sonra Putin’le beraber Rusya içine dönüldü ve Avrasyacılık yeniden baş gösterdi. Dahası, Rusya’nın Batı nezdinde kazanımları – Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınması ve G-8’den kovulması dâhil – kaybedildi. Putin’in Suriye’deki çabasının sebebi de imajını kurtarmak içindir. Ukrayna’yı işgali de öyle. Ekonomisi ise hiç iyi değil. Ama her nedense Türkiye’de Putin çok büyük lider!..

Türkiye açısından Avrasyacılık nedir? Bizim Avrasya kavramımızın üç alt başlığı vardır: Kafkas-Hazar havzası, Karadeniz havzası ve Orta Asya-Türkistan coğrafyası. Rusya içinde değil. Bu coğrafyada ve bu stratejide Demirel’in “Adriyatik’ten Çin Seddi”ne sözü ve Özal’ın erken ölümüyle sonuçsuz kalan çabalarından bu yana somut bir şey ortaya konmuş değil. Meselâ Kırım’ın işgali çok acı ve bizler şahsen uyarmıştık, sıranın onlarda olduğunu bizim yetkililere söyledik, htimal vermediler. En kötüsü, Türkiye’nin Avraya politikasında hazırlıksız olduğu görülüyor. “Türkçe Konuşan Devletler Asamblesi” ne demek? “Türk devletleri” bile diyemiyoruz. Türkiye’de Avrasya çalışanlar dahi Rusça bilmezler. Rusça eğitim veren kurumlar nerdeyse yok; Rusça yayın yapan propaganda radyosu kurun, dedik dinleyen olmadı. Oysa Rusya’da Türkoloji  eğitiminin tarihi 145 yıl. Sputnik en önemli yayınları ve hep propaganda yapar. Gürcistan’ın her şeyini biz veririz, ama Rusya daha etkili. Azerbaycan Türkiye’ye karşı hâlâ vizeyi kaldırmış değil. Oysa İki devlet bir Millet’iz deniyor. Rusya Kırgızistan’ı Avrasya Ekonomik Birliği’nin içine aldı, Türkiye’de orada da etkili değil. O kadar hatalı şeyler yapılıyor ki, Rusya’nın Suriye’de PYD-PKK desteği devam ettiği hâlde Türk basınında tek bir eleştiri yok.. Neden acaba? Benim şahsi kanaatim, Suriye’den Amerika devre dışı kalsa, bu defa biz Rusya ile karşı karşıya kalacağız. Fırat’ın Doğusunda kurulacak devletin arkasında bu defa da Rusya olacak.

Türkiye’nin Rusya’ya karşı, gerek Avrasya’daki hâkim, işgalci ve baskıcı politikalarına, gerekse Suriye’deki ayrılıkçı güçlere verdiği destek politikalarına karşı yapabileceği şey nedir dersek; onu sakındırmaktır. Rusya nasıl sakınır? Rusya’nın korktuğu tek şey, kendi içindeki Türk unsurlarına yönelik olarak Türkiye’nin izleyebileceği Turancılık siyasetidir. Çünkü onun yumuşak karnı orasıdır. Öyle bir şey hissettiği an gerek Ortadoğu’da, gerekse Avrasya coğrafyasında şimdiki politikalarından derhal vazgeçecektir. Bu anlamda, Türkiye’nin Avrasya politikalarını gözden geçirmesi, yeni bir strateji izlemesi gerekir. Rusya ile savaşmamız gerekmiyor; Avrasya’da ona rağmen biz de var olduğumuzu göstersek yeter. Kırım’ı işgaline tepkimiz ne oldu? Devlet olarak bir tepki göstermedik. Bir takım profesörler çıkıp şunu dedi: Ne yapalım, üç yüz bin Tatar Türkü için 32 milyar dolarlık ticaretten mi vazgeçelim? Yani sadece ekonomik açıdan bakıyoruz demek oluyor. Oysa ticaretten de vazgeçmeden yapılabilecek şeyle araştırmalıydı ve muhakkak ki vardı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.