Kadın Kimliği Yok Sayılıyor
İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi'nce hazırlanan; '2011 Yılı Hak İhlalleri Raporu'nda kadına yönelik şiddete de yer verildi.
Şiddete maruz kalan kadınların 'can güvenliği'nin olmadığı vurgulanan raporda, 'cinsel şiddet'e bir tanım getirilmesi çağrısı yapıldı.1 Ocak-31 Aralık 2011 tarihleri arasında İHD Adana Şubesi'ne yapılan başvurulara göre hazırlanan raporda; söz konusu dönemde şubeye toplam 8 ayrı başvurunun yapıldığı bildirildi. Söz konusu başvurularda şiddete maruz kalarak evden kovulan kadınlar, genel olarak hiçbir sosyal güvencesi ve gelirlerinin olmadığını belirtirken, 'can güvenliği'nin de olmadığını vurguladı. '2011 Yılı Hak İhlalleri Raporu'nda kuruma yapılan dilekçelere de yer verildi. Z.A. adlı bir kadının, 1998 yılında evlendiği eşinin, bir başka kadınla resmi nikahlı olduğunu sonradan öğrendiğine dikkat çekerken, 3 çocuğu olduğunu ve eşi E.A. tarafından darp edilip evden kovulduğunu dile getirirken, çocuklarının da kendisine gösterilmediğini anlattı.
ESKİ EŞİ EVİNE GİZLİCE GİRİP TECAVÜZ ETTİ
E.İ. adlı bir kadınsa yapmış olduğu başvurusunda; eski eşinin gizlice evine girip kendisine tecavüz ettiğini belirtip, bu durumu merkez ilçe Seyhan'da bulunan Denizli Polis Merkezi'ne bildirdiğine dikkat çekip, hiçbir sonuç alamadığı vurgulandı. E.İ., başvurusunda ayrıca eski eşinden sık sık tehdit telefonları aldığını, işyerine gelip kendisini rahatsız ettiği içinde işten çıkartıldığını belirtti.
'Görücü usulü' ile kuzeniyle evlendirilen H.T. adlı bir kadınsa sürekli şiddete maruz kaldığını, birkaç kez kaçıp baba evine gitmesine rağmen, burada da erkek kardeşleri tarafından dövülerek, eşinin yanına gönderilmek istendiğini anlatırken, bu şiddete dayanamadığı için evden kaçtığını ve can güvenliğinin de olmadığını ifade etti.
"KADIN KİMLİĞİ YOK SAYILIYOR"
İHD Adana Şubesi tarafından hazırlanan; '2011 Yılı Hak İhlalleri Raporu'nda kadına yönelik şiddet ile ilgili olarak görüş ve çözüm önerilerine de yer verildi. Raporda şu ifadeler kullanıldı; "Özel mülkiyetin ve doğalında sınıflı toplumların ortaya çıkmasıyla beraber başlayan kadın-erkek ayrımının günümüze kadar geldiği tarihsel süreç incelendiğinde; kadın kimliğinin yok sayıldığı ve meta olarak görüldüğü hatta ve hatta en değerli meta haline geldiğini de görülecektir. Günümüz toplumunda da durum bundan farksız değil. Zira ülkemizde yaşanan kadın katliamları bu durumu kanıtlıyor."
"CİNSEL ŞİDDETE BİR TANIM GETİRİLMELİ"
Şiddete maruz kalan kadınların, karşı karşıya kaldıkları bu durumun, bir 'kader' olarak dayatılmaya çalışıldığı yorumu yapılan raporda; kadına yönelik her türlü şiddetin, temel insan hakkı ihlali olduğu hatırlatıldı. Yasal mevzuatta cinsel şiddete bir tanım getirilmesi ve bu konuda insan haklarıyla ilgili sivil toplum kuruluşları ve kadın kuruluşlarının önerilerinin alınması istenen raporda; yargı, sağlık, güvenlik, sosyal hizmet ve eğitim personeline verilecek hizmet içi eğitim programlarında kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve uygulayıcıların cezalandırılması konularının yer alması çağrısı yapıldı.
Cinsel şiddet suçlarında sadece fiziksel raporların kabul edilmesinin, suçun failinin cezasız kalması sonucunu doğurduğu vurgulanırken, bu suçlarda psikolojik raporlar ve alternatif tıbbi raporlar da hukuki delil olarak kabul edilmesi gerektiğinin altı çizildi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.