Şeker -İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök: "Şeker Sektörünün Kurtuluşu Polonya Modelinde"

Şeker -İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök: Şeker Sektörünün Kurtuluşu Polonya Modelinde
Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri ve Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, şeker fabrikalarının özelleştirilme sürecinde hükümete Polonya örneğini göstererek, "Şeker sektörünün kurtuluşu Polonya modelinde" dedi.

Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri ve Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, şeker fabrikalarının özelleştirilme sürecinde hükümete Polonya örneğini göstererek, "Şeker sektörünün kurtuluşu Polonya modelinde" dedi.

Şeker-İş Sendikası Özelleştirme İdaresi'nin geçtiğimiz ay B ve C portföyündeki 10 şeker fabrikasının özelleştirilmesine yönelik ihale ilanı açıklamasının ardından harekete geçti. AB ülkelerini incelemeye alana Şeker-İş Sendikası "Polonya örneği" üzerine çalışmalara başladı. Bu ülkede şeker sektöründen temsilcilerle görüşen Şeker-İş Sendikası uzman ekibi önemli bilgilerle döndü.

Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri ve Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, şeker fabrikalarının özelleştirilme sürecinde hükümete Polonya örneğini gösterdi. Geçmişte Polonya'nın yaptığı özelleştirmelerden ağzının yandığını, daha sonra bu kararlarından vazgeçerek şeker fabrikalarını çalışanlara ve çiftçilere devrettiğinin altını çizen Gök, benzer uygulamanın Türkiye'de de hayata geçirilmesinin sektörden ekmek yiyen milyonlarca insanın geleceği açısından önemli olduğunu kaydetti.

Kasım ayında Polonya'da şeker fabrikalarının ihaleye çıkacağını hatırlatan Gök, Polonya'nın bu ihaleyi sadece pancar üreticileri ve çalışanlarına yönelik yaptığını söyledi. Gök, "Şeker fabrikalarının bilinçsiz bir şekilde özelleştirilmesine karşı hukuki mücadelemizi sürdürüyoruz. Özellikle Fransa ve Polonya'nın geçmişte düştüğü hatalardan Türkiye'nin ders çıkarmasını gerekmektedir. Fransa ve Almanya'dan sonra Avrupa Birliği'nin en büyük üçüncü pancar üreticisi olan ve geçmişte sütten ağzı yanan

Polonya'da da Türkiye olduğu gibi benzer bir özelleştirme sürecinin yaşanması ve bu ülkenin yeni stratejisini yerinde görmek üzere uzman ekibimizi bu ülkeye gönderdik. Yaptığımız araştırmalar öyle inanıyorum ki Türkiye'nin şeker sektörüne ışık tutacaktır. Pancar tarımı ve şeker sektörü Türkiye ile bire bir örtüşen Polonya'da başta üretici ve işçiler olmak üzere, şeker sektörünün bütün tarafları ile görüşüldü. Buradaki bilgi ve belgeleri özelleştirme ihalesinin yapılacağı bugünlerde Türkiye kamuoyu ile

paylaşacağız" diye konuştu.

İhale sürecinin sadece bu fabrikaların geleceğini değil, 250 bin pancar üreticisi ile birlikte ülke ekonomisine 3 milyar dolar civarında katma değer sağlayan şeker sektörünün tamamını yakından ilgilendirdiğine vurgu yapan Gök, Özelleştirme İdaresi'nin bugünkü mantığı ile fabrikaların özelleştirilmesi durumunda Türk Şeker bünyesindeki 25 şeker fabrikasının önemli bir bölümünün üretimlerini durdurma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını iddia etti. Gök şöyle konuştu:

"Piyasa ise tamamen şeker kartellerinin ve tatlandırıcı lobilerini kontrolüne girmiş olacak. Sektörde bundan önce yapılan ancak Şeker-İş Sendikası'nın hukuk mücadelesi sonucunda satışı gerçekleşmeyen ihalelerde, şeker fabrikalarının üretimlerinde devamlılığı sağlayacak yaptırımlar bulunmamıştı. İhale şartnamelerinde göstermelik olarak 5 yıl üretim şartı getirilmiş ancak bu şartın bile uygulanması için ağır cezai müeyyidelere yer verilmemişti. Şeker-İş Sendikası, kesinlikle 'parayı veren fabrikaları alır'

mantığı ile özelleştirilmesine karşıdır. Şöyle ki, Danıştay'ın, dava sürecinde Aralık 2009'da portföy C gurubu fabrikaların özelleştirilmesine ilişkin ihale ilanının şartnamesini şeker sektöründe arz talep dengesinin bozulması, istikrarlı işleyiş ve üretimin sürdürülmesi, dışa bağımlılık yaratılmaması gibi ilkelerden uzak olduğu gerekçesiyle yürütmesini durdurması yönündeki kararı da bu konudaki bilimsel verilerle yaptığımız uyarılarda ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Dünyanın

en liberal ekonomisi olarak bilinen ABD ve AB'nin bile en büyük pancar üreticisi olan Fransa ve Almanya'da olduğu gibi sektörü, içinde devletinde olduğu bir yapıda 'sahibine' verilmesinin taraftarı olması sıradan bir öngörü değildir."

"POLONYA ŞEKERİNE SAHİP ÇIKIYOR BİZ İSE SATIYORUZ"

Türkiye'de olduğu gibi şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde benzer bir süreci yaşayan Polonya'nın, kamunun elindeki şeker fabrikalarının tamamını pancar üreticisi ile şeker fabrikalarındaki işçilere devretmeye hazırlandığını ifade eden Gök, Türkiye'nin ise şeker fabrikalarını 'bakkal dükkanı' satar gibi yüksek parayı veren kişi ve sermaye gruplarına satma hazırlığında olduğunu söyledi. "Polonya, özelleştirmeyi şeker ve pancarına sahip çıkmak için yaparken, Türkiye bu değerlerini elden çıkarmak için

yapıyor" diyen Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, "Polonya, sektöre sahip çıkmak için kılı kırk yaran bir özelleştirme süreci yaşarken Türkiye ise bir hiç uğruna şeker fabrikalarım elinden çıkarma gayreti içerisinde. Fransa ve Almanya'dan sonra AB'nin en büyük üçüncü şeker üreticisi olan ve şeker sektöründe özelleştirme deneyimini ilk olarak 1989 yılında yaşayan Polonya, yaptığı bu özelleştirmelerden ciddi bir şekilde ağzı yanmış durumda. Geçmişte yapılan bu özelleştirmelerle, bugünkü 18 şeker

fabrikasının 11 tanesini 3 farklı Alman yatırımcı gruba satan Polonya'nın bu süreçte yaşadıkları, Türkiye için önemli bir ders niteliği taşıyor" diye konuştu.

"POLONYA BİZİM DÜŞTÜĞÜMÜZ HATAYA SİZ DÜŞMEYİN DİYOR"

Polonya Tarım Bakanlığı üst düzey yetkilileri ve Şeker Pancarı Üreticileri Birliği'nin şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sürecine yönelik uyarılarının ülkemizin şeker sektörü adına dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Gök, "Geçmişte özelleştirmenin acı sonuçlarını yaşayan ve geç de olsa uykudan uyanarak 7 şeker fabrikası elinde tutmayı başaran Polonya, bugün AB şeker reformunu daha iyi anlamakta ve bize 'bizim düştüğümüz hataya siz düşmeyin' uyarısını yapmaktadırlar. Türkiye'nin ekonomik olarak

bu fabrikaları satmasıncfdrıcı lobilerini kontrolünı gerektirecek bir durumun da olmadığını, eğer geçmişte kendilerinin yaptığı gibi bir satış olursa bundan Türkiye Devleti ve milletinin çok şey kaybedeceğine dikkat çekmektedirler. Ayrıca fabrikaların özelleştirilmesi gerekiyorsa da bizim sürekli olarak üzerine bastığımız gibi işçi ve pancar üreticisine verilmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar" dedi.

Türkiye'de de Polonya Modeli'ne benzer bir modelin uygulanmadığı taktirde bu fabrikaları alan firmaların uzun vadede üretimden çekilerek fabrikaları kapatma yoluna gideceklerini Polonyalı yetkililerin kilometrelerce uzaklıktan gördüklerini ancak Özelleştirme İdaresi'nin bu hassas konuyu görmezlikten geldiğinin altını çizen Gök şöyle konuştu:

"Bu özelleştirmelerden ciddi sıkıntı yaşayan Polonya, elinde kalan 7 fabrikanın kesinlikle yabancıya ve özel sektöre satılmaması için 2001 yılında Meclis kararı aldı. Fabrikaların, pancar üreticisine ve fabrikalardaki işçiye satılması şartını da içeren bu karar doğrultusunda özelleştirme sürecini yürüten Polonya Hükümeti, geçtiğimiz Eylül ayında fabrikaların işçiye ve üreticiye devir tarihini açıklamasıyla birlikte sürecin sonuna gelmiş durumda. Özelleştirme sürecinin 10 yıl uzamasının nedeni de, gerekli

yatırımları yaptıktan sonra fabrikaları işçi ve üreticiye karlı bir halde devretmek istemesinden kaynaklanıyor. Polonyalı pancar üreticisi ve şeker işçisi, bir anlamda fabrikalardan aldıkları kar paylarıyla fabrikaların sahibi olacaklar. Biz neden Polonya kadar milli duygularla hareket etmiyoruz? Meclisimizi bu konuda acilen toplanarak şeker fabrikalarının mutlak surette pancar işçisinin, sektör çalışanların ve devletin elinde kalması yönünde karar almaya davet ediyoruz."

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.