Petrokimya Sektöründe 'Yatırım' Uyarısı

Petrokimya Sektöründe Yatırım Uyarısı
PETKİM Genel Müdürü Hayati Öztürk, Türkiye'de petrokimya sektörünün son 20 yıllık zaman diliminde yüzde 12 oranında büyüdüğünü, bu büyüme rakamının da sektörde yatırımı kaçınılmaz hale getirdiğini vurguladı. Öztürk, gerekli yatırımların zamanında ve doğru

PETKİM Genel Müdürü Hayati Öztürk, Türkiye'de petrokimya sektörünün son 20 yıllık zaman diliminde yüzde 12 oranında büyüdüğünü, bu büyüme rakamının da sektörde yatırımı kaçınılmaz hale getirdiğini vurguladı. Öztürk, gerekli yatırımların zamanında ve doğru bir şekilde hayata geçirilmemesi halinde sektörün ciddi bir tehditle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Petrokimyadaki bugün 10 milyar dolar olan ithalat oranının 2023 yılında 20 milyar dolara ulaşacağının altını çizen Öztürk,

yerli üretimin desteklenmesinin de bir zorunluluk olarak öne çıktığını söyledi.

Adana'da haftalık yerel bazda yayın hayatını sürdüren Refleks Gazetesi'nce 'İşe Yarayan Toplantılar' adlı söyleşiler dizisi kapsamında Adana Sanayi Odası (ADOSO) işbirliğinde; 'PETKİM'in Yeni Yatırımları Uygulamaları ve Petrokimya Sektörünün Geleceği' konulu bir etkinlik gerçekleştirildi. ADASO Toplantı Salonu'nda düzenlenen söyleyişe yoğun ilgi gösterildi. Burada konuşan PETKİM Genel Müdürü Hayati Öztürk, petrokimya sektörünün dünya ekonomisinin çok önemli bir bölümünü oluşturduğunu vurgulayarak, bugün

kimya sanayinin 3.5 trilyon dolarlık seviyeye ulaşırken, bunun yüzde 35'lik bir bölümünü petrokimyanın oluşturduğu bilgisini verdi.

"GELİŞMİŞ ÜLKELERİN PETROKİMYADAKİ PAYI GİDEREK AZALIYOR"

Sektörün çok dalgalı bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Öztürk, "Hammadde ve pazara çok bağımlı olan sektörün büyüme trendiyse genellikle dünya ekonomisiyle paralel. Öte yandan, dünyada özellikle son 20 yıllık zaman diliminde sektördeki yatırımlar Ortadoğu ve Uzakdoğu'ya kayıyor. Yani bir bakıma gelişmiş ülkelerin sektördeki payı giderek azalıyor. Maalesef Türkiye olarak biz, tam da bu noktada üzerimize düşeni tam anlamıyla yerine getiremedik. Sektörde üretim ayağında dünyayla paralel bir büyüme

gösteremedik" dedi. PETKİM'in özelleştirme sürecinin 21 yıl sürdüğünü hatırlatan Öztürk, bu süreçte PETKİM'in önemli bir büyüme eğilimi gösteren sektöre hizmet verebilecek yatırımların yapılamadığı gibi bunda da geç kalındığını vurguladı. Bu durumun doğal bir sonucu olarak Türkiye'nin sektördeki pazar payınınsa giderek azaldığını anlatan Öztürk, özelleştirme sonrasında ortaya konulan yatırım çalışmalarıyla PETKİM'in rekabet gücünü ve pazar payını arttırabilmenin çabası içinde olduklarını dile getirdi.

"YATIRIMLAR ZAMANINDA YAPILAMAZSA SEKTÖR CİDDİ BİR TEHDİT ALTINA GİRER"

2008 yılında yaşanan küresel krizi sonrasında yeniden toparlanma eğilimi gösteren dünya ekonomisinin, bugün büyük bir belirsizliğe doğru sürüklendiğine işaret eden Öztürk, özellikle Avrupa'daki 'borç sorunu' ve Amerika'da yaşanan sorun ve sıkıntıların tüm dünyayı tehdit ettiği yorumunda bulundu. Öztürk, "Dolayısıyla gerek dünyada, gerek Türkiye'de 2011 yılının ilk 6 aylık döneminde gayet iyi giden büyüme rakamları, ne yazık ki önümüzdeki dönemde ciddi bir tehdit altında. Hammadde alanında ciddi

belirsizlikler yaşanıyor. Önümüzdeki günlerde olacak gelişmeler, sektörün sonuçlarını çok ciddi bir biçimde etkileyecek. Buradaki temel nokta; Türkiye'de petrokimya sektörü çok hızlı büyüyor. Bu büyüme, özellikle son 20 yılda yüzde 12 seviyesine ulaştı. Tüm bu göstergeler de sektörde yatırım yapılmasını zorunlu kılıyor. Türkiye'nin yatırım yapması ve bu yatırımın zamanlaması çok önemli. Eğer Türkiye, özelleştirme sürecinin ardından düşünülen yatırımları, zamanında tamamlayamazsa sektör ciddi bir tehdit

altına girebilir" diye konuştu.

"YENİ BİR RAFİNERİ KURMA KARARI ÇOK KRİTİK BİR YATIRIM"

Petrokimya, enerji ve lojistiği kapsayan değer zincirinde gerekli zamanların zaman kaybedilmeden yapılması gerektiğinin altını çizen Hayati Öztürk, konuşmasını da şöyle sürdürdü; "PETKİM'in bulunduğu saha, rekabet açısından oldukça önemli bir konumda. Bu kapsamda da PETKİM, Doğu Akdeniz'in en önemli üretim merkezlerinden biri. Derin deniz ve rafineri bağlantıları var. Ancak bu bağlantılar, 1990'lı yılların sonunda kamudaki yatırımlar nedeniyle kopmuş. Bugün itibariyle biz, bu sektörde olmazsa olmaz bir

yapıyı yeniden kurabilmek için harekete geçti. Bu; yeni bir rafineridir. Bugün PETKİM sahasında yeni bir rafineri kurma çalışmamız var. Buradaki temel amacımız; bölgede üretilen ürünleri, yeni kurulacak olan tesislerde işleyip, daha rekabetçi bir üretim yapısı kazanmak. Söz konusu yatırım, Türkiye için çok kritik bir yatırım. Genel olarak baktığımızda PETKİM'in özelleştirilmesi Türkiye açısında bir avantaja dönüştü aslında. Bu yeni yapıyla birlikte petrokimyanın sektörü çok daha aydınlık olacak. PETKİM

ürünleri ve PETKİM'e gelecek hammaddenin dünyaya çıkışı için de çok önemli bir anahtar olacak."

"PLASTİK VE PETROKİMYA ÜRÜNLERİ İNSANLIĞIN EN TEMEL İHTİYACI OLDU"

Bugün dünyanın her yerinde PETKİM'in plastik ürünlerinin rahatlıkla görülebildiğini, söz konusu ürünler olmadan modern hayatın olmasının da mümkün olamayacağını savunan Öztürk, bu ürünleri 'çevre dostu' olmasının yanında gelecek açısından çok da avantajlı olduğunu belirtti. Doğal kaynakların giderek katılaşması ve insan ihtiyaçlarının da artmasına bağlı olarak doğal ve alternatif ürünlerle birlikte plastik ve petrokimya ürünleri, bugün insanl l bir sonucu olarak Türkiye'nin ığın en temel ihtiyaçları

arasındaki yerini aldığını dile getiren Öztürk, sektördeki büyüme oranınınsa her zaman normal ekonomik büyümenin üzerinde olduğunu, bu oranın Türkiye'de 2.5-3 katıyken, dünyadaysa 1.5 katı olduğuna işaret etti. 19 bin dönümlük bir alanda kurulan PETKİM' bugün bünyesinde 15 fabrika ve bu fabrikaları destekleyen 8 ayrı tesis olduğunu, , limanı ve barajıyla da PETKİM'in Türkiye'nin en önemli üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen, bugünkü tablonun yetersiz olduğunu savundu.

"SEKTÖRDEKİ İTHALAT ORANI 2023'TE 20 MİLYAR DOLARA ULAŞACAK"

Son dönemde ihtiyaç duyulan yatırımların yapılmaması ve özelleştirme sürecinin de 21 yıl sürmesi gibi olumsuzluklar nedeniyle bölgenin ciddi bir şekilde yatırıma ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Hayati Öztürk, Türkiye'de cari açığın en önemli bileşenin petrokimya ürünlerinin ithalatı olduğunu, bu alandaki ithalatın bugün yaklaşık 10 milyar dolara ulaştığını, 2023 yılında da bunun 20 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi. PETKİM için gerekli olan yatırımların, aynı zamanda da Türkiye'nin 'cari açık'

sorununu çözebilmesinde önemli bir misyon üstlendiğinin altını çizdi. PETKİM'in yüzde 10'luk hissesinin hala devletin elinde olduğunu kaydeden Öztürk, diğer geri kalan hisselerinse İMKB'de işlem gördüğünü belirterek, konuşmasını da şöyle sürdürdü; "Genel olarak baktığımızda PETKİM'deki özelleştirmek çok başarılı oldu. Hem devlet, bu tesisleri çok uygun bir fiyata sattı, hem de çok stratejik bir yatırımcıyı Türkiye'ye çeki, yabancı sermayenin Türkiye'ye girmesi açısından çok önemli bir özelleştirmeye imza

atıldı."

"FIRSATLAR ORTADA AMA BUNU DEĞERLENDİRİRSEK ANLAMI VAR"

Türkiye'nin büyüyen ve dinamik bir pazar olarak öne çıktığını vurgulayan Öztürk, ancak bu pazarın hammadde desteği olmadığını, PETKİM'in özelleştirilmesi ve yeni bir yapıya kavuşturulmasıyla birlikte Türkiye'nin böylesi bir imkana sahip olduğunu, mevut yeni yapının iyi kullanılması, imkan ve olanakların iyi değerlendirilmesi halinde Türkiye'nin de önünün açılacağını savundu. Öztürk, "Fırsat ortada. Fırsat var ama bunları değerlendirirsek anlamı var. Cari açığın önüne geçilebilmesi noktasında 'yerli

üretim'e destek verilmesinin, yeni dönemde oldukça önemli fırsatları ortaya koyarken, ortak hedefe doğru ilerlenmesine de fırsat sunacağını kaydetti.

Öztürk, "Türkiye sınırları içinde yerli üretimi olabildiğince maksimize etmek zorundayız. Biz 10 milyar dolar ithalat yapıyoruz. Bu, en az 3 milyar dolarlık bir katma değerin dışarı gitmesi demektir. Tüm bunlar da Türkiye'de işsizliğin artması anlamına geliyor. Rafineriden petrokimyasına, enerjiden lojistiğine, petrokimyaya bağlı plastik işleme ve kimya sektöründeki üretimi ne kadar çok Türkiye içine çekebilirsek işsizliği ve cari açık sorununu da o derece çözmüş oluruz. Bu nedenle de ortaya konulacak

yeni politikalar, Türkiye'de büyük yatırımlara imkan verecek, bunları cazip kıracak teşvikleri içermesi gerekiyor. Dünyaya baktığımızda; petrolü olmayan, doğalgazı olmayan ülkeler var. Tayland, Kore ve Singapur gibi ülkelerin geldikleri nokta ortada" ifadesini kullandı.

"PETROKİMYADA TÜRKİYE YATIRIM İÇİN ÇOK RİSKLİ BİR BÖLGE"

Petrokimya sektöründe Türkiye'ye üretim için gelmenin herhangi bir cazibesi olmadığını savunan Hayati Öztürk, Türkiye pazarının çok kolay ve rahatlıkla girilebildiğini, gümrük vergisinin sıfıra yakın bir oranda olduğunu, dolayısıyla Türkiye'ye üretim için gelmenin çok ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı. Öztürk, "Nereye gidiyor peki yatırımcılar? Girilmesi zor olan pazarlara girip, orada üretim yapıyor ki, o pazarda aktif olabilsin. Bunun örneklerini hepimiz yaşıyor ve görüyoruz. Unutmayalım ki, biz

hepimiz aynı gemideyiz. Türkiye'de yapılacak üretimi destekleyecek her türlü politikaları hep birlikte ortaya koyup, ülkenin temel sorunlarına birlikte çözüm üretmeliyiz" dedi. PETKİM olarak, 2011 yılında 131 milyar dolarlık bir yatırım planladıklarını hatırlatan Öztürk, ancak bunun yeterli olmadığını ve daha büyük yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu da sözlerine ekledi.

"PETROKİMYA ALANINDAKİ YATIRIMLAR DEVAM EDECEK"

ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Sürenkök ise, Türkiye'nin petrokimya sektöründe uzun bir geçmişi olmadığının altını çizerek, 1960'lı yıllarda filizlenen sektörün temelinin de 1965 yılında PETKİM ile atıldığına dikkat çekti. Sürenkök, "Bugün PETKİM, Türkiye için yeterli değil. Bu nedene gerek PETKİM, gerekse özel sektörün birçok temsilcisi bu alana yatırım yapmaya devam ediyor ve edecek" ifadesini kullandı. Refleks Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Esra Özden de, PETKİM'in bugün

gelinen noktada Türk sanayisinin en etkin hammadde üreticileri arasında yer aldığına dikkat çekerek, PETKİM'in farklı ürün çeşitleri ve yatırımlarıyla yeni bir döneme hazırlandığını hatırlattı. Özden, bu nedenle ürün temin eden, hammadde alma potansiyeli bulunan, gerçekleştirilecek yeni yatırımlara mal ve hizmet üretebilecek sanayiciler böylesi bir toplantıyı organize ettiklerini dile getirdi. Konuşmaların ardından söyleyiş soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.