Ortadoğu'daki 'Arap Baharı'nın Türkiye'ye Yansımaları
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Ortadoğu-Körfez Bölgesi Koordinatörü Suzan Cailliau, 'Arap Baharı'nın Türkiye açısından bir 'bahar' olarak görülmediğini söyledi. Özellikle Suriye'nin durumunun bugünlerde belirsiz olduğunu belirten Cailliau, Suudi Arabistan'da da Sunilerle Şiiler arasında bir gerilim yaşanabileceği uyarısında bulundu.
DEİK ile Akbank işbirliğinde hayata geçirilen, Adana Ticaret Odası (ATO), Adana Sanayi Odası (ADASO) ve Adana Ticaret Borsası (ATB) tarafından da desteklenen; 'KOBİ İhracat Okulu Projesi' kapsamında ATO Meclis Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen; 'İhracatta Fırsatlar: Yeni Sektörler, Pazarlar, İş Modelleri ve İhracatta Devlet Yardımları' konulu söyleşiye katılan Cailliau, Ortadoğu'da yaşanan ve 'Arap Baharı' olarak adlandırılan gelişmeleri ekonomi açısından değerlendirdi. Cailliau, DEİK'in, Körfez
Bölgesinde; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Yemen ile Ortadoğu'da ise; Filistin, Ürdün, Suriye, İran, Irak ve Lübnan ile doğrudan bağlantı kurduğunu anlattı.
"IRAK ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE DE BİZİM İÇİN ÖNEMLİ BİR PAZAR OLACAK"
Bugün Ortadoğu'daki toplam 284 milyonluk bir nüfusa sahip olduğunu, bunun da dünya nüfusunun sadece yüzde 4'lük bir bölümünü oluşturduğuna dikkat çeken Cailliau, Gayri Safi Yurtiçi Milli Hasıla'ya bakıldığında bölgenin dünya ölçeğindeki payının yüzde 3.2 olarak öne çıktığını söyledi. Cailliau, bölgede kişi başına düşen milli gelirin ise 2010 yılında ilk sırayı yaklaşık 75 bin dolarla Katar alırken, bunda Katar'ın dünyanın en büyük ikinci sıvı doğalgaz ihracatçısı olmasının önemli bir payı olduğunu dile
getirdi. 2010 yılında Türkiye'nin ihracatına bakıldığında; 52.6 milyar dolarla Avrupa Birliği (AB) ilk sırada yer alırken, bunu 31.8 milyar dolarla da Asya pazarı, 18.7 milyar dolarla da Ortadoğu pazarının bulunduğunu kaydeden Cailliau, bu kapsamda da Irak'ın, Türkiye açısından en önemli pazar olduğunu ve bu konumunu da önümüzdeki dönemlerde de sürdüreceğini kaydetti. Irak'a 2011 Ocak-Ekim döneminde gerçekleştirilen ihracatın 6.6 milyar dolara ulaştığına işaret eden Cailliau, bunun yanında Irak'ı, BAE ve
İran'ın takip ettiğini belirtti.
"TÜRK MÜTEAHHİTLERİ BÖLGEDE 187.6 MİLYAR DOLARLIK İŞ ALDI"
Ortadoğu'ya yönelik olarak gerçekleştirilen ihracatta öne çıkan sektörlerin; inşaat, yapı malzemeleri, ev tekstili, gıda ve tarım ürünleri, mobilya, makine ve aksanları sektörünün yanı sıra turizm, otomotiv ve yan sanayi olduğunu vurgulayan Suzan Cailliau, "Irak'ın ithalatının yüzde 26.4'ü Türkiye'den gerçekleştirilirken, BAE'nin yüzde 14.4'nün, Suudi Arabistan da ithalatının yüzde 9.6'sını Türkiye'den yapıyor. Ama bunlar hala yeterli değil. Bu rakamları aşmamız mümkün ve bu potansiyele de sahibiz" dedi.
Türkiye'nin müteahhitlik hizmetleri bakımından da Ortadoğu ve Körfez bölgelerinde çok güçlü bir konumda olduğunu ifade eden Cailliau, 2010 yılı sonu itibariyle Türk firmalarının 187.6 milyar dolarlık bir işi üstlendiğini, bunun yüzde 25'ini oluşturan 46.8 milyar dolarlık bölümününse Ortadoğu bölgesinde gerçekleştirilirken, Irak'ın yine 10.7 milyar dolarla müteahhitlik alanında en büyük pazar olarak kendisini öne çıkarttığını söyledi.
"BÖLGEDE YAŞANAN 'ARAP BAHARI' TÜRKİYE İÇİN BİR BAHAR DEĞİL"
Cailliau, "Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkileri değerlendirecek olursak; her iki tarafın da birbirini tamamlayıcı özellikleri olduğunu görebiliriz. Özellikle Türkiye'nin bölgede bir 'sanayi üssü' olarak öne çıktığını düşünür, bölgedeki ülkelerin sanayisinin henüz gelişmediğini göz önünde bulundurursak; Türkiye bölge açısından önemli bir sanayi ürünleri tedarikçisi konumunda. Bunun yanında bölgedeki petrol ve doğalgaz üretimine bağlı olarak finansman kaynaklarının güçlü olması ve
tüketimin de yüksek olması Türkiye için bir avantaj. İşçilik ve uzmanlık konusunda bölge çok zayıf. Bu konuda ülke olarak onlara eğitim verebiliriz" diye konuştu. Bölge yaşanan ve 'Arap Baharı' olarak yorumlanan olaylara, Türkiye açısından bir 'bahar' denilmesinin pekte mümkün olmadığını kaydeden Cailliau, özellikle Suriye'nin durumunun bugünlerde belirsiz olduğunu ve yarın ne olacağını kimsenin bilmediğini dile getirdi.
"SURİYE'DEKİ BANKALARDAN SON BİRKAÇ AYDA 2 MİLYAR DOLAR ÇEKİLDİ"
Cailliau, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Suriye ile daha önce yapılan; 'Serbest Ticaret Anlaşması' askıya alındı. Taşımacılık sektöründe bugün problemler yaşanmaya başladı. Suriye üzerinden Suudi Arabistan'a yapılan taşımacılık durma noktasına geldi. Bu durumdan transit ticaretimiz de olumsuz etkileniyor. AB ve ABD'nin uyguladığı ambargolardan dolayı bankacılık ilişkileri durdu. Suriye'nin, AB'ye yönelik ham petrol ihracatı yapamaz hale gelirken, bu durum ülkede finans sıkıntısına neden oluyor. İş yapan firmalarımız, Suriye'de nakit olarak iş
yaparken, buna; 'sınır ticareti' de diyebiliriz. Suriye'de son birkaç ayda özel mevduat hesaplarından 2 milyar dolarlık bir para çekilirken, 2010 yılında 6 milyar dolarlık bir gelir elde edilen turizm sektörü adeta durma noktasına geldi. Tüm bunlara bağlı olarak Suriye'nin durumu bizim için çok belirsiz ve olumsuz."
"İRAN SEÇİM ÖNCESİ KARIŞABİLİR, ARABİSTAN'DA GERİLİM YAŞANABİLİR"
İran'da önümüzdeki yıllarda seçimlerin olacağını hatırlatan Cailliau, bu ülkede de seçimler öncesinde birtakım karışıklıklar yaşanabileceğini ileri sürerek, Suudi Arabistan'ın bölgede önemli bir aktör olduğunu hatırl'f6nelik olarak gerçekleştirilen ihracatta öne çattı. Cailliau, Sunni ile Şiiler arasında bir gerilim yaşanabileceği uyarısında bulundu. Bu durumun risk oluştursa da söz konusu ülkelerde reformlara büyük önem verilirken, altyapı projelerinin de hayata geçirilmesi noktasında çok ciddi çabalar
olduğunu anlatan Cailliau, bu durumun da Türk işadamları için yeni bir iş fırsatı olarak yorumlanabileceğinin altını çizdi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.