KÜRESEL KRİZDE TÜRK ÇİFTÇİSİNİN DURUMU

KÜRESEL KRİZDE TÜRK ÇİFTÇİSİNİN DURUMU

Ziraat Odaları Birliği yönetim kurulu üyesi ve Kahramanmaraş Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Topçuoğlu, yayınladığı yazılı açıklamada, tarımın ve çiftçilerimizin genel durumundan, sektörümüzün krize hangi koşullarda yakalandığından kısaca bahsetmenin yararlı olacağını söyledi.

Topçuoğlu, yazılı açıklamada şunları söyledi; ”Öncelikle bir konunun altını çizmemiz gerekiyor: Son iki yılda yaşanan süreç, tarımın ve çiftçilerimizin aleyhine olmuştur.
 
Bu güne kadar sizlerle yaptığım Basın toplantılarında da ifade ettiğimiz gibi tarım sektörü ve çiftçilerimizin çok önemli ekonomik ve sosyal sorunları bulunmaktadır. Bunların temelinde yapısal sorunlar olmakla birlikte, çok önemli ve acil çözüm gerektiren sorunlarımız da vardır.
Bildiğiniz gibi 2007 yılında kuraklık sebebiyle üretimde önemli oranda azalma oldu. 2008 yılında da bölgesel olmakla birlikte yine kuraklık yaşandı. Üstelik maliyetler, girdi fiyatları çok arttı. Bu koşullarda, yetersiz olan destekler ise artırılmadı, tam aksine kısıldı.
 
Tarım kriz ortamına, bu şekilde girdi. Yaşanan bu sürecin etkisiyle çiftçilerimiz borçlarını ödeyemez hale geldi. Yeni kredi bulmakta da güçlük çeken çiftçilerimiz, gübre kullanımını kısmak zorunda kaldı, traktörlerini yenilemekten vazgeçmeye başladı. Hayvancılık sektöründe ise önemli sayıda kültür ırkı süt hayvanı kesime gönderildi.
Netice itibariyle, üretimin yetersizliği, ürün ve girdi fiyatlarında çiftçilerimizin aleyhine değişen parite yüzünden para kazanamadık ve gelirlerimiz azaldı. Çiftçilerimiz, içinde bulundukları durumu şöyle özetliyor: Maliyetlerimiz artıyor; ürünlerimiz para etmiyor; buna karşılık destekler yetersiz kalıyor.
 
Bu koşullarda, tarımsal istihdamda azalma süreci de durdu ve tarıma dönüşler başladı. Azalan tarımsal geliri, 2008’in ikinci yarısından itibaren paylaşanların sayısı da artmaya başladı, geçim sıkıntısı daha da arttı.
 
2009 tarım yılı ise yağış açısından iyi başlamıştır. Bu nedenle, üretimde, genel olarak belirli bir artış beklentisi hakimdir. Ancak, 2008 sonbaharında gübre kullanımdaki %36’ya varan azalma, yağışların olumlu etkisini sınırlayabilir. Üretim iyi olsa bile, pazarlama sıkıntısı olacağı endişesini taşıyoruz.
 
Son yıllarda gelirlerimiz yetersiz kalırken, elde ettiğimiz gelirin satın alma gücü de düşmüştür. Çünkü, ürünlerimizin fiyatlarındaki artışlar (tabii bazen azalma bile olmakta), maliyet artışlarının çok gerisinde kalmıştır.
 
2008 yılında tarım fiyatları, girdi maliyetlerindeki artışların gerisinde kaldığı gibi, enflasyonun da altında kalmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun tespitlerine göre, 2008 yılında yıllık enflasyon %10.06 artarken, Tarım Fiyatları ise sadece % 0.16 artmıştır. Yani enflasyon %10’un üzerinde seyrederken çiftçilerimizin sattığı tarım ürünleri fiyatları yerinde saymıştır.
 
En son açıklanan enflasyon rakamlarına göre, Nisan ayı itibariyle yıllık TÜFE enflasyonu %6.13 artmışken, ÜFE Tarım fiyatlar %1.82 gerilemiştir.
 
Tarım sektörünün istihdamdaki payı, son yıllarda büyük bir çözülme ile 2001 yılından sonra gerileyerek 6 yılda 11 puan azalmıştır. 2008 yılında ise, Ağustos ayından itibaren tersine göç başlamıştır. Bu yüzden, 2008 yılında tarımda çalışanların sayısı 149 bin kişi artmıştır. Bu süreç, 2009 yılında da devam etmektedir. İşsizliğin olağanüstü arttığı 2009 yılı Ocak ayında, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 184 bin kişi azalırken, tarımsal istihdam 259 bin kişi artmıştır.
Tarımda durum iyi olmamasına ve sektörümüzde çalışanların bir kısmı aslında gizli işsiz olmasına rağmen, kriz ortamında insanlar tarıma sığınmaktadır. Tarım böylece sosyal riskin azalmasına katkı sağlamaktadır. Gerekli desteği vererek tarımı ayakta tutabilirsek, yükselmeye başlayan işsizliğin daha büyük boyutlara ulaşmasını engelleyebiliriz. Aksi halde, tarım bu yükü taşımaya devam edemez.
 
TARIMSAL ÜRETİMİ SÜRDÜREBİLMEK
 
Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Tarım sektörü ve çiftçilerimiz de krizden etkilenmektedir. Ülkemizde 2001 krizinden sonraki dört yılda tarım fiyatları, sanayi mallarının fiyatları karşısında %39 gerilemiştir. Mevcut enflasyon rakamları da gösteriyor ki, küresel bir ekonomik krizin yaşanmakta olduğu günümüzde de benzer sürece girilmiştir.
Aslında, çiftçilerimizin, ürün ve girdi fiyatlarını belirleme veya etkileme gücü yoktur. Diğer kesimler, bu durumu zaman zaman istismar etmektedirler. Nitekim, kriz fırsatçılığı yapılarak, süt üretiminin mevsimsel olarak en düşük olduğu 2008’in son aylarında bile süt fiyatları düşürülmüş, gübre fiyatları sürekli değiştirilmiştir.
Görülüyor ki, tarım sektörümüz ve çiftçilerimiz, küresel ekonomik krize, iki yıl üst üste yaşanan bir kuraklık döneminin ardından ve girdi fiyatlarındaki büyük artışların olduğu bir ortamda yakalanmıştır. Krize böyle giren bir sektörde, çiftçilerimiz borçlarını ödeyemez hale gelmiş ve kredi temininde zorluklarla karşılaşmaya başlamışladır.
 
1.      Çiftçi Belgesi Uygulaması
Anayasa Mahkemesi, çiftçilikle ilgili işlemlerde ziraat odalarımızdan belge alınması gerektiğine karar vermiştir. Bu karara, ilgili tüm kişi ve kurumların uyması gerekmektedir.
2.      Çiftçi Borçları
Halen çiftçilerimizin kamu ve özel bankalara, Tarım Kredi Kooperatiflerine 15 milyar TL’ye yakın borcu bulunmaktadır. Çiftçilerimiz, bu borçlarını ve elektrik enerjisi borçlarını ödemede sıkıntı çekmektedirler.
Çiftçilerimizin kredi ve elektrik borçları tümüyle yeniden yapılandırılmalı, kredi kullanımında çiftçilerimizin karşılayamayacağı teminatlar istenmemelidir.
Ayrıca, sadece Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine ait krediler değil, çiftçilerimizin kullandığı tüm krediler desteklenmelidir.
3.      Girdi Maliyetleri
Tarımsal üretim maliyetlerini azaltmak üzere, diğer sektörlerde uygulandığı gibi, girdilerimize uygulanan vergiler de düşürülmelidir. Bu çerçevede gübre ithalatında gümrük vergisi ve gübrenin KDV’si kaldırılmalıdır. Ayrıca, çiftçilerimizin kullandığı mazotta KDV ve ÖTV indirimi yapılmalı, tarımda kullanılan elektriğe indirimli tarife uygulanmalıdır
4.      Destekleme Bütçesi
2009 bütçesindeki %10’luk kesinti yıl içinde telafi edilmeli, tarımsal destekleme bütçesi, Tarım Kanunu’nda öngörüldüğü seviyede ve ihtiyaca uygun büyüklükte belirlenmelidir.
5.      TMO ve Hububat Alım politikası
Bilindiği gibi hububat hasadı önümüzdeki günlerde başlayacaktır. Bu durumda, hububat üretiminin yapıldığı bütün bölgelerdeki çiftçilerimizin beklentileri şunlardır:
-          TMO, maliyetleri göz önüne alarak, bir müdahale fiyatı açıklamalıdır. (Birliğimizce, 2009 buğday maliyeti 61 Krş/Kg olarak hesaplanmıştır.)
-          TMO alım merkezlerini artırmalı, ürününü acilen satmak zorunda olan çiftçileri toplayıcıların eline bırakmamalıdır. Bunu gerçekleştirmek üzere, yeterli depo kapasitesinin şimdiden oluşturulması gerekmektedir.
-          TMO, alımları peşin yapmalıdır.
-          TMO, AB’de olduğu gibi kar amacı gütmeyen bir müdahale kurumuna dönüştürülmelidir.
-          Buğday primleri yeniden gözden geçirilerek artırılmalıdır.
-          Dahilde İşleme Rejimi (DIR) kapsamı dahil, ithalata bu dönem izin verilmemeli, ihracatçıları desteklemek için başka araçlar kullanılmalıdır.
-          TMO’ya, müdahale görevini yapabilmesi için yeterli kaynak aktarılmalıdır.
13.       Hayvancılık
Hayvancılıkla ilgili bir çok sorun ve talep bulunmaktadır. Bunlardan başlıcaları:
-          Hayvancılık destekleriyle ilgili uygulamada, küçük ölçekli işletmelerin kapsam dışında bırakılması çok yanlıştır. Bunlar da kapsama alınmalıdır.
-           Süt fiyatları çok düşüktür; süt ve yeme yeterli düzeyde destek sağlanmalıdır.
-          Et, canlı hayvan ithalatı ve kaçak girişler önlenmelidir.
-          Süttozu ithalatı durdurularak süt fiyatları düşüşünün önüne geçilmelidir.
-          Süt tüketimini artırmaya yönelik okul sütü programı hayata geçirilmeli, sütte uygulanan KDV %1’e indirilmelidir.
-          Süt konseyinin, gerektiğinde piyasaya müdahale edecek yetkiye sahip olması sağlanmalıdır.
Görülüyor ki, küresel krizin de tetiklediği ve acil çözüm bekleyen önemli sorunlarımız bulunmaktadır. Tarımsal üretimi sürdürebilmemiz için, bu konudaki taleplerimizin karşılanmasını, acil sorunlarımızla ilgili bir kriz paketi hazırlanmasını bekliyoruz.
Tarım krize karşı korumasızdır ve krizden zarar görmektedir. Krizle ilgili önlemler alınırken, bu durumu görüp tarımın da dikkate alınması, çiftçilerimiz için olduğu kadar, ülkemiz için de gereklidir. Kahramanmaraş Ziraat Odası olarak, Hükümetimizden böyle bir yaklaşım bekliyoruz.
Sözlerime son verirken, her zaman vurguladığım şu hususları bir defa daha ifade etmek istiyorum:
Tarım, stratejik bir sektördür. İnsanın, hayatını idame ettirebilmesi için hiçbir zaman vazgeçemeyeceği gıdayı üretir. Ama bizim ülkemiz için tarımın önemli başka işlevleri de vardır. Sektörümüz, işsizlerin çığ gibi büyüdüğü bugünkü süreçte, önemli bir istihdam alanı olduğu gibi, nüfusumuzun üçte birinin geçimini sağlamaktadır.
Tarımla ilgili karar alırken, sektörün ekonomik ve sosyal önemi mutlaka dikkate alınmalıdır.
Biz inanıyoruz ki, tarımın önemi iyi bilinirse, çiftçilerimizin sorunlarına ilgisiz kalınamaz.
Gösterdiğiniz ilgi için hepinize teşekkür ederim.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.