Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Zirvede Türkiye Ekonomisini Değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Zirvede Türkiye Ekonomisini Değerlendirdi
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Durmuş Yılmaz, son 10 yılda yapılan onca çabaya rağmen bankadaki mevduatların halen yüzde 30'dan fazlasının yabancı para cinsinden olduğunu belirterek, "35-40 yıl enflasyonla yaşayan toplumun bir kesimi halen kendi parasına güve

- Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Durmuş Yılmaz, son 10 yılda yapılan onca çabaya rağmen bankadaki mevduatların halen yüzde 30'dan fazlasının yabancı para cinsinden olduğunu belirterek, "35-40 yıl enflasyonla yaşayan toplumun bir kesimi halen kendi parasına güvenmiyor" dedi. Yılmaz, 2012'de işsizliğin artmayacağını, düşüş hızının yavaşlayacağını söyledi.

Uludağ'daki Ekonomi Zirvesi'ne katılan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Durmuş Yılmaz, "Türkiye Ekonomisi 2012" başlıklı sunumuna; Euro Bölgesi, Çin, Japonya ve Amerikan ekonomisiyle alakalı değerlendirmelerde bulunarak başladı. Halen toplumun bir kesiminin kendi parasına güvenmediğini ifade eden Durmuş Yılmaz, "Son 10 yıl gösterdiğimiz onca çabaya ve enflasyon ve faiz oranlarını tek haneye indirmemize, paradan 6 sıfır atmamıza rağmen, ki bunlar çok önemli başarılardır, bankalarımızdaki mevduatın halen yüzde

30'undan fazlası yabancı para cinsindendir. 35-40 yıl enflasyonla yaşamış ve kendi parasına güvenini kaybetmiş toplumun bir kesimi halen tasarrufunu bankada yabancı para cinsinden tutuyor. Bu, 2001 krizinde bir ara yüzde 68'e ulaşmıştı. Ama o dönemde ortalama yüzde 56-57'ydi. 2002'den sonra alınan tedbirler sonucunda bu şu an yüzde 30'lu seviyeyle geldi. Ama halen bu rakam çok yüksek" diye konuştu.

Büyümenin finansal kaynaklarına bakıldığında iç tasarrufun yeterli olmadığını, bunun dış tasarruflara bağımlı olduğunun görüleceğini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu bağımlılık sebebiyle 2011 yılı sonlarında aralarında IMF gibi uluslararası bazı kuruluşların da bulunduğu piyasa oyuncuları, Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyacağı dış kaynağı sağlayamayacağı için yüksek büyümeyi sürdüremeyeceğini, hatta bazı kuruluşlar ekonominin sıfır veya eksi büyüyeceği tahmininde bulunmuşlardır. Türkiye'nin orta vadeli programda öngörülen yüzde 4'lük büyüme hedefine ulaşılabileceğini düşünüyorum. Çünkü özel sektörün uzun vadeli toplam dış borcu, bu tahminlerin yapıldığı dönemde

geçen yılın 11. ayında, 126 milyar dolar civarındaydı. Bunun 96 milyar doları İngiltere bankaları olmak üzere Avrupa bankalarındadır. Kamu dahil 12 ayda, o dönemden başlayarak ödenmesi gereken borç tutarı, 135 milyar dolardır. Kamu hariç 115 milyar dolar tutarında borç ödenmesi gerekiyor. Bunun 65 milyarı İngiltere ve Avrupa bankalarına, 60 milyarı Bahreyn, Malta, Lüksemburg gibi Türk bankalarının bulunduğu merkezlerdir. Dolayısıyla Avrupa Merkez Bankası'yla Japonya Merkez Bankası'nın miktarsal genişleme

politikaları dikkate alındığında Türkiye'nin yüzde 4'lük büyümeyi gerçekleştirecek finansmanı bulmakta zorlanmayacağını düşünüyorum."

"İŞSİZLİK ARTMAYACAK, HIZI DÜŞECEK"

Büyümenin önemli sayıda istihdam oluşturduğunu anlatan Yılmaz, "Büyümenin istihdam oluşturmadığı iddiası doğru değildir. İş gücüne katılım oranının yüzde 46-47'li seviyelerden yüzde 50'ler seviyelere yükselmesine rağmen işsizlik 2011 yılı ortalamasında tek haneye inmiştir. Büyümenin 2011'de yüzde 8'in üzerinden 2012'de yüzde 4'e gerilemesi bazı kesimlerde işsizlik oranının tekrar yükseleceği şeklinde bir beklentiye yol açmıştır. Bu yanlış değerlendirmedir. 2012'de ekonomimiz, düşük hızla da olsa büyümeye

devam edeceğinden işsizlik artamayacak işsizliğin düşüş hızı yavaşlayacaktır. Bu gelişmenin ticari yaşam üzerindeki etkisi ise mevcut iş sahipleri, işlerini kaybetmeyeceği için bankaların takibi gereken alacaklarında bir kötüleşme beklenmemektedir. Kamu maliyesinin güçlü konumu 2012 yılında devam edecektir. Bütçe açığı tarihin en düşük seviyesinde seyrederken faiz dışı fazla, hedeflerin üzerinde gerçekleşiyor. Borç milli gelir oranı orta vadede görüldüğü üzere düşmeye devam etmektedir. Bütçenin gelirleri

içinde bir kereye mahsus gelirler var. Bu gelirler devam etmeyeceği için gelir harcama dengesine bakarken yapısal gelir dikkate alınmalıdır. Yetkililer bunun farkındalar. Olağanüstü bir gelişme olmazsa, kamu maliyesi tarafından para politikaları uygulamalarını zora sokacak bir gelişme beklenmemelidir" dedi.

"ENFLASYON BİR KERE YÜKSELMEYE BAŞLADI MI NEREDE DURACAĞINI KESTİREMEZSİNİZ"

Merkez Bankası'nın para politikası karşısındaki duruşunu değiştirmeyeceğini açıklamasının doğru bir yaklaşım olduğunu kaydeden Yılmaz, "Bazen kısa vadeli enflasyon ile büyüme arasında tercih yapılabilir. Merkez Bankası'nın yüzde 5'lik hedefinin üzerinde bir tolere edeceğini söylemesine rağmen bazen kısa vadeli enflasyon ile büyüme arasında tercih yapılabilir. Merkez Bankası tercih yapacağını söyledi. Bunların geçici olması gerekir. Mümkün olduğunca politikalar enflasyon mu, büyüme mi, enflasyon ve

istihdam mı noktasına getirilmemelidir. Çünkü ama demeye başladığımızda, biraz enflasyondan zarar gelmez dediğimiz noktada ipin ucunu kaçırıyorsunuz demektir. Enflasyon bir kere yükselmeye başladı mı nerede duracağını kestiremezsiniz. Enflasyonumuz yüksek. Buna paralel olarak gösterge faizlerimiz de yüksek. Dolayısıyla paramıza itibar kazandırmak, faiz oranlarını daha da düşürmek istiyorsak enflasyonu mutlaka fiyat istikrarı olarak kabul edilen seviyelere çekmemiz gerekmektedir" şeklinde konuştu.

Vali Yardımcısı İsmail Demirhan, konuşmasının ardından Yılmaz'a İznik çinisi hediye etti.

CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANI ZİRVEDE TÜRKİYE EKONOMİSİNİ DEĞERLENDİRDİ

CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANI ZİRVEDE TÜRKİYE EKONOMİSİNİ DEĞERLENDİRDİ

CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANI ZİRVEDE TÜRKİYE EKONOMİSİNİ DEĞERLENDİRDİ

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.