Ato Başkanı Ali Gizer: "Siyasi İstikrar, Ekonomik İstikrarın Sigortası"

Ato Başkanı Ali Gizer: Siyasi İstikrar, Ekonomik İstikrarın Sigortası
Adana Ticaret Odası (ATO) Başkanı Ali Gizer, Türk ekonomisindeki gelişmenin dünyaya örnek olduğunu belirterek, siyasi istikrarın ekonomik istikrarın sigortası olduğunu söyledi.

Adana Ticaret Odası (ATO) Başkanı Ali Gizer, Türk ekonomisindeki gelişmenin dünyaya örnek olduğunu belirterek, siyasi istikrarın ekonomik istikrarın sigortası olduğunu söyledi.

Gizer, yaptığı açıklamada, dünya ekonomisinin 1929 büyük buhranından bu yana en sıkıntılı dönemi olarak değerlendirilen 2008 sonunda başlayan küresel ekonomik krizin, dünyanın farklı coğrafyalarında farklı şekillerde etkisini sürdürdüğünü, Türk ekonomisinin ise küresel kriz öncesindeki milli gelir seviyesini yakalayan 16 ülkeden biri olması konumuyla önemli bir sınavı daha geride bıraktığını hatırlattı. Kişi başı milli gelirin 10 bin doları aştığı Türkiye ekonomisinin örnek bir başarıya imza attığını

anlatan Gizer, şöyle konuştu: "Bu sonuca ulaşılmasında hükümetin kamu harcamalarında tasarrufa giderek, israf ekonomisine karşı verdiği mücadelenin yanında Türk özel sektörünün katkıları da son derece önemlidir."

2001 yılındaki büyük ekonomik krizde onbinlerce Türk vatandaşının işini ve parasını kaybettiğini hatırlatan Gizer, şunları söyledi: "Bu olumsuzlukların oluşturduğu moral çöküntüsüyle Türkiye'nin yeniden ayağa kalkması için uzun yıllar geçmesinin beklendiğinin düşünülmekteydi. Ancak, tam aksine 2001 krizi Türk ekonomisinin yükselişe geçmesi bakımından yeni bir başlangıç olmuştur. 2001-2010 döneminde milli gelirimiz özel sektör odaklı olarak yüzde 55'e yakın büyümüştür. Yani sadece on yılda Türkiye'ye bir

yarım Türkiye daha eklenmiştir. Ülkemiz söz konusu süreç içerisinde dünyanın 17. büyük ekonomisi haline gelmeyi başarmıştır."

Türkiye'nin son 10 yılda hayata geçirdiği reformların, sadece kamu maliyesini değil bankacılık sistemini de düzelttiğini, küresel krizden kısa sürede çıkılmasının bu yöndeki çabalara da bağlı olunduğuna değinen Gizer, sözlerine şöyle devam etti: "Son yıllarda yapılan reformlar, yatırım ortamını iyileştirme yönünde de önemli başarılar elde etmiştir. Bunun sonucunda Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye miktarı, sadece son 5 yılda 80 milyar dolara ulaşmıştır. Oysa bundan önceki 50 yıldaki toplam rakam

sadece 20 milyar dolardı."

Ali Gizer, Türkiye'de kişi başına milli gelirin 10 bin doların üzerine çıktığını, milli gelirin 2011'in muhtemel büyümesi doğrultusunda değerlendirildiğinde son 10 yılda yüzde 60'a yakın oranında artış kaydettiğini vurguladı. Türkiye'nin, 2010 ortalaması itibariyle 8.9 oranında bir büyümeyi yakaladığını anlatan Gizer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu oran ülkemiz ekonomisindeki pozitif gelişmelerin en somut göstergelerinden birisini oluşturmaktadır. Büyüme rakamlarına, 2010'un son çeyreğine göre

baktığımızda ise yüzde 9.2'lik bir artış görüyoruz. Bu oran sadece Türkiye için bir rekor ifade etmekle kalmamakta, dünya ülkeleri bakımından da böylesine büyük bir krizden nasıl başarıyla çıkılabileceğine dair çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır. Büyümedeki olumlu performans, son yıllarda Türk ekonomisinin kanayan yarası haline gelen istihdam rakamlarına da olumlu yansımalarda bulunmaktadır. Son bir yıl içerisinde Türkiye'deki istihdam, özel sektöre dayalı olarak 1,1 milyon kişi artmış, işsizlik

oranı 2 puan gerilemiştir."

Gizer, 2002'de Türkiye'ye uluslararası sermaye girişi 1 milyar dolar seviyesindeyken bu rakamın son dört yılda 12 milyar dolar seviyesine yükselmesinin Türkiye'nin yabancı yatırımcılar bakımından güven duyulan ülkeler arasında hızla yükselmesini göstermesi bakımından önemli olduğunu anlattı. Gizer, Türkiye'nin yabancı sermaye bakımından güven duyulan bir ülke konumuna gelmesinin önümüzdeki yıllarda bir enerji üssüne dönüşmesi beklenen Çukurova için de son derece yararlı sonuçlara yol açacağını bildirdi.

Bu bakımdan tek beklentilerinin ekonominin sigortası olarak gördükleri siyasi istikrarın Hükümet tarafından devamı ve ekonomik politikaların tavizsiz uygulanması olduğunu anlatan Gizer, şöyle konuştu: "Ekonominin verimli kullanılarak israftan kaçınılması zaten bu yöndeki beklentilerin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Yakalanan istikrar ortamının sürdürülmesi için her kurum ve kuruluşun sürece olumlu katkı sağlaması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü, dünya ekonomisini ters düz eden bir nehiri geçmişiz, bundan

sonra karşımıza çıkan küçük pürüzleri de akıl ve mantık çizgisinde aşabilmeliyiz."

Türkiye'nin 12 yıl sonrası için, 500 milyar dolarlık ihracat hedefini ortaya koyduğunu, bu hedefi mümkün kılacak her türlü potansiyelin de var olduğunu kaydeden Gizer, şunları söyledi: "Halen 200'den fazla ülkeye, 20 bin çeşit mal satıyoruz. Sanayimiz ve ihracatımız sadece belli ürünlere yoğunlaşmış değil. 19 farklı ürün kategorisinde 1 milyar doların üzerinde ihracat yapıyoruz. Yüzde 92'si sanayi ürünü olan ihracatımızın yarısından fazlasını, dünyanın en rekabetçi piyasalarına, AB ve ABD'ye

gerçekleştiriyor olmamız bu hedefin bir hayal olmadığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır."

Yılbaşından bu yana TL'nin, Euro ve dolara karşı ortalama yüzde 15 kayıp yaşadığını da hatırlatan Gizer, son dönemde döviz fiyatlarında yaşanan hızlı tırmanışın bir süre sonra duracağına inandıklarını vurguladı. TL'nin daha fazla değer kaybetmesinin enflasyon üzerinde arzu edilmeyen katkıları olabileceğini bildiren Gizer, TL'nin şu aşamada normal değerde olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.