"2012 Yılında Ekonomide Yaşanacak En Önemli Sorun Cari Açık Sorunu"

2012 Yılında Ekonomide Yaşanacak En Önemli Sorun Cari Açık Sorunu
Ekonomist Cüneyt Paksoy, Türkiye'nin krizi bir fırsata çevirerek, bunun meyvelerini 2010 yılında olduğu gibi 2011 yılında da toplandığını söyledi. Paksoy, ekonomide yaşanan en önemli sorunun 'cari açık' olduğunu ve bunun da yapısal önlemlerle sanayici ve

Ekonomist Cüneyt Paksoy, Türkiye'nin krizi bir fırsata çevirerek, bunun meyvelerini 2010 yılında olduğu gibi 2011 yılında da toplandığını söyledi. Paksoy, ekonomide yaşanan en önemli sorunun 'cari açık' olduğunu ve bunun da yapısal önlemlerle sanayici ve işadamlarının desteklenmesi, yerli bir üretim modelinin benimsenmesiyle mümkün olabileceğini vurguladı.

Adana İş Kadınları Derneği (İŞKAD) ile Adana Genç İşadamları Derneği (AGİAD) tarafından Seyhan Oteli'nde düzenlenen toplantıda, 'Krizin 2012 Yılında Türkiye'ye Etkisi ve Beklentilerimiz' konusu masaya yatırıldı. Yoğun ilgi gören toplantıya Adana Vergi Dairesi Başkanı Serdar Aksoy'un yanı sıra BPW Başkanı Filiz Yaldız da katıldı. Burada konuşan ekonomist Cüneyt Paksoy, Avrupa ekonomisinin yaşanan çalkantılı sürece göre şu an için kırılganlık göstermemesinin Türkiye açısından oldukça önemli olduğunu

vurguladı. Bugün başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesini etkileyen krizi Türkiye'nin daha önce yaşadığını hatırlatan Paksoy, "Geçmişte bizim için çok sıkıntılı geçen sürecin bugünkü tabloda Türkiye açısından önemli bir fırsat olduğunu görüyoruz. Çünkü biz o zaman bankacılık sistemimizi rehabilite ettik ve bugün bankacılık sistemiz dünyada örnek gösteriliyor" dedi.

"TÜRKİYE KRİZİ FIRSAT ÇEVİRİP BUNUN MEYVESİNİ 2011 YILINDA TOPLADI"

Türkiye'nin kriz dönemini bir fırsata çevirerek, bunun meyvelerini 2011 yılında çok iyi bir şekilde topladığını ve bu olumlu havanın 2012 yılında da kendisini göstereceğini vurgulayan Paksoy, 2011 yılında ekonomi büyüme eğilimi gösterirken bir 'sorunlar yumağı' ile de karşı karşıya kalındığına dikkat çekti. Cari açık, enflasyon ve döviz kurlarındaki artışın yanında çift haneli fiyatlara geçiş sürecinin önemli sorunlar olarak öne çıktığını anlatan Paksoy, "Öncelikli olarak çözüme kavuşturmamız gereken

konu; cari açık. Bu sorun, sadece kalite ve finansmanla çözülmüyor. Yapısal önlemlerle sanayici ve işadamlarının desteklenmesinin yanında kendi içinde katma değer oluşturan ve kendi değerleriyle beslenen bir ekonomi modeline geçerek, cari açığı belki de uzun süre Türkiye'nin gündeminden düşürebiliriz. Bunu yapmak kolay değil. Ancak mevcut hükümetin, bu yönde sinyaller verdiğin görebiliyoruz" ifadesini kullandı.

"MEVCUT HAZİNEMİZ BORÇLANMA İHTİYACINI UZUN SÜRE KARŞILAYABİLİR"

Türkiye'nin 2012 yılında yüzde 5'lik bir enflasyon hedefine ulaşabilmesi için kur üzerinde defansif bir etki oluşturarak, kurun 1.85 seviyesinde kalmasının sağlanması gerektiğini kaydeden Paksoy, bunun her ne kadar kolay gözükse de ortada önemli bir 'Avrupa gerçeği' olduğunun altını çizdi. Paksoy, konuşmasını şöyle sürdürdü.

"Türkiye'nin 2010 ve 2011 yılını önemli bir büyüme oranıyla tamamlamasına karşın, 2012 yılında masada çok temel bir gerçek var; mevcut tarihsel sürece baktığımızda hiç olmadığı kadar borçlu durumda bir özel sektör ve yüksek oranda bir hane halkı borçlanmasıyla karşı karşıyayız. Bu durum, tüketime dayalı büyümenin getirdiği ek maliyetler. Avrupa'daki en zor koşullarda da dahi 'Türkiye hazinesi', kamu maliyesini daha uzun sürede ayakta tutabilecek düzeydeydi. Türkiye, Avrupa'daki birçok ülkeden çok daha

iyi bir durumda. Mevcut hazinemiz de, borçlanma ihtiyacını çok uzun bir süre karşılayabilecek durumda."

"ENFLASYONUN DÜŞMESİ, KAMU ZARARLARININ ARTMAMASI ŞART"

Enflasyonun yüksek bir seviyede olmaması için kamu zamlarının bundan sonraki süreçte daha fazla oluşmaması gerektiğinin altını çizen Cüneyt Paksoy, "Tabii burada hükümetin bir seçim yapması gerekiyor. Hükümet, gerekli zamları yaptığını ve önümüzdeki dönemde 'zam silahı'na şimdilik dokunmayacağını belirtiyor. Bu bizi bir parça rahatlatıyor. Enflasyon konusundaysa Merkez Bankası; 'Bu geçici bir enflasyon etkisidir. Biz, ilk çeyrekten sonra özellikle ikinci ve üçüncü çeyrek enflasyon oranının yıl sonu

itibariyle yüzde 5 olmasa da yüzde 8 gibi bir rakama ulaşacağını ve maksimum yüzde 18'e kadar çıkabilecek faiz oranlarının yıl sonuna kadar yüzde 10-14 arasında bir banda sadık kalmasını sağlayarak, şirket ve özel sektörümüzü faiz yoluyla yıpratılmasının da önüne geçebiliriz. Bunun ana nedeni de yurtdışındaki gelişmelerle birlikte içerdeki siyasi risklerin oluşmamasıdır. Ortadoğu'da yaşanan sürecin Türkiye'yi de içine alacak bir 'savaş ortamı'na dönüşmesinin yanında petrol savaşlarına dönüşecek ve bizim

üzerimizde hem siyasi hem de ekonomik açıdan ek yük oluşturacak bir ortama girilmemesi çok önemli" diye konuştu.

"ABD'DE YAŞANAN SIKINTI AVRUPA'NIN DURGUNLUĞUYLA BİRLEŞTİ"

İŞKAD Yönetim Kurulu Başkanı Elif Türkmen ise, Türkiye'nin gelişimine katkıda bulunulması adına 'ben' değil, 'biz' denilmesi ve bu şekilde hareket edilmesinin bir zorunluluk olduğunu savundu. AGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Onatça da, dünyanın en büyük ekonomisi olarak öne çıkan ABD'de yaşanan sıkıntının Avrupa'nın durgunluğuyla birleşmesinin bir sonucu olarak piyasaların dengesinin alt üst olduğunu, kemer sıkma politikaları ve daha sıkı mali politikaların krizi daha da derinleştireceği görüşünü

savundu.

Konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçilirken, Ekonomist Cüneyt Paksoy kendisine yöneltilen sorulara da yanıt verdi.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.