Asrın felaketinin ardından Kahramanmaraş’ta yıkılan sadece binalar olmadı; insanların moralleri, umutları ve gönül dünyaları da derinden sarsıldı. Şehirlerin yeniden inşası bir şekilde mümkündür. Beton dökülür, demir bağlanır, binalar bir bir yükselir. Fakat asıl mesele, o binaların içinde hüzünle kalakalmış mahzun gönülleri yeniden imar edebilmektir.
İşte tam da bu noktada, vazifesini sadece idari bir makamdan ibaret görmeyen; dertlilerin derdine koşmayı bir sorumluluk, bir vefa ve bir kulluk şuuru olarak gören bir iradeye şahitlik ediyoruz. Kahramanmaraş İl Müftüsü Dr. Hasan Hüseyin Güller, sergilediği gayret ve vefa örnekleriyle, tasavvuf ahlakının özü olan “halka hizmeti Hakk’a hizmet bilme” düsturunu hayatın merkezine koymaktadır.
Tasavvuf hırkası, yalnızca dervişlerin sırtında taşıdığı bir kumaş parçası değildir. Asıl hırka, ümmetin derdiyle dertlenebilmek, kalbi kırıkların yanında durabilmek ve mahzun gönüllere omuz verebilmektir. Müftü Güller’in, Yaşadığı kaza sonucu engelli kalan personeline gerçekleştirdiği ziyaret de sadece bir “idari nezaket” olarak okunamaz. Bu ziyaret, İslam’ın emrettiği ve zaman zaman unuttuğumuz o derin vefa kavramının canlı bir karşılığıdır.
Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’nın (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabına gösterdiği eşsiz şefkatin, bugün sessiz ve samimi bir yansımasıdır. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: "Bir Müslüman, hasta bir Müslüman’ı sabah vakti ziyaret ederse, akşam oluncaya kadar yetmiş bin melek ona rahmet diler. Şayet akşam vakti ziyaret ederse, sabaha kadar yetmiş bin melek onun için af diler ve kendisine cennette bir bahçe hazırlanır."(Tirmizî, Tıbb 31) Personeline sahip çıkan, onun acısını kendi yüreğinde hisseden bir yönetici, aslında o personelin şahsında bütün şehre umut ve teselli aşılamaktadır.
Şehirlerin kalbi ibadethanelerdir. Minareleri mahzun, kubbeleri harap olmuş camileri yeniden ayağa kaldırmak için geceyi gündüze katmak, yalnızca bir imar faaliyeti değildir. Çünkü o yıkılan duvarların her bir taşında tevhidin, vahdetin ve ümmet olmanın hatırası vardır. Cenab-ı Hak, Tevbe Suresi 18. ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.”
Müftü Güller’in camilerin yeniden hizmete açılması için gösterdiği samimi çaba, bu ayet-i kerimenin hayata yansımış güzel bir örneği niteliğindedir. Din görevlilerine yalnızca bir amir gibi değil; bir hami, bir yol arkadaşı ve bir kardeş gibi yaklaşması, depremin manevi enkazı altında ezilen ve yıpranan gönüllere büyük bir moral olmuştur. Buluşmasın yeniden şenlenmesi, mihrapların yeniden cemaatle buluşması ve camilerin yeniden hayat bulması için ortaya konulan bu gayret, halkın gönlünde karşılık bulmuştur.
Tasavvuf yolunun büyükleri, “Hizmet eden, hizmet bulur” derler. İnsanların en sıkıntılı zamanlarında yanlarında olmak, onların dertleriyle hemhâl olmak ve acılarını paylaşmak, ihlasın en güzel nişanelerindendir. Dr. Hasan Hüseyin Güller’in resmiyet duvarlarını aşarak tevazu ve samimiyetle halkın arasına karışması, gönülleri fethetmesinin asıl sırrıdır. Çünkü bu şehir, kimin kendisine yapmacık, kimin samimi davrandığını çok iyi bilir. Samimiyetle atılan her adım, yine samimiyetle karşılık bulur.
İlahî Ya Rahman ve Ya Rahim!
Kahramanmaraş’ımızın yaşadığı bu büyük imtihanda acılarımızı hafiflet. Kalplerimize sekine, gönüllerimize ferahlık lütfeyle. Şehrimizin manevi imarı, camilerimizin yeniden cemaatine kavuşması için ihlasla, samimiyetle ve gayretle çalışan İl Müftümüz Dr. Hasan Hüseyin Güller’e; dertli kullarının yarasını sarmak için koşturan bütün din görevlilerimize ve hizmet erlerine güç, kuvvet ve sıhhat ihsan eyle.
Amellerini katında makbul, niyetlerini daim ve bereketli eyle. Bizleri vefadan, sadakatten ve birbirimize merhametle bakmaktan ayırma. Ümmet-i Muhammed’in birliğini, beraberliğini ve kardeşliğini daim kıl. Dertlilerimize deva, hastalarımıza şifa, deprem şehitlerimize rahmet eyle.
Âmin. ElhamdülillahiRabbi’l-âlemîn.