Gül Ayşe Yetmez

Gül Ayşe Yetmez

Uzaklardan

Diyarbakır çamur deryası… Çevre yolu inşaatları son hız devam ediyor, çift yollar alt geçitler, orta refüj düzenlemeler ne ararsanız var. Üstüne birde kış koşulları, Maraş ta olsa başta bizim temizliği ile pek ünlü hamarat hanımlarımız kıyameti koparır. Bize rehberlik eden beye sordum “Rahatsız olmuyor musunuz bu kadar çamurdan, yani yollar birbirine girmiş, arabalarınız ayakkabılarınız batmış?” Adamcağız şaşırdı “Olur mu dedi. Daha iyisinin yapılacağını biliyoruz.”

Tunceli de hani kıyametlerin koptuğu “Emekçi Kadın” heykelini hatırlarsınız, yok yeri değiştirilmiş yok bilmem nereye atıfta bulunulmuş, hiç biri değil yalnızca bulunduğu yerde yüksek gabarili araçlar onu geç farkettiği için sürekli sağına soluna vuruyorlarmış ve yalnızca yola paralel yerleştirilmiş.

Iğdır da yalnızca 15 dakika dışarıda kaldım, yarım paket sigara içmiş kadar ciğerlerim acıdı hava kirliliğinden. Ve tabii sizlerle ilk fırsatta paylaşacağım Şia kültürünü ilk kez bu kadar yakından tanıdım.

Siirt te değişen çok bir şey yok hala mükemmel “Büryan ve Perde Pilavı” yiyebilirsiniz.

Batman nasıl gelişmiş vakit geçirmeden bir iki kuyu almak lazım… Ama Hasankeyf, size yalvarırım eğer hala gidip görmedi iseniz ne büyük bir kaybınız olduğunu bilesiniz.

Elazığ, Keban, Harput bir sekiz köşeli şapka alamadım ya yanarım ama alabalıkları muhteşem….

Sevgili okurum, neredeyse tüm yurdumu gezdim, gördüm. Kayseri, Adana ya da Gaziantep tarafından her gelişimde şehrimin ışıklarını gördüğüm ilk dakika eğilip toprağını öpesim geliyor. Şehir dışında olduğum hergün  işim biter bitmez ya da her bulduğum fırsatta canım şehrimde neler oluyor diye internet haberlerine bakıyorum.

Gördüğüm hiçbir kentteki hiçbir güzellik Pınarbaşımın suyu gibi değil, hiçbir ferahlık deli poyrazım gibi değil, ve renkler hiçbiri tanıdığım kokusunu bile aldığım gibi değil.

Son bir yıldır Kahramanmaraş ta aman aman bir şey değişmedi. Ne sosyal ne iktisadi hayatta. Hani Suriyeli misafirlerimiz ve vatansever füzelerimiz bir yana bırakırsak. O halde nasıl oldu da bu şehri bu kadar sevmeye başladım.

Asıl olan şu ki; Kahramanmaraş çok güzel, pek çok yönü ile eline su dökülemez. Hani hep uzaktan takip etmek zorunda kaldım ya, okudum hep okudum. Bütün yerel köşe yazarlarını hepsinin eline sağlık. Lakin dikkatimi çeken bir şey oldu. İstisnaları bir yana bıraktığınızda elimde şikayetten başka bir şey kalmadı. O yok, bu yok, şunun kadar olamadık, bu bize verilmedi…

Ama böyle olmaz ki, yalnızca sorun dile getirerek olmaz ki.

Eğer sorunu görebiliyorsan çözüm uygulanmadığı içindir.

Çevre yollarının düzenlemesi gayet güzel gidiyor. Belki biraz ışıklandırma sorunlu

Yeni heykeller çok güzel, emeği geçen herkese teşekkür ederim

Ben eminim ki şehrin çukurda kalan kısmı da doğal gazın yaygınlaşması ve kendi kömürünü alabilecek iktisadi gücün kazanılması ile tertemiz olacak

En kısa zamanda unutulmaya yüz tutmuş sanatlarımızın ve kendi mutfağımızın bir müzesi kurulacak

Yer altı ve yer üstü zenginliğimizi doğru ve ehil ellerle değerlendireceğiz.

“Nasıl bakarsan öyle görürsün, nasıl görürsen öyle düşünürsün”

Önceki ve Sonraki Yazılar