Prof. Dr. Ahmet Kıymaz

Prof. Dr. Ahmet Kıymaz

MUHARREM AYI VE “AŞÛRE”

 

 

Gerek MUHARREM ayı, gerekse AŞÛRE; insanlık tarihinin başlangıcından itibaren birbirinden önemli olayları ve mucizeleri içinde barındırmıştır. Meselâ:

Hazreti Adem’in tövbesi, bugün kabul edilmiştir;

Hazreti Nuh’un gemisi, tufandan bugün kurtulmuştur;

Hazreti Yunus, balığın karnından bugün çıkmıştır;

Hazreti İbrahim, atıldığı ateşten bugün kurtulmuştur;

Hazreti İsmail, bugün doğmuştur.

Hazreti Eyüp, hastalıktan bugün kurtulmuştur.

Hazreti Yusuf, bugün kuyudan çıkarılmıştır.

Hazreti Davut’un tövbesi, bugün kabul edilmiştir.

Hazreti Musa ve kavmi, Kızıldeniz’i bugün geçmiştir.

Hazreti İsa, bugün doğmuş ve bugün semaya yükselmiştir.

***

Kudsiyeti pek çok olayla ve mucize ile desteklenmiş olan Muharrem ayı ve Aşure gününe özgü bir olay daha vardır ki, her aklımıza gelişte bizleri gönülden yaralamakta, derin üzüntülere sokmaktadır. Hazreti Peygamber’in torunu, Allah’ın Aslanı Hazreti Ali’nin evladı, EHL-İ BEYT’in sultanlarından HAZRETİ HÜSEYİN’in Hicret’in 61’inci yılında, Sinan bin Enes isimli münafık tarafından, Kerbelâ’da tarifi mümkün olmayacak vahşetle şehit edilmesi MUHAR­REM ayına ve AŞûRE Günü’ne ayrı bir önem vermiştir. Emevi Halifesi Yezid ve Kûfe Valisi İbni Ziyad’ın önderliğinde gerçekleştirilen bu hunharca cinayetten yüzyıllar geçmesine rağmen, Ehl-i Beyt sevdalısı Sünnî ve Alevî toplumlarda bu sızı, hiçbir zaman dinmemiş; bu yara, hiçbir zaman kapanmamıştır.

Hazreti Hüseyin Efendimiz başta olmak üzere bütün İslâm şehitlerimiz, ödüllerin en güzelleri ile ödüllendirilmiştir. “CENNET GENÇLERİ’NİN EFENDİSİ” olma şanının Hazreti Hüseyin Efendi­miz’e verildiği, bu elîm cinayetten yıllarca önce, EN BÜYÜK İNSAN, EN BÜYÜK PEYGAMBER tarafından bildirilmiştir. Ayrıca, bizler, biliyor ve inanıyoruz ki, tarih boyunca meydana gelen bütün olaylar, ezelî ve ilahî takdirin bir hükmüdür.  Hazreti Hüseyin Efendimiz ve bütün İslâm şehitlerinin ebedî saadet içinde olduklarını bilmemiz, acımızı azaltan tek teselli kaynağımız­dır. Allah, manevî tasarruflarını üzerimizden eksik etmesin.

***

Millî birlik ve beraberliğimizin daha çok güçlenmesi, mezhep farklılıklarımızın hiçbir zaman sorun haline gelmemesi, “Bir ve beraber olmaktan zevk duyan” insanlarımızın daha çok artması için Sünnî veya Alevî toplum mensupları olarak hepimize önemli görevlerin düştüğünü unutmamak gerekir.

Millî birliğimizi artırıcı nitelikte, mezhep farklılıklarımıza saygılı olmak; birbirimize daha hoşgö­rü­lü davranmak; birbirimizin hak ve özgürlüklerine, değerlerine daha samimî yaklaşmak ortak toplumsal menfaatlerimizin yaşatılması açısından oldukça önemli görülmelidir. Ancak, bu şekilde BİR olacağımız, DİRİ olacağımız ve İRİ olacağımız unutulmamalıdır. Bu düşünceler bağlamında, Türkiye Büyük Millet Meclisi çoğunluğunu elinde tutan AK PARTİ Hükûmeti’nin CHP ve MHP ile işbirliği içinde acilen yasa çıkartmasını; “AŞÛRE GÜNÜ”nü, dinî tatiller kapsamına almasını diliyorum.

***

Hazreti Hüseyin Efendimiz’in, fettan, münafık ve İslâm düşmanları tarafından Kerbelâ’da şehit edilişinin 1375’inci yıldönümünde, Hicrî 1436 yılının Muharrem ayında; “Ölmeden önce ölümü arzulayan; eşref-i mahlukat insanı her daim merkeze koyan; İMAM HÜSEYİN başta olmak üzere KERBELÂ ŞEHİTLERİ’nin çektikleri acıyı ruhunda, beyninde ve yüreğinde her daim hisseden; eline, diline, beline sahip çıkan; kapısı, sofrası ve gönlü açık”  gönül dostlarıma, can dostlara; en kalbî sevgi ve saygılarımı sunarım.

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar