Mehmet Işık: 12 Eylül Ne Değildir?

Mehmet Işık: 12 Eylül Ne Değildir?
12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıldönümü ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Tarihçi Yazar Mehmet Işık, " 12 Eylül, Anayasayı değiştirmekle kalmamış kurumları, kişileri ve zihniyetleri değiştirmiştir.” dedi.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıldönümü ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Tarihçi Yazar Mehmet Işık, " 12 Eylül, Anayasayı değiştirmekle kalmamış kurumları, kişileri ve zihniyetleri değiştirmiştir.” dedi.

Milletin, darbe zihniyetini bu topraklardan silip atmanın mücadelesini o gün olduğu gibi bugünde vermeye devam ettiğini belirten Işık, 12 Eylül Askeri Darbenin bilinmeyen yönlerini ve etkilerini şu şekilde sıraladı;

‘’12 EYLÜL BİR MİLATTIR’’

12 Eylül, Temiz ve saf Anadolu halkının, gençliğimizin, değerlerimizin, kardeşliğimizin katledilmesidir. Bugün olduğu gibi o gün de barbar bir kovboy zihniyetine sahip ABD'nin Ortadoğu'ya yön vermek adına Türkiye'yi pasifize etmesi gerekiyordu. Irak ile İran arasındaki savaşın başlamasını engelleyebilecek bölgenin yegâne gücü Türkiye idi. Bu savaşın engellenmesi demek bölgede yapay devletçiklerin ve terör örgütlerinin kurulmasına fırsat vermezdi.

Düşünün 1980 sonrası Ortadoğu Terör Örgütü Çöplüğü'ne dönmüştür. Pyd, YPG, PKK, El Kaide, DEAŞ gibi ifadelere 1980 öncesi rastlayamazsınız. Peki, ne olmalıydı? Önce bölgenin tek demokratik ülkesi olan, köklü devlet geleneğine sahip Türkiye'nin dizayn edilmesi gerekiyordu. Koalisyon hükümetleri, Kıbrıs Harekâtından dolayı ambargo, sokak çatışmaları, Sağ/Sol yahut Alevi/Sünni olayları gibi yapay olaylarla halk önce kutuplara ayrıştırıldı. Sokak çatışmalarından bıkan, kardeş katliamlarından usanan Anadolu halkı, ülkeyi idare eden hükümetlerin de basiretsizliği yüzünden 12 Eylül'e adım adım yaklaştı. Yakın tarihimizde gördüğümüz gibi içimizdeki adamları vasıtasıyla önce orduda sonra ülke genelinde yönetime el koydular. Pentagon’a ve Amerikan Başkanı Jimmy Charter’a darbe girişimi ve neticesini bildiren CIA ajanı Paule Henze   "BİZİM ÇOÇUKLAR İŞİ BAŞARDI." derken aslında gelecek 40 yılın politikasındaki en önemli merhaleyi işaret etmişti.

12 Eylül bir milattır, sadece 12 Eylül'de asılan insanların değil sonraki dönemde Ortadoğu'da ve Türkiye'de katledilen mazlumların ve şehitlerin kanı ellerindedir. Meseleyi böyle okumak doğru olur.

‘’SADECE SAĞ SOL OLAYI BİTTİ’’

12 Eylül, Türkiye'deki çatışmaların son bulduğu yönündeki kanı bakımından doğru değildir. Çünkü terör olaylarının başlatılması açısından şiddetin yükselmesi nedenidir. Şunu kastediyorum; sağ sol olayı yoktur ancak kontrgerilla bu kez PKK'yı üretmiştir. Yanlış politikalar ve yanlış hamleler devamında terörü güçlenmiştir. 12 Eylül, demokrasi getirmemiştir ha keza demokratik hakları çoğunlukla yok etmiştir. 12 Eylül Darbesini Türk ordusu yapmamıştır, Türk ordusunu yöneten ABD ve AB'ye göbekten bağlı askeri cunta yapmıştır. 12 Eylül, aynı 15 Temmuz'da olduğu gibi bölgeyi kontrol etmek isteyen güçlerin içerideki hainlerle işbirliği neticesinde yapılmış bir operasyon, bir darbedir. 15 Temmuz'da başarısız olmalarının nedeni;  uyanmış olan, bilinçli olan, her fikirden Türk milletinin ülkesine sahip çıkmasıdır.

ANAYASAYI DEĞİŞTİRMEKLE KALMAMIŞ KURUMLARI, KİŞİLERİ VE ZİHNİYETLERİ DEĞİŞTİRMİŞTİR

12 Eylül öyle basit bir darbe vakıası değildir. Anayasayı değiştirmekle kalmamış kurumları, kişileri ve zihniyetleri değiştirmiştir. Sonraki 28 Şubat ve 27 Nisan'ı ve 15 Temmuz'u da doğurmuş, bu olayların getirdiği acıları da tetiklemiştir. 12 Eylül'ün dayatmalarından sadece Anayasa'ya odaklanmak "Maymuna bak maymuna!" pespayeliğidir.

Örneğin YÖK! İçini değiştirmeniz, adamı değiştirmeniz yeterli mi?

Darbeyi yapanları yargıladık, Evren ve arkadaşlarının apoletini söktük, peki Cumhurbaşkanlığı ifadesini silebildik mi? Hangi kurum ve kuruluştan 12 Eylül zihniyetini sökebildik? 

Tabi şimdi BAŞKANLIK sistemiyle bir şeylerin değişeceğini ümit ediyoruz. Bakanların siyasetçilerin oyuncağı haline dönmemesi, eski adetlerin devam etmemesi ve Cumhurbaşkanlığı sisteminin iyi işlemesi için dua ediyor, ümit besliyoruz. Biraz daha işin görünen yüzüne değil de temeline inecek politikalar üretebilirsek, nitelikli işler yaparsak, yeni nesli iyi yetiştirirsek 12 Eylül'ün ve 15 Temmuz'un izlerini siler, yeniden geleceğe umutla bakabiliriz.

Türkiye'de bugün doları bahane ederek, stoklama yapan esnaf, işçi çıkaran patron, algı operasyonu yapan basın, işini yapmayan eğitimci, destekleme aldığı halde tarlasında üretim yapmayan çiftçi, gereksiz ve haksız kazanç sağlamak için ilaç yazarak SGK'yı zarara uğratan doktor, velhasıl her alanda her kesimde işini düzgün yapmayan, önce vatanım demeyen, önce insan hakkı, kul hakkı demeyen, neme lazım diyen, sırf çıkar ilişkisiyle hareket eden bir insan ile HADİ DARBE YAPALIM diyen general arasında ne fark var? Bu yüzden darbeyi illaki askerin sokağa çıkması olarak düşmemeliyiz.

Türkiye’nin Derin Tarihi adlı kitabımızda dönem dönem sebeplerini ve sonuçları en ince ayrıntısına kadar anlattık. 12 Eylül’ü her yıl dönüm yılı olarak hatırlamak yerine o günü iyi anlamak ve anlatmak daha elzemdir. Geleceği inşa etmek için dünün etkilerinden doğan gelişmeleri iyi analiz etmek gerekiyor. Türkiye’nin tarihini tek pencereden anlatmak doğru değil. Tek pencereden binde birlik kısmını dahi anlamazsınız. Rabbim ülkemizi yıllarca geriye iten ve kalkınmasının önünde engel oluşturan 12 Eylülleri, 28 Şubatları ve 15 Temmuzları bu millete bir daha yaşatmasın.”

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.