Suçlu Ayağa Kalk!

Suçlu Ayağa Kalk!

Sevgili Okurlarım,

"Asrın Felaketi" olarak tarihe geçen 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden yıllar geçti. Acılar ilk günkü kadar taze. Yıkılan şehirler yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor, kaybettiğimiz canların özlemi ise hiç dinmiyor.

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

Ancak bugün üzerinde konuşmamız gereken başka bir konu var.

Depremin ardından başlatılan yargı süreçlerinde binlerce insan sanık sandalyesine oturdu. Müteahhitler, yapı sahipleri, mühendisler, mimarlar ve hatta kendi imkânlarıyla tek veya iki katlı ev yapan vatandaşlar bugün mahkemelerde hesap veriyor. Bir kısmı cezaevinde, bir kısmı ise aldığı cezanın Yargıtay'dan çıkacak sonucunu bekleyerek her gün yeniden aynı acıyı yaşıyor.

Peki soruyorum:

Gerçek suçlu kimdir?

Bugün "Suçlu ayağa kalk!" deme zamanı gelmedi mi?

Deprem Sonrası Adalet Arayışı
Elbette hayatını kaybeden insanların yakınlarının adalet istemesi en doğal haktır.

Kimse buna itiraz edemez.

Ancak adalet; sadece birilerini cezalandırmak değildir. Adalet, gerçek sorumluluğu ortaya çıkarmaktır.

Bir binanın yıkılması tek başına o binayı yapan kişinin kesin suçlu olduğu anlamına gelir mi?

İşte üzerinde durulması gereken temel mesele budur.

Çünkü bugün yargılanan yapıların büyük bölümü 1960, 1970, 1980 ve 1990'lı yıllarda yapılmış binalardır.

O günün deprem yönetmelikleri...

O günün beton standartları...

O günün demir kalitesi...

O günün mühendislik bilgisi...

Hepsi bugünkünden tamamen farklıydı.

Bugünün bilgisiyle elli yıl önce yapılan bir binayı değerlendirmek ne kadar doğrudur?

Betonun da Bir Ömrü Var
Uzmanların yıllardır söylediği bir gerçek var.

Betonarme yapıların da insanlar gibi ekonomik ömrü bulunuyor.

Bakımı eksiksiz yapılmış, kaliteli C35 beton kullanılan, donatısı doğru yerleştirilmiş bir yapının bile ömrü sınırsız değildir.

Özellikle 1960-1980 arasında kara düzen anlayışıyla yapılan birçok yapının, 6 Şubat gibi dünya ölçeğinde olağanüstü bir deprem karşısında ayakta kalmasını beklemek gerçekçi değildir.

Üstelik yıllarca bakım görmeyen, rutubet alan, demirleri paslanan, taşıyıcı sistemi zayıflayan binaların zaman içerisinde dayanımını kaybetmesi kaçınılmazdır.

Bugün birçok şehirde sıvaları dökülmüş, kolonlarından demirleri görünen, adeta "Beni yıkın." diye haykıran binlerce bina bulunmaktadır.

Deprem olmasa bile risk taşıyan bu yapılar için asıl sorumluluk kime aittir?

Bilim İnsanları Ne Diyor?
6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye'nin en saygın üniversiteleri peş peşe bilimsel raporlar yayımladı.

Bu raporların ortak noktası oldukça dikkat çekicidir.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi ön değerlendirme raporunda Prof. Dr. Ali Demir, Kahramanmaraş'ta ölçülen yer ivmelerinin Türkiye Deprem Tehlike Haritası'nda öngörülen tasarım değerlerinin yaklaşık 4-5 katına ulaştığını ifade etmektedir.

Yani deprem, mühendislik hesaplarının öngördüğü sınırların çok ötesinde bir enerji üretmiştir.

Dokuz Eylül Üniversitesi raporunda aynı deprem sırasında üç ayrı fay segmentinin peş peşe kırıldığı belirtilmektedir.

İlk kırılmanın ardından 38'inci ve 68'inci saniyelerde yeni kırılmalar meydana gelmiştir.

Bu durum, depremin yıkıcılığını olağanüstü seviyeye taşımıştır.

ODTÜ'nün 20 Şubat 2023 tarihli ön değerlendirme raporunda ise Pazarcık istasyonundan alınan ölçümlerin, 475 yıllık tekrarlanma periyoduna göre hazırlanan tasarım spektrumunun çok üzerinde olduğu belirtilmektedir.

Raporda açıkça şu değerlendirme yapılmaktadır:

"Binalar, yönetmeliklerde öngörülen seviyelerin çok üzerinde deprem etkilerine maruz kalmıştır."

İstanbul Teknik Üniversitesi Mart 2023 tarihli nihai raporunda ise Kahramanmaraş depreminde ölçülen yatay ve düşey yer ivmelerinin, 1999 Kocaeli Depremi'ndeki değerlerden sırasıyla 3,5 ve 4,3 kat daha yüksek olduğu ifade edilmektedir.

Bilim dünyasının ortak değerlendirmesi şudur:

Bu deprem sıradan bir deprem değildir.

Peş Peşe Gelen Dev Yıkımlar
6 Şubat sabahı saat 04.17...

7,7 büyüklüğünde ilk deprem meydana geldi.

Henüz insanlar kendilerine gelememişken dakikalar içerisinde 6,7 ve 6,8 büyüklüğünde çok güçlü artçılar oluştu.

Öğleden sonra ise 7,6 büyüklüğünde ikinci büyük deprem yaşandı.

Ardından saatler boyunca 6 büyüklüğüne yaklaşan çok sayıda deprem gerçekleşti.

İlk üç gün içerisinde yaklaşık 1300 artçı deprem meydana geldi.

USGS verilerine göre yalnızca ilk 11 saat içerisinde 5,7 ve üzeri büyüklükte yedi farklı deprem yaşandı.

Bu tablo, dünya deprem tarihinde eşine çok az rastlanan bir deprem zinciridir.

Birinci depremden zarar gören yapıların ikinci büyük deprem ve güçlü artçılarla tamamen yıkılması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Yanal Yük Hesapları Gerçeği
1975 Deprem Yönetmeliği'nde binalar yaklaşık yüzde 30 yanal yüke göre tasarlanıyordu.

2018 Deprem Yönetmeliği ise bu oranı yaklaşık yüzde 40 seviyesine çıkardı.

Ancak Kahramanmaraş depremlerinde ölçülen yanal yükün bina ağırlığının yaklaşık yüzde 68'ine ulaştığı ifade edilmektedir.

Yani;

2000 yılı öncesi yapılan birçok yapı, hesaplandığının iki katından fazla yük altında kaldı.

2000 sonrası yapılan yapılar bile tasarım değerlerinin oldukça üzerinde zorlandı.

Bu durumda yalnızca müteahhidi suçlamak ne kadar adildir?

Trafik kazasına karışan otomobilin - karayolu taşıtının fabrikasını suçlamakla eş değerde bir suçlama ile müteahhitlere veya ev sahiplerine ceza veriyoruz !

Enerjisi Tarihe Geçen Bir Deprem
Bilim insanlarının hesaplarına göre 6 Şubat depremlerinde açığa çıkan enerji dünya ölçeğinde son derece büyüktür.

1989 Loma Prieta Depremi...

2010 Haiti Depremi...

Hiroşima'ya atılan atom bombası...

Yapılan karşılaştırmalarda Kahramanmaraş depremlerinin açığa çıkardığı enerjinin bunların çok üzerinde olduğu ifade edilmektedir.

Böylesine olağanüstü büyüklükteki bir doğa olayını değerlendirirken, sadece sanık aramak bilimsel gerçeklerle ne kadar örtüşmektedir?

Eski Binalar Kimin Sorumluluğunda?
Bugün Türkiye'nin dört bir yanında ekonomik ömrünü tamamlamış milyonlarca yapı bulunmaktadır.

İstanbul depremi sürekli gündemdedir.

Adapazarı, Bursa, İzmir, Hatay, Kahramanmaraş, Adana, Mersin...

Risk sadece bir şehirle sınırlı değildir.

Devlet yıllardır "Yerinde dönüşüm yapın." çağrısında bulunuyor.

Kentsel dönüşüm teşvik ediliyor.

Ancak birçok vatandaş çeşitli nedenlerle bu dönüşüme yanaşmıyor.

Yarın olası bir depremde bu binalar yıkıldığında sorumluluk yine elli yıl önce binayı yapan kişilere mi yüklenecek? mimar , mühendis, müteahhitlere mi ? yüklenecek suç ?

Yoksa riskli olduğu bilinen binada oturmaya devam edenlerin de bir sorumluluğu var mı?

Bu soruların dürüstçe cevaplanması gerekiyor.

Gerçek Adalet Nasıl Sağlanır?
Elbette usulsüz malzeme kullanan...

Projeye aykırı imalat yapan...

Kolon kesen...

Bilerek eksik beton döken...

İnsan hayatını hiçe sayan herkes hukuk önünde hesap vermelidir.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak yalnızca depremin büyüklüğünü dikkate almadan, o günün yönetmeliklerini yok sayarak, ekonomik ömrünü tamamlamış yapıları bugünün şartlarıyla değerlendirerek verilen kararlar toplum vicdanını tatmin etmeyebilir.

Adalet; bilimsel raporlarla, teknik incelemelerle ve her dosyanın kendi şartları içerisinde değerlendirilmesiyle mümkündür.

Son Söz
Depremzede var...

Yakınlarını kaybeden aileler var...

Cezaevindeki müteahhitler var...

Mühendisler var...

Mimarlar var...

Ustalar var...

Tek katlı ev yaptığı için mahkûm edilen vatandaşlar var...

Hepsi ayrı ayrı acılar yaşıyor.

Hiç kimse, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın acısını hafifletemez.

Ancak adalet, acıyı büyütmeden gerçeği ortaya çıkarmak zorundadır.

Bugün sormamız gereken soru şudur:

Gerçekten suçlu olan kim?

Yoksa dünyanın en büyük kara depremlerinden biri karşısında, ekonomik ömrünü tamamlamış yapıların yıkılmasını sadece birkaç kişiye yükleyerek vicdanlarımızı mı rahatlatıyoruz?

İşte bunun cevabını vermeden...

"Suçlu ayağa kalk!"

demek kolay değildir.

Gerçek suçlu kimse, hukuk onu ortaya çıkarmalıdır.

Ama bunu yaparken bilimden, teknik gerçeklerden ve adalet duygusundan asla uzaklaşmamalıyız.

Çok defa yazdım: Deprem Mahkemeleri kurulsun , Meslekte 30 yıl ve üzeri olan mühendisler yargılamayı yapsın ki kim suçlu kim değil bunu bilelim.

Hayırlı Cumalar.

Kalın sağlıcakla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri