Sokak Lambası

.

Benim çocukluğumun en güzel bölümleri gecekondu mahallemizde geçti.sokağımız dardı belki ama komşularla can canaydık. oyun alanlarımız için boş arsalar vardı ki, doyasıya oynardık.bazen annemiz oyunun en sıcak yerinde bakkala gitmek için çağırdığında  isyan ederdik.

Bakkaldan döndüğümüzde yine kaldığımız yerden oyuna devam ederdik.akşam yemeği vaktine kadar oynardık.babamız eve gelmeden annemiz çağırır, üstümüzü değiştirirdi.

Düşerdik,dizlerimiz kanardı da ağlardık.annemiz öperdi de geçerdi.yarayı yıkardı ve temiz bezle sarar kısa zamanda iyileşirdi.

Ağaçlara tırmanırdık.hanife teyzenin eriklerini aşırmak için duvarın üzerine çıkar,ceplerimizi doldururduk.sonra boş arsaya gider kaç tane erik aldığımızı sayardık.kim çok erik toplamışsa o birinci olurdu.tuz alıp, tuza bandırarak erikleri yer, çekirdeğini en uzağa fırlatma yarışı yapardık.

Sonra oyunlar oynardık.körebe, saklambaç, ip atlamalar,bezirganbaşı,yakar top…

Ne güzeldi o günler…

***

Şimdi o sokağa bazen uğruyorum, çocukluğumun geçtiği , şen kahkahalar attığımız,sokak lambasının altında yazı tura atıp,ebeyi seçer , saklambaç oyunu oynardık.anne ve babalarımız ise yakın komşulara oturmaya giderlerdi.çaylar içilir,kurabiyeler ve börekler yapılırdı.

Tv ile ilgilenen pek olmazdı.kardeşlerim ve komşu çocukları arasındaki bağ kuvvetliydi.halen o mahalleden birçok arkadaşımla görüşürüm.

Okuduk,kocaman adamlar olduk belki ama yine de on beş günde bir halı saha maçından vazgeçmedik.

Eşlerimiz tanıştı ama bizim kadar içli dışlı olamadılar.çünkü biz bu sokağın büyüttüğü çocuklardık.

Fakat biz büyüdük ama sokağımızda değişti.gecekonduların yerine  apartmanlar dikildi.bahçeler tarumar oldu.beton yığınlarının arasında oyun sahalarımız kayboldu.şimdiki çocuklar parklarda oynuyor ve televizyon bağımlısı durumunda…

Bana kalırsa şimdiki çocuklar çok şansız.arkadaş olmayınca cansız bir kutuya bağlanmak ne kadar doğru olabilir ki…

Sosyal olmayan, yalnız bir nesil yetişiyor.kimse bir diğerinin kahrını çekmek istemiyor.sadakat ve vefasızlık almış başını giderken, paylaşımın arkadaşla olmayışı ne acı…

Üstelik şimdi bir de bilgisayar çıktı ki, yalnızlığı daha da bir körüklüyor.bağımlı olanlar var ve bu bağımlıları tedavi merkezleri açıldı.başından kalkmayan her fırsatta başında oturanların yanında hiç bulaşmayan da var.bunlar pastanın en küçük dilimi kadar…

Tabi şimdikiler bizim çocukluğumuzu görmediler ki kıyas yapabilsinler.bizim o zaman ki oynadığımız oyunları oynayabilsinler. Zamanın birçoğunu televizyon karşısında geçiren yeni nesil daha az konuşkan ve daha çok yalnızlık içinde.

***

 

Artık eski sokağımızı tanımakta güçlük seçiyorum, çünkü o kadar değişti ki…gelişti diyemeyeceğim.

ve bizim sokağımız cadde halini aldı.yolun her iki tarafına kaldırımlar yapıldı.yol asfaltlandı.boş araziler apartman oldu sekiz katlı.tabi bizim evde verildi mütahite.dairelere sıkışıp kaldık.

Sonra ne mi yaptık ? bahçesiz yapamayan babam verilen daireleri satıp,yeşilyurt’tan bir ev aldı.oraya taşındık.güzel bir bahçemiz var.babam o kadar mutlu ki.annem eski mahalleyi dilinden düşürmüyor ve özlüyor.eski komşularıyla gün yapıyor birlikte olmak adına…

Dediğim gibi ben de halı saha maçlarına katılıyorum, o kadar .bazen maçlar iptal ediliyor görüşemiyoruz.çünkü sorumluluklarımız işler, güçler arttı.zamansızlık boynumuzu büküyor ve biz arkadaşlar olarak çok dağıldık.

Bazen “nerde o eski günler ?” diyeceğim ama işte o zaman ne kadar büyük olduğum ortaya çıkacak.

Çocukluğum ve gençliğim zaman içinde gitti.şimdi hayatın neresindeyim diyorum.

Ve anlıyorum ki her ne kadar arkadaşın dostun olsa da dünyaya yalnız geliyor ve yalnız gidiyorsun…sabrı öğrenmek ise uzun zaman alıyor…

Selam ve sevgilerimle…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri