Sayın Başkanım, Sayın Bakanım

.

Halkın içinden bir hekim olarak insanlarla iletişimimin verdiği cesaretle vatandaştan aldığım bilgileri makalelerimde kullanıyorum. Geçmişte kullandığım bilgilerin bir kısmı ile ilgili  devletime ve milletime faydalı olduysam ne mutlu bana.

 Ekonomist  ve stratejist olmamama rağmen tabandan gelen seslerin debisini ve desibelini  artırarak devletimizin idare erkine duyurmaya gayret gösteriyorum.

Sayın başkanım bu yazdıklarım çok büyük  bir  ihtimalle size ulaştırılmayacak. Çünkü etrafınızdaki etten duvarı geçmek nerede ise deveye hendek atlatmaktan zor hale geldi. Olsun bendeniz tevafuklara inanan bir kişiyim.

İktidara geldiğiniz günden itibaren  gösterdiğiniz performans ve omurgalı duruş bir çok insanda devletine ve size güven olarak yansıdı. Bendeniz de onlardan biriyim. Size ve devletime güvenmemden dolayı pişman olanlardan da değilim.

Son birkaç yıldır vatandaşlarımızı yatırıma teşvik eden cesaretlendirici dilden dolayı varını yoğunu bu memleketin kalkınması için yatırmış ancak bugün sıfırı tüketmiş oldukça fazla sayıda mağdur yatırımcı  insanımız var.

Bu insanların maddi ve manevi yaşanmışlıklarında ve hedefe doğru hızlı yol almalarının engellenmesi hususunda  bürokratik oligartların ciddi bir payının olduğu kanaatindeyim. Çok sayıda örnek  olduğu zaten sizlerin malumu.

Mesela..

 Enerji bakanlığımızın  çatı uygulama yönetmeliği ile güneş enerjisinden yararlanma niyet  ve gayretinin önündeki en büyük engelin de yine bürokratik çarkın dişlilerindeki oligart  kilitlerde olduğunu görüyor ve düşünüyorum.

Ülkemiz nükleer enerjinin nimetlerine kavuşuncaya kadar  yurdumuzun  dört bir yanında yılın nerede ise 12 ayı bize enerji üretecek güneş gibi bir nimetten  yeteri kadar değil nerede ise hiç faydalanmıyoruz. Güneş fakiri ülkeler bizim ülkemizin kat be katı daha fazla bu enerjinin nimetinden istifade ediyor.

Güneş enerjisinin tarımda, sanayide, hatta evlerimizde kullanımının önündeki suni engeller kaldırılabilirse enerji açığımız ve bunu teminde bize fatura edilen bütçe açığının büyük bir kısmını çözeriz gibime geliyor.

Çatı uygulamaları ile ilgili yönetmeliklere göre hareket ederek enerji açığımızı azaltmak isteyen bir tedarikçi , bu hantallıkta yarı yolda kalmaya mahkum. Bu enerjiden yararlanmak isteyen bir vatandaşın da yatırımını tamamlaması pek mümkün değil, mümkün olsa bile yola çıkmadan pes ediyor.

Bu korkunun tesiri ile de un şeker su olmasına rağmen helva yapmaya kimsenin cesareti yok. Bu şartlarla olması da pek mümkün değil.

Yapı denetim sistemi gibi bir sistemle bu meselenin önü açılmadığı sürece tedarikçi iflasa, yatırımcı da  başka alternatiflere yönelmek durumunda olacak.

Başkanım yatırımları teşvikiniz akamete uğramamalı. Vatandaş yaptığı yatırımlar nedeni ile iflasa sürüklenmemeli. Ah vah keşke gibi sıfatlarla inlememeli.

Doğup büyüdüğüm Kahramanmaraş rahmetli Özal dönemindeki yatırım teşviki ile kalkınmış ve bugün dünyanın dört bir yanına tekstilde ben de varım diyebiliyor. Şehrimizde işsizlik olmadığı gibi dışardan gelen çok sayıda insana da iş veriliyor.

Yine o yıllarda doğuda hekimlik yapmış ve oralarda dört duvarlı yapıların ne olduğunu sorduğumda ise Özal’ın verdiği teşvikleri iç etmek için vatandaşın göz boyama fabrikaları cevabını almış ve esefle karşılamıştım.

Teşvikler elbette çok önemli. Hem istihdam hem de ülke ekonomisinin işleyişi için elzem.

Bizim insanımızın bir kısmı hâlâ bu aklı kullanmak yerine uyanıklığı ve hırsızlığı tercih ederek teşvikleri iç etmeyi marifet sayıyor. Devletin  malına domuz gibi saldırıyor.

Devletimizin imkanları geçmişle kıyaslanmayacak kadar çoğaldı. Bir düğmeye basarak kimin ne haltlar yediğini görebilecek kadar da gözü keskin. Bu gerçekliğe rağmen de malı  götüren  veya kapan Üsküdar’ı geçiyor ve yaptığı yanına kâr kalabiliyor.

Son birkaç yıl içerisinde sadece yabancılar değil binlerce  yerli kelli felli insanımızın garip gurebamızdan kazandığı dövizlerle yurt dışından yüz milyarlarca doları bulan gayrı menkul aldığı bilgisi etrafta dolaşıyor.

Bugünlerde yaşadığımız ekonomik dalgalanmayı fırsata çevirip malı götüren güruhun kazançlarını yurt dışına taşıdığı ile ilgili havada uçuşan bilgilere MASAK ne kadar hâkim doğrusu merak ediyorum.

Ödül ve ceza evrensel iki kavram ve insan ilişkilerinde de ciddi bir turnusol. Güzellikler iltifatla desteklenmeli yanlış yapanlarda en hafifinden toplum hafızasında cezalandırılmalı.  Ben yaptım oldu kolaycılığından da uzaklaşılmalı.

Oturduğum sitede site içine araç park etmek hususu ciddi bir mesele olarak yıllarca sürdü gitti. Son yönetimi alan arkadaşlar site içerisinde belli bir süre dışında araç bırakanlara ceza uygulaması yaparak bu meseleyi nerde ise yüzde yüz çözdü.

Sayın başkanım ve bakanım;  güneş enerjisinde yerli panel kullanımının teşvik edileceği kararlılığınız nedeni ile bu fabrikaları öz sermayesi ile kuran bazı firmalar bugün batmak üzere. İşletme sermayesi de dahil kurulu bu fabrikaların ürettiği paneller çatılarda pek kolayca kullanılabilir. Ancak çatı uygulama yönetmeliğine göre bu gün müracaat eden bir vatandaşın bu enerjiden yararlanması için bir yıldan fazla bir zaman gerekiyor.

Sistem hem hantal hem isteksiz ve hem de sanki bu işin pratikteki mahzurları ile ilgili çekinceleri nedeni ile ipe un seriyor. Devletine güvenerek bu fabrikaları işletmek için varını yoğunu harcayarak kuranlar , önümüzdeki günler sıfırı tüketmiş müflisler olarak pişman olup bir daha böyle bir işe kalkışmaları mümkün olmayacak.

Yatırım yatırım yatırım. Başkanımızın ağzından son zamanlarda çok çıkan bu üç kelimenin hakkını verenler gerçekten çok zor durumdalar. Üç kez tekrarlanarak en önemli bir meselemiz olan ve bütçe açığımızın çok büyük bir kısmına denk gelen enerji meselesinde vatandaşın gayreti bu kadar kolay hiç edilmemeli. Panel fabrikalarına yatırım yapmış girişimcilerimizin emek ve gayretleri bu kadar hızlı ve çabuk olarak boşa çıkarılmamalı diye düşünüyorum. Girişimcilerimizin önünü açacak birtakım yönetmelik veya regülasyonların çıkmasını beklerken de yatırımlarını teşvik edecek ve girdikleri dar boğazdan kurtaracak ara formüller üretilmelidir.

Pek değerli bürokratlarımızın bu mesele üzerinde kafa yorarak çare ve çözüm üretmek gibi bir görevinin olduğunu hatırlatarak makalemi sonlandırıyorum.

 Bu günlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri