Sanki Şiiristan Kahramanmaraş

.

                Dokunuş

Sebil çeşmelerinden billur su akmaktadır

Sevimli sokakları hep tarih kokmaktadır

Yokuşa uzanan cümle taş merdivenler

Kahramanmaraş’ın kalbine çıkmaktadır

                    A.S.D

       Ökkeş Usta, minyatür dükkânında şiir suyu verdi çeliğe. Çelikleşmiş pazularıyla Kahramanmaraş’ı simgelemeye çalışırken, şiir üfledi çekicin kulağına. Kelimeler örsün üzerinde örselense de, dövdüğü metal parçasından şiir tablolaştı sonuçta.

       Ejder Usta, ceviz oymalı ve sedef kakmalı çeyiz sandığına gül nakışı işledi som şiirden. Bir de Tavus kuşu kondurdu sandığın ön yanağına… Velâkin kuyruğundan daha görkemliydi albenisi şiirin.

       Haydar Usta, salepten ve keçi sütünden müteşekkil hakiki Maraş dondurmasının içine; şiir usaresi kattı maharetli elleriyle… Ve şiir tadında eridi damaklarda…

       Müstevlilere karşı kurtuluş mücadelesi başlatan Sütçü İmam’ın, Üstat Necip Fazılın, Erdem Beyazıt’ın, Rasim Özdenören’nin, Cahit Zarifoğlu’nun, Abdurrahim Karakoç’un, Âşık Mahsuni Şerif’in, Hayati Vasfi’nin ve bilumum “ede”lerin memleketinde; şiir harmanlandı serapa.

       Ahır Dağı’nın eteklerinden pervazlanan turnalar, şiir taşıdı kanatlarında gökyüzüne; şiirle katar tuttular iştaha ile…

       Şiir trenleri kalktı Anadolu’dan Maraş’a. Şiir sirenleri çaldı etkinlik süresince. Şairler küme küme yığıldılar istasyonlara. Birbirlerine bakışık taltifler, temenniler, elense çekmeler ve de dostluk ifadeleri… Şavkıyan şiirdi gönüllerde. Başköşeye bağdaş kurup oturan ağır tanrı misafiri şiirdi.

       Her şey muntazamdı mübalağasız.

       İşi üstlenenler, elini değil yüreğini koymaktaydı ortaya. Otomata bağlanmıştı günün gelişmeleri. Cep telefonlarına programın akışına yönelik anlık SMS yoluyla bilgi aktarılıyordu. Belediyenin personelleri, araç gereçleri, şairlerin emrine amâdeydi. Kahramanmaraş’ta münferiden özel işi olanlar, özel ziyaret gerçekleştirenler; arabalarla dolaştırılıyor ve adrese paket teslimi yapılıyordu.

       Güzellikler manzumesine göre; şairlerin okullarda çat kapı şiir okumaları güzeldi.

       Ölen ve hâlen yaşayan bir takım fikir, sanat ve düşünce adamlarının adına açılışlar yapmak ve böylece onları yâd etmek güzeldi.

       Kahramanmaraş’a özgü tarihi birkaç konağın restoreyle şairlerin, yazarların sohbet ve dinlence mekânı şeklinde düşünülmesi güzeldi.

       Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde şiir faslından sonra, Bedirhan Gökçe’nin şiir dinletisi güzeldi.

       Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde, Sezai Karakoç sempozyumuyla yine şairlerin şiir faslı güzeldi.

       Ve son günün akşamına son gruptaki şairlerin tarihi Maraş kalesinde okudukları açık hava şiirleri güzeldi.

       Ya şairlerin geldikleri yerlere uğurlanmaları esnasında nezaketle ellerine tutuşturulan şoklanmış Maraş dondurması...

       Hülasa güzelinde en güzeli misafirlerini bir gölge gibi takibe alan Belediye Başkanı Mustafa Poyraz’ın ve bil cümle belediye personelinin gülen yüzü güzeldi…

       Yetmez mi bir şiir için?

       Bir kahvenin kırk yıl hatırı oluyor da, bir şiirin niçin hatırı olmasındı. Kanaat notum şudur Kahramanmaraş hakkında:

       Havasıyla, suyuyla, insanıyla insicamıyla…

       Tarihiyle, tabiatıyla, tekmil teferruatıyla…

       E n az dejenerasyona uğrayan…

       En fazla eksen kaymasına direnen…                                                                           

       Gerçekte kahramanlığı ziyadesiyle hak kazanan…

       Yaşanılası, yaslanılası, yorgunluk atılası,  bir yer bu diyar.

       Şahsım itibariyle memnuniyetimi tevcihen, teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum buradan.

       Barış güvercinlerinin tül kanatlarında…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri