Sağlıkta Kökten Çözüm Olmuyor

.

Son günlerde bana da sıkça sorulmaya başlayan bir soru var. Hocam aşırı kilolarımdan ameliyat olarak kurtulabilirmişim. Siz de dersini­z? Evet ben ne demeliyim sorusunu bu makalemde sizlerle irdelemek istiyorum. Kulağa hoş gelen bir teklif aslında. Ye iç ve zayıflamak için arada bir bıçak altına yat.

  Kazın ayağı hiçte böyle değil .  Kilolarından kurtulmak için  ameliyatı olmuş  kişilerin sağlık problemleri ile sık karşılaşan bir hekimim. Psikolojik ,organik ve fiziksel bir çok sorun var maalesef.

  Kilo problemi olan büyük bir kısım ise  , çareyi az yemekte bulduğunu ve  rahatladığını itiraf ediyor. Fıtrata uygun olanı tercih ederek doğrusunu yapmanın huzuru içinde yaşamını sürdürüyor.

  Etik olan , ameliyat öncesi doğru bilgilendirmeler  yaparak karşılaşılabilecek sorunları enine boyuna izah edilmeli diye düşünüyorum. Bunu yapmanın belki de en basit yolu yeme bilincini oluşturmak. Kişiye göre diyet programları ile çözüm üretmek olsa gerek.

   Şöyle kendimize bir soralım mı? Bizler emanet olarak verilen ve korumamızın elzem olduğu doku ve organlarımızı hücrelerimizi koruyup kollayabiliyor muyuz? Aldığımız her nefesin sayılı olduğunu bilerek mi alıyoruz? Yoksa sağlık nimetini kaybettikten sonra mı aklımız başımıza geliyor? 

   Yediklerimizde çevresel faktörlerin büyük rolünü unutmayalım. Çoğunlukla aç olduğumuz için değil, sosyal çevrenin akıl almaz tuzakları nefsimizi azdırarak bizi bir yeme canavarı haline getiriyor. Yoğun ve stresli geçen bir günün akşamında oturduğumuz sofrada bulduğumuzu mide torbasına gönderiyorsak vay halimize. Aldığımız her fazla lokma yağ hücrelerini biraz daha şişirecektir. Biriken yağlar erkeklerde göbek hanımlarda basenlerde kendine bir yer bularak yaşam sağlığımızı da olumsuz etkilemeye başlayacaktır. Bu yağları aldırmak yada mide torbamızı küçültmek gibi çare ve çözüm yolları akla uygun gibi  gelse de  fıtratımıza hiç uygun değil.

   Ameliyatla zayıflama çabaları fıtratımıza uygun olmadığı için er yada geç bize tahmin edemeyeceğimiz bedeller ödetebilmekte. Fazla kilolarımızı umursamamak ise bizi ismini dahi bilmediğimiz bir çok hastalıkla burun buruna getirebiliyor.

Geçtiğimiz yüzyılda yaşamış atalarımız ismini dahi duymadıkları bir çok hastalık günümüz insanının adeta kaderi olmuş gibi . Hipertansiyon ,diyabet, kolesterol, uyku düzensizliği, depresyon, sıkıntı, gerilim panik atak metabolik sendrom ve daha bir çok hatalık. Sayısı daha da artırılabilecek ruhi hastalıklardan, kalp damar hastalıklarına, beyin felcinden gut hastalığına  kadar, bir çok organik hastalığın sebebi  olarak karşımıza çıkan ilk şey maalesef ölçüsüz yediklerimiz içtiklerimiz.

 Sizlere kısa ve öz aktaracaklarımın bir çoğu Tıbbı Nebevi’de de olan ve evrensel bilimin de tavsiye ettiği gerçekler. “Acıkmadıkça sofraya oturmamak. Doymadan sofradan kalkmak” hepimize tanıdık gelen çok önemli iki düstur. Bu hadisi şerifi bütün içtenliği ile uygulayabilen bir insana sağlıklı yaşama garantisi vermek bile mümkün.

   Yeme canavarı olmadan ölçüyü kaçırmadan ve sayıları milyarlarla ifade edilen aç insanların haklarına tecavüz etmeden beslenmek mümkün. Amerika kıtası obezite ile mücadele ederken Afrika kıtası açlıkla mücadele ediyor. Bu gerçeğe duyarsız kalmamak bile bizim aklımızı başımıza getirebilir.

Yol yakınken kontrol elimizde iken ağzımızdan girenleri sansürleyelim derim .Yoksa ameliyatla zayıfladıktan sonra bir ömür ağzınızdan girenleri sansürlemek zorunda kalabilirsiniz .Bunu akıl edebilmek için fıtratınıza uygun olmayan zor ve geri dönüşü olmayan bir yolu tercih etmek durumundaysanız lütfen bir  kez daha düşünün derim. Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri