PADİŞAHLIK İSTEMİYORUZ

.


12 Eylül halk oylamasıyla yüce Türk Milleti devlet yönetiminde yeni bir tercih yaptı. Bu yeni tercihin adı daha çok demokrasi demektir.

Bilindiği gibi ülkemizde ki devlet yönetimindeki bu güne kadar ki olan anlayışa baktığımızda; Kutsal Devlet profili öne çıkıyordu.

Biz buna Milletin Devlet için var olduğu anlayış olarak bakıyoruz.

Şimdi ise Devletin millet için var olduğu bir anlayışa doğru gidişatı görüyoruz.

Yani bundan sonra Anayasa ve kanunlar hazırlanırken Devlet odaklı olmayıp birey odaklı olacaktır.

Bu anlayışın yaygınlaşması, toplumda kabul edilmeye başlanılması ülkemizde birçok alanda da değişikliklerin yapılmasına da zemin hazırlayacaktır.

Açık ifade etmek gerekirse; eskiden bir padişah olurdu. Şimdi o kadar çok padişahlık müessesesi var ki.

Kamunun her alanında alabildiğince geniş bir dokunulmazlık zırhı vardır.

Bu zırhların öncelikle kaldırılması gerekiyor.

Kamudaki bu kamusal zırh millet ile devlet arasında gözle görülmeyen ama var olan bir savaşı da sürekli tetiklemektedir.

Ülkemizde Devlet vatandaşına güvenmiyor, vatandaş da devlete. Bu ifadeyi hayatın her alanında bulmamız mümkündür.

Vatandaş vergi vermemek için her türlü hileye başvuruyor. Oysa batı ülkelerinde olduğu gibi şeffaf bir maliye politikası takip edilse, vatandaş her harcadığını vergiden düşebilme imkanına sahip olsa, vatandaş neden vergi kaçırmak için türlü türlü hilelere baş vursun ki?

Önümüzdeki süreçte olmazsa olmaz birçok anayasal ve yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Öncelikle terör belasından kurtulmak için güvenlik odaklı politikaların tek başına bir şey ifade etmediği artık anlaşılmıştır.

Ülkemizde normalleşme olabilmesi için her görüş ve düşüncenin serbest olabileceği bir yasal düzenlemeye de ihtiyaç vardır.

Öncelikle seçim ve siyasi partiler yasası değiştirilmelidir. Seçim barajı batılı ülkelerde olduğu gibi % 5’e çekilmelidir.

Yapılacak yeni düzenleme ile partilerin seçim ittifaklarına zemin hazırlanmalı, seçim ittifakı yapan siyasi partiler kendi amblemleri ile seçime girebilmelidir. Batıda bu örnekleri görebilmekteyiz.

Açık ifade etmemiz gerekirse Türkiye’de ki siyasi partiler ve seçim sistemi PADİŞAHLIK gibi bir şeydir.

Eğer ülkemizde demokrasinin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi gerekiyorsa hiç vakit geçirilmeden seçim ve siyasi partiler yasası ile ilgili düzenlemeler yapılmalı ve bu yeni düzenlemeler 2011 seçimlerinde de hayata geçirilmelidir.

Bunları yapmayan, bunlardan kaçan siyasi parti liderlerinin demokrasi havarisi kesilmesi hiç de inandırıcı değildir.

Parti içi demokrasinin yaşanmadığı siyasi partiler, demokrasinin gelişmesi adına da söz söyleme hakkına da sahip değillerdir.

Ülkemizde milleti cahil, aptal, bilgisiz gibi görme hakkını kendinde gören anlayışın yavaş yavaş iflas etmeye başladığını görüyoruz.

Bu değişimi hızlandırmak ve demokrasiyi bütün kurumlarıyla yerleştirebilmek siyasilerin görevidir.

Siyasiler öncelikle kendi alanlarında demokratik anlayışı tesis ettiremedikleri sürece de ülkemizde kamplaşma artacak ve ileri gidelim diye çırpınırken daha da gerilere gitme riskimiz vardır.

Bunu da lütfen unutmayalım!...

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri