Katil İsrail ve işbirlikçisi ABD ile Ortadoğu yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Hiçbir hukukun olmadığı, güçlünün borusunun çaldığı bir döneme girdik. Uluslararası hukuk maalesef insanları bir avutmandan ibaretmiş. Amerika haydutluğunu bir kez daha dünyaya göstermektedir.
Katil siyonist Netanyahu’nun, Trump’u Epstein dosyaları ile etkisi altına aldığı bilinmektedir. Katil siyonist İsrail tarafından arz-ımev’ud hayali ile önce Gazze katliamıyla beraber İbrahim Anlaşmaları ve BOP planıyla esir alınan körfez ülkeleri pasifize edilmişler ve rakip düşman olarak görülen İran hedef seçilmiştir. Yine BOP kapsamında Körfez ülkeleri ABD yanında yer almak durumunda kalmışlardır. İran ise Şia yayılmacı politikası ile ayrı düşmüştür. Böylece Şia-Sünni bölünmüşlüğü kullanılmıştır. Bölge dizaynı Gazze’den sonra Suriye operasyonu ile başlayacaktı, fakat bu planı Türkiye bozdu. Bu itibarla İran’a saldırı seçildi. Tabii siyonistlerin son saldırısı Türkiye olacaktı. İran bahanesiyle ekonomi olarak Çin’in büyümesi de önlenecek ve bir taşla birkaç kuş vurulacaktı. Diğer taraftan Hizbullah’ı bahane ederek ordusuz silahsız olan Lübnan ilhak edilebilecekti. En kısa zamanda İran havadan vurulacak, üst düzey suikastlar yapılacak, halk ayaklanacak ve rejim değişecek, petrol ele geçirilecek, İran bölünecekti. Bu süreçte lanetli İsrail kavmi, Siyonist akıl, kıyametin kopması için Evanjeliklerle işbirliği yapmaktadır. Gazze’de yapılan yıkım ve katliam diğer ülkelere de yapılmak isteniyor. Artık İsrail, İnsanlık için bir bela olduğunu öğreniyordu. Ülke yöneticilerini, önemli iş adamlarını, siyasetçilerini, ünlü kişileri çocuk pornoculuğuna ve vampir ilişkilere düşüren İsrail şantajla dünyaya meydan okumaktadır. Ancak Allah’ın da bir planı ve takdiri vardır.
İran füzelerle İsrail’i vurmaya başlayınca savaşın şekli değişmeye başladı. Katil İsrail beklenmediği yerden vurulmaya başlandı. Ayrıca İran’ın körfez ülkelere saldırı yapması ABD’yi şaşırttı. Sözde İran’ın Körfez ülkelerine saldırabileceği hakkında Trump’a bilgi verilmemiş olduğu basına yansıdı. Yine İran Hürmüz boğazını kapatma kozunu kullanması ABD-İsrail’i zor durumda bıraktı. Dünya petrol sıkıntısı çekmeye başladı. 4 günde bitirecekleri savaş bir ayı doldurmak üzere. ABD savaş gemilerinin İran tarafından vurulması, savaş uçaklarını vurulması Amerika’nın prestijini çizdirdi. İran halkı aksine rejime ayaklanmamış daha çok devletine destek vermiştir. Bir taraftan İslam ülkeleri İran karşısında ABD ile ortak hareket etmeye evriliyor. NATO üsleri bulunduğu ülkeyi koruması gerekirken İran tarafından vurularak yok ediliyor. ABD sonuç almak için kara harekatı yapmaya hazırlanıyor. Ancak kara harekatı her zaman zordur. İran kara harekatına karşılık verecektir. Belki İran, ABD için bir Viietnam ya da Afganistan olabilir. İran’ın bu kadar etkili füzeleri vardı da niçin katil İsrail’i daha önce vurmadı? Sünnilere mezalim yaptı? Yine İran, Çin’den ve Rusya’dan gereken yardım alamadıklarını izhar ettiler. Acaba İran satıldı mı? İddiası gündeme geldi. Zaman bizlere garip şeyleri gösteriyor. Sünni-Şia gerginliği bir tarafa konularak İsrail’e atılan her füze Müslümanları sevindirmektedir.
Diğer taraftan İsrail’in tüm körfez ülkelerine saldırmasına gerek kalmadan İran tarafından Körfez ülkeleri saldırıya uğramış ve savaş yayılmaya başlamıştır. katil İsrail avuç oğuşturarak İslam ülkelerinin birbirleriyle savaşmalarını beklemektedir. İran’ın körfez ülkelerine taşkın saldırıları tepki çekmektedir. Eğer körfez ülkeleri Türkiye’nin yanında birleşmezse sırayla katil İsrail körfez ülkelerine saldıracak. İslam ülkelerini ne ABD ne de başka ülke koruyabilir. Aslında birkaç İslam ülkesi birleşip petrolü silah olarak kullansalar İsrail ve ABD perişan olurlar. Zira Avrupa da her zaman körfez ülkelerinin petrolüne muhtaçtır. Görüldüğü üzere petrol fiyatları arttı ve dünya krize girmeye başladı. Bu kriz İran’ın lehine gözükmektedir. Bakalım savaş yakında biter mi yoksa uzar mı? Ancak şu bir gerçektir; nefret edilen ülke İsrail olmuştur, Amerika ise güvenini kaybetmiştir.
Ülkemiz etrafında savaşlar, bombalar uçuşurken ülkemizin güvenli bir liman olması takdire şayandır. Diplomasi mekiği ile milli silahlarla ülkemiz dünyada saygınlığını korumaktadır. Gelecek Türkiye’nin önderliğine muhtaç olacaktır.