Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun…

Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun…

Değerli kardeşlerim,

Hepinizin bildiği üzere 24 Ağustos’ta Sevgili Peygamberimizin dünyaya gelişini Mevlid Kandili olarak kutlamaktayız.

O, karanlıkları aydınlatan en güzel insan…
O, Cahiliye döneminde insanlara yol gösteren nur…
O, “ben” demeyen, “ümmetim” diyen son Peygamber…
O, emanete sadık bir insan…
O, her an ümmetinin kurtuluşu için Rabbine yalvaran Peygamber…
O, insanlığın kurtuluşu için gönderilen son Peygamber…

Hz. Muhammed (s.a.v), 571 yılında Rebîülevvel ayının 12’nci gecesinde dünyaya teşrif etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de bu kutlu doğum ve Peygamber Efendimizin insanlık için taşıdığı değer şu şekilde ifade edilmektedir:

“Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya 107)

Ey Peygamber! Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle O’na çağıran bir davetçi ve etrafını aydınlatan nurlu bir kandil olarak gönderdik (Ahzab, 33/45-46)

(Resûlüm! ) De ki: Eğer
Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı
bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (Al-i İmran, 3/31)

Nitekim kendi içinizden size
âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti
talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik. (Bakara, 2/151)

“Hâlbuki sen onların içinde
iken Allah, onlara azap edecek değildir. Ve onlar mağfiret dilerlerken de Allah
onlara azap edici değildir.” (Enfal, 8/33)

Allah'a ve Resûl'üne itaat
edin ki rahmete kavuşturulasınız. (Al-i İmran, 3/132)

“Bunlar, Allah'ın (koyduğu)
sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden
ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar, işte büyük
kurtuluş budur. Kim Allah'a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını
aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir
azap vardır.” (Nisa, 4/13-14)

“Ey iman edenler! Allah'ın
ve Resulünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir,
bilendir. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne
yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle
bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.” (Hucurat,
49/1-2)

“Allah ve Resûlüne itaat
edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider.
Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 8/46)

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kuran’a) sımsıkı
sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani
sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte
O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.” (Al-i İmran, 3/103)

“De ki: “Eğer babalarınız,
oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada
uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan,
peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri
gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez.”

Bu ayet-i kerimelerden Sevgili Peygamberimizin ne kadar önemli ve büyük bir görev yerine getirdiğini açıkça anlamaktayız. Eğer Yüce Allah’ın sevgisini kazanmak istiyorsak Hz. Muhammed’e (s.a.v.) uyma ve onun izinden gitmek zorundayız.

Hz. Peygamberi sevmek, imanın temel şartlarından biridir. Çünkü Yüce Allah, O’nu bizzat seçmiş ve uyarıcı olarak göndermiştir. Kur’an’daki ifadelerle O, en üstün ahlak sahibidir. Çevresine ışık saçan yüce bir kandildir. Kendisine uyanları daima en doğru yola yöneltir. Bütün insanlığa rahmet olarak gönderilmiştir.

Bu sebeple O, bütün insanlık ve özellikle Allah’a ve ahiret gününe iman edenler için en güzel örnektir.

Şimdi;

Zaman Kendi içimizden bizlere gönderilen, bizleri kötülüklerden temizleyen, bilmediklerimizi bize öğreten ve bildiklerimizi en güzel şekilde anlamlandıran Peygamberimize uyma zamanıdır.

Bugün, O Nur’u (s.a.v.) hayatımızın merkezine alma zamanıdır. Peygamber Efendimizin bizimle beraber olması, onun sünnetini hayatımıza uygulamamızla mümkündür. Bugün O’nun (s.a.v.) sünnetine uymakla O’ndan (s.a.v.) faydalanmış ve böylece Allah’ın dünya ve ahiret azabından korunmuş olacağız.

Değerli kardeşlerim, Peygamber (SAV) şöyle buyurmaktadır:

“Sizden
biriniz beni annesinden-babasından, çoluk-çocuğunuzdan ve bütün insanlardan
daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz.” (Buhari, Sahih, İman, 2/8)

Sevgili Peygamberimizi büyük bir sevgiyle sevmeli ve O’nu hayatımızın merkezine koymalıyız. O’nu sevmenin, onun sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılmaktan geçtiğini de unutmamalıyız.

“Peygamber sallallahu aleyhi
ve sellem şöyle buyurdu: Kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur. Beni
seven de cennette benimle beraber olur.” (Tirmizi, Sünen, İlim, 39/16 (V;46)

Şu soruları nefsimize soralım:

Âlemlere rahmet olarak gönderilen, bizlere bir nur olarak verilen ve kendisine uyduğumuzda Rabbimizin sevgisine kavuşacağımız Peygamberimizi kendimize ne kadar yakın hissediyoruz?

Menfaatlerimizle dinimizin hükümleri karşı karşıya geldiğinde, menfaatlerimizle Peygamber Efendimizin (s.a.v.) getirdiği ölçülerle mi hareket ediyoruz? Önceliğimiz Menfaatlerimiz mi, dinimizi mi?

Faiz haramdır. Bunu bildiğimiz hâlde ticaretimizde Faizi Terk Ediyor muyuz, istediğimiz evi ya da arabayı almak için faize yöneliyor muyuz? Yoksa “Faiz haramdır.” Diyerek Haramdan Kaçınıyor muyuz?

Zina haramdır. Alkol haramdır. Kumar haramdır. Yalan haramdır. Haramlar bellidir ve hepimiz tarafından bilinmektedir. Şimdi çıkarlarımıza uygun geliyor diye harama mı yöneleceğiz? Yoksa “Rabbim ve Peygamberim benden razı olmazsa dünyanın bütün serveti benim olsa ne fayda eder?” mi diyeceğiz?

Bugün bir Hz. Ömer de biz olabilir miyiz?

Nitekim Hz. Ömer:

-“Ey Allah'ın Rasûlü! Ben sizi
canımdan başka her şeyden daha çok severim" dedi.

Peygamberimiz:

-“Ey Ömer, canımı kudret elinde
tutan Allah'a yemin ederim ki, beni canından daha çok sevmedikçe olgun mü'min
olamazsın.” buyurdu. Peygamberimizi dikkatle dinleyen Hz.Ömer:

-“Ey Allah'ın Resûlü, vallahi
ben şimdi sizi canımdan da daha çok seviyorum” deyince

Peygamberimiz:

-“İşte Ya Ömer, şimdi olgun
mü'min oldun” buyurdular.

Değerli kardeşlerim,

Sevgili Peygamberimizi en doğru şekilde anlamalı, onun öğrettiklerini hayatımıza en güzel biçimde uygulamalı ve sünnetine sımsıkı sarılmalıyız.

Doğduğunda secdeye kapanıp “ümmeti, ümmeti” diyerek Rabbimize yalvaran Sevgili Peygamberimizin ümmeti olarak bizler de o mübarek Peygambere layık olmaya çalışmalıyız.

Esselatü
VesselamüAleyke Ya RASULALLAH ..

Esselatüvesselamüaleyke ya HABİBALLAH

Esselatüvesselamüaleyke ya Seyyidel evveline
vel'ahirin,Veselamün alel mürselin.

Değerli kardeşlerim,

Bizler Sevgili Peygamberimizin sünnetini her geçen gün daha iyi anlıyoruz. O’nun hadislerinin ne kadar evrensel olduğunu ve günümüze nasıl ışık tuttuğunu her geçen gün daha iyi kavrıyoruz.

Bizleri bu kadar çok seven bir Peygamberin ümmetiyiz. Bizlerin de O’nun sünnetine sımsıkı sarılması gerekir.

Rabbim bizlere Peygamber Efendimizin sünnetine sımsıkı sarılmayı nasip etsin. Rabbim bizleri kıyamet gününde Sevgili Peygamberimizin şefaatine nail eylesin. Rabbim bizleri kendisine layık kul, Peygamberimize layık ümmet eylesin.

ÂMİN.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri