Milliyetçilik akımının Fransız İhtilali'yle başladığı; bu milliyetçilik akımına ise, Osmanlı İmparatorluğu'nun uyum sağlayamadığı iddiasında bulunan Kahramanmaraş Balkan Türkleri Temsilcisi Selçuk Kurtsatar, Fransız İhtilali’nden sonra, Osmanlı İmparatorluğu, Türk milliyetçiliği yapmış olsaydı, durumun daha farklı gerçekleşmiş olabileceğini iddia eder.
Öyle ki; Osmanlı İmparatorluğu, tebaası olan Sırp, Bulgar ve Yunan benzeri uluslara zamanında müdahale edememiştir.
Bu durumdan yakınan Selçuk Kurtsatar, devletin temelini oluşturan Türk milletine gerekli özen ve özveri gösterilememesinden dolayı, Batı Trakya'da insanlık dışı katliamların yaşandığına ilişkin iddiada bulunur.
Muhalefet Değil Üzüntü
"Bu katliamların yaşanılacağı öngörülseydi ve gerekli önlemler alınsaydı, böylesine büyük acılar yaşanmazdı” açıklamasında bulunan Selçuk Kurtsatar, bu sözlerinin Osmanlı İmparatorluğu'na muhalif olarak sarf edilen sözler olmadığını; tam tersine, büyük bir üzüntüyle söylenilen sözler olduğunu ifade eder.
Batı Trakya'yı fethetmek için verilen şehitlerin ve onca emeğin heba olduğundan yakınan Selçuk Kurtsatar, Balkanlar'da gerekli önlemler zamanında alınmış olsaydı, Avrupa ülkelerinin bize bu acıları yaşatamayacak olduklarını iddia eder.
"Balkanlar'daki o günkü azınlıkların entrikalarını önceden göremedik ama bunun şimdi farkına varıyoruz. Zira, tüm o azınlıklar dost gibi görünen içimizdeki hainlerdi." ifadesinde bulunan Selçuk Kurtsatar, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'a adaleti, insanca yaşamayı ve hoşgörüyü getirdiğini; Osmanlı İmparatorluğu'nun bu özverisinin ise, Batı Trakya'daki azınlıklara fazla geldiğini, bu özveriyi idrak edemediklerini iddia eder.
Selçuk Kurtsatar, bu sözlerini destekler nitelikte, Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı Trakya'dan çekilmesinden hemen sonra, Balkanlar'a huzurun ve mutluluğun asla gelmediğine ve bunun böyle devam ettiğine yönelik iddiada bulunur:
"Tüm o azınlıklar yaptıkları zulümlerin cezasını çekmektedirler. İki yakaları bir araya gelmiyor ve gelmeyecek."
Avrupa ülkeleriyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında sıkışıp kalan Balkan ülkelerinin mutluluğu bir türlü bulamadıkları ifadesinde bulunan Selçuk Kurtsatar, günümüzde Balkan coğrafyasının paramparça olduğu iddiasını şu sözleriyle açıklar:
"Bulgaristan ne kadar seçim yapsa da huzuru ve başarıyı bulamıyor. Kosova hakeza. Bosna-Hersek de aynı şekilde. Yunanistan da hiçbir şekilde mutlu olamıyor. Kendileri de bunun pekâlâ farkındalar ama içlerindeki kibir bunu itiraf etmelerine engel oluyor."
Selçuk Kurtsatar, sözlerini tamamlamak üzere, şu çarpıcı iddiada bulunur: "Kibirlerinden azıcık ödün verseler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Batı Trakya'ya gidip Balkanlar'ı yönetmesini istediklerini ve böylelikle, huzura ermeyi çok istediklerini düşünmekteyim."
Sefarad Göçü
1490'lı yıllarda, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Sefarad Göçü'nün gerçekleştiği bilgisini benimle paylaşan Selçuk Kurtsatar, Balkanlar'daki en büyük Yahudi nüfusunun 1492 yılında İspanya'dan; 1497 yılında ise, Portekiz'den sürüldüklerini; Sefarad Yahudileri'nin Sultan II. Bayezid'in davetiyle, Osmanlı topraklarına davet edildiklerini aktarır.
Büyük Yahudi Merkezleri
Selçuk Kurtsatar, Edirne'nin, Selanik'in ve Sofya'nın büyük Yahudi merkezlerine dönüştüğünü açıklar.
Eşkenaz Yahudileri
Selçuk Kurtsatar ayrıca, daha eski zamanda, 15 - 19. yüzyıllar arasında, 1470'li yıllarda, Fatih Sultan Mehmed zamanında, Almanya'dan sürülen Eşkenaz Yahudileri'nin de Balkanlar'a, özellikle de Selanik'e yerleştirildikleri bilgisini benimle paylaşır.