Kışkırtma

.

Kahramanmaraş’ımızda halen var olan güzel hasletlerden biriside arkadaşlıkların ve dostlukların devam ettirilmesidir. Asker arkadaşları, üniversite arkadaşları, umre ve hac arkadaşları haftada bir olsun buluşur ve anılarını tazelerler. Birkaç yıldır dershane müdürlerimizde bu güzel geleneği yaşatmaya çalışıyorlar. Dershane müdürlerimiz cuma namazı sonrası birlikte yemek yiyip sohbet ediyorlar. İkramları her hafta başka bir kişi üstleniyor ve başka bir mekânda ağırlıyor dostlarını. Elbette yemek bahane, bu birliktelikler sayesinde dostluklar daha da kuvvetleniyor daha da perçinleşiyor…

      Geçtiğimiz cumanın ikram sahibi ilimizin tanınmış simalarından Abdulhakim Eren’di. Beyefendiyi Kahramanmaraş’ta yediden yetmişe herkes tanıyor. Kendisini il dışındaki ve yurt dışındaki okuyucularımız için kısaca tanıtacağım. “Kahramanmaraş Milli Eğitim Şube Müdürlüğünden emekli olduktan sonra, Azerbaycan Bulvarı, Borsa Caddesi. No:17 /A Buket Apartmanı altı. Adresinde ‘Yapı Pvc İnşaat Çelik Kapı Cam Sanayi ve Ticaret Ltd.’ unvanlı şirketiyle ticarete başlayan Sayın Eren,  başarılı bir iş adamı olmanın yanı sıra Kahramanmaraş’taki her türlü toplum hizmetinin ve sosyal ve kültürel etkinliklerin içinde yer alan birisidir. Halen ‘Kahramanmaraş Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı’ görevini de başarıyla yürütmektedir.”

       Mükemmel hazırlanmış olan yemekleri afiyetle yedik. Amma velâkin kafamızda bazı sorular oluştu. Bildiğimiz kadarıyla dershanecilikle bir alakası olmayan Sayın Eren’in durup dururken, “bayram değil seyran değilken” dershanecilere bu yemeği niçin verdiği gibi. Aramızda bulunan ve Sayın Eren’i tanımayan genç dershane müdürlerimizin sorduğu,‘Sayın Erenin siyasi bir düşüncesi mi var ki bizlere yemek yedirdi?’ tarzındaki sorulara bizde cevap veremedik. Anlamadığımız bir diğer husus, böyle bir düşüncesi varsa, sevineceğimizi ve destekleyeceğimizi bilmesine rağmen yemekte bunu bizlerle niçin paylaşmadı? Saygıdeğer Hocama Allah için yakışır. Başarılı bir bürokrat, başarılı bir iş adamı ve başarılı bir Sivil Toplum Önderi… Niçin Milletvekili olmasın?

      Kişileri yüreklendirmek ve KIŞKIRTMAK dostlarına düşermiş. Yapmaya çalıştığımız bu!

 

MISIR PATLAMASIN

 

        Anlaşılan o ki, Amerika ve Batılı Müttefikleri hiçbir zaman İslam coğrafyasındaki devletleri kendi hallerine bırakmayacak. Demokrasi getirme bahanesiyle 20 Mart 2003 tarihinde Irak savaşını başlatıp bu güzel İslam coğrafyasını yakıp, yıkıp, kana bulayan canavarlar, şimdi de Tunus, Mısır ve diğer İslam başkentlerini yakacaklar. Anlaşılan 30 yıldır kendileri adına bu topraklardaki Müslümanları zulümle idare eden kuklalardan sıkılmışlar. Kendi kardeşlerine ihanet eden bu hainlerin yerine yenilerini getirmek istedikleri aşikâr. İnşallah arzularına ulaşamazlar, başarılı olamazlar inşallah... Kardeş Tunus ve Mısır halkı, devletlerini idare eden bu hainlerden kurtulmak için çıktıkları yolda başka hainlerin rotasına girmezler inşallah. Özlenen demokratik idarelere ve demokrasiyi özümsemiş idarecilere kavuşmaları en büyük dileğimiz.

        Dünyanın en eski uygarlıklarından biri olan Mısır toprakları, Yavuz Sultan Selim zamanında (1517) Osmanlı Devletinin hâkimiyetine girdi. Böylece din birlikteliği olan Türkler ile Mısırlılar arasında idari, askeri hatta mali birliktelik başladı. Yüz yıllarca süren bu birlikteliğin etkisiyle dil, din, kültür, sanat ve sosyal hayat gibi çok farklı alanlarda etkileşim ortaya çıktı. Halep, Şam, Kudüs, Beyrut, Bağdat, Tahran, Amman, Kahire, Medine, Mekke ve diğer İslam şehirlerin de yaşayan insanlarla Anadolu da yaşayan Türkler kardeş oldu. gerek aynı dine inanmamız gerekse çok uzun yıllar idaremiz altında yaşamaları sonucu oluşan ortak tarih bizleri kardeş yapmıştır. Kısacası tüm İslam coğrafyasında yaşayan Müslüman halk din kardeşliğinin yanı sıra bizim duygu ve düşünce kardeşlerimizdir.

 

       Halep, Şam, Kudüs, Beyrut, Bağdat, Tahran, Amman, Kahire, Medine, Mekke ve diğer İslam beldelerinde kıvılcım çıksa bizim ciğerimiz yanar. Oralardaki kardeşlerimizin parmağına diken batsa, bizim etlerimiz çekilir. Cenabı hak yar ve yardımcıları olsun. “Mısır Patlamasın İnşallah.”  Başlarındaki batı emperyalizmine uşaklık yapan Zeynel Abidin Bin Ali’lerden, Hüsnü Mübareklerden, Kral Abdullahlardan ve adı herkesçe malum olan diğer hainlerden tez vakitte kurtulsunlar inşallah.

        Yazımızı 1800’lü yılların sonunda Osmanlıya başkaldıran Vehhabilerin üzerine yollanan Mehmet Ali Paşa’nın kahramanlıklarını anlatan Âşık Esrari’nin ‘Baki Dua’ isimli destanından bir bölümle bitirelim; 

         “Mehmet Paşam der ki açıldı nusret

         Vurun gazilerim vermeyin fırsat

         Adımızı duysun ol sahip devlet

         Sultan Mahmut gibi adil hanım var.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri