Kars’ın Sessiz İnsanları: Malakanlar

Kars’ın Sessiz İnsanları: Malakanlar

Anadolu’nun tarihi, çoğu zaman sessiz ama derin izler bırakan toplulukların hikâyeleriyle şekillenmiştir. Malakanlar da bu toprakların kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan, ancak zamanla unutulmaya yüz tutmuş topluluklardan biridir. Gösterişten uzak yaşam tarzları, üretime verdikleri önem ve disiplinli toplumsal yapılarıyla özellikle Doğu Anadolu’da dikkat çekici bir iz bırakmışlardır.Bugün Kars’ın eski yerleşim bölgelerinde görülen ahşap evler, geniş avlular ve düzenli köy planları, bir dönem burada yaşayan Malakanların yaşam anlayışını yansıtır. Doğup büyüdüğüm Serhat Şehri Kars’ta Malakanlarla komşu, arkadaş ve dost olma şansını yakalayan biri olarak siyasi güç ya da ekonomik ayrıcalık peşinde koşmayan bu topluluk, çalışkanlığı ve üretkenliğiyle bölgenin sosyal ve ekonomik hayatına önemli katkılar sağlamıştır.Bir zamanlar sarı saçları, mavi gözleriyle, memleketim Kars'ı vatan olarak benimseyen Malakanlarşehrimizin kadim bir topluluğu olarak gönüllerimize taht kurdular.Malakanlar, Çarlık Rusya’nın Hıristiyanlığı kabul etmesiyle oluşan Kilisenin baskı ve zulmüne karşı çıkmışlardır. Malakanlar Kilise öğretilerine karşı Hıristiyanlığın bozulmamış özelliklerine dayalı Malakanizm inancını ortaya çıkarmışlardır. Malakanizm, Malakanlar’ın inançlarını ve toplumsal normlarını belirleyen, temeli Tevrat ve İncil’e dayalı bir inanç sistemidir. Malakan ismi bir ırk değil muhalif hareketin genel ismi olarak anılmıştır. Menşei olarak Slav olan bu topluluk Kilise’nin tüm baskısına direnmesi neticesinde sürgün edilmişlerdir.Malakan Sürgünü, birçok kez Çarlık Rusya sınırlarının en ücra köşelerine olmuştur. Bu sürgün kimi zaman oluşan baskıdan kurtulmak için zorunlu bir seçenek olsa da genellikle Çarlık Rusya’nın bir politikası olarak uygulanmıştı. Malakanlar bu sürgünlerle Doğu Sibirya ve Güney Kafkasya sınırlarına yerleştirilmişlerdi. Çarlık Rusya, Malakanlar’ı ve onlara benzer muhalif toplulukları sürgün ederek hem merkezden uzak tutmayı ve hem de savaşlar sonrasında boşalan köylerin tekrar imarını ve bu bölgelerde Rus varlığının güçlenmesini amaçlamıştır. Çarlık Rusya’da 20 Ekim 1830 tarihli kararla; Malakanlar’ın Kafkasya’ya doğru sürgünü başlamıştı. Kafkasya’ya göç ettirilen Malakanlar Türkiye ve İran sınırındaki Tiflis, Erivan, Gence (Elizavetopol) ve Şamahı (Bakü) vilayetlerindeki topraklara yerleştirilmiştir. Bu dönemdeMalakanlar’ın sayıları konusunda kesin bir istatistik bulunmasa da Rus Çarı I.Nikola’nın yönetiminin sonlarına doğru yapılan sayımlarda bir milyondan az olmadıkları belirtilmektedir. Malakanlar dünya toplumları arasında en fazla sürgün edilmiş topluluklardan birisidir. Kiliseye başkaldırmalarıyla başlayan bu süreç günümüze kadar devam etmiştir. Günümüzde Rusya başta olmak üzere Amerika, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Türkiye ve Avustralya gibi birçok ülkede yaşamaktadırlar. Malakanlar’ın bir kısmı 1877-1878 Osmanlı Rus savaşı (93 Harbi) sonunda, Kars ve çevresi Çarlık Rusya’nın hâkimiyetine girince Kafkaslardan Anadolu’ya göç etmişlerdir. Kars ve civarına yerleşen Malakanlar ile onlara benzer toplulukların, bölgenin Osmanlı Devleti’ne geçmesiyle bir kısmı göç etse de bölgede yaşamaya devam edenler de olmuştur. Bu süre zarfında Müslüman halkla ortak bir kültür oluşturan Malakanlar, bölgeye kazanımlar sağlamışlardır.[1]Malakanlar, köken olarak Rusya’dan gelen dini bir topluluktur. Çarlık Rusyası döneminde benimsedikleri farklı inanç anlayışı nedeniyle çeşitli baskılarla karşı karşıya kalmışlardır. Geleneksel dini ritüeller yerine daha sade ve bireysel bir inanç biçimini tercih etmeleri, onları diğer topluluklardan ayıran temel özelliklerden biri olmuştur. Bu sade yaşam anlayışı, gittikleri her coğrafyada onların kimliğinin önemli bir parçası hâline gelmiştir.Malakanlar yalnızca yeni bir coğrafyaya taşınmamış, aynı zamanda beraberlerinde güçlü bir üretim kültürü de getirmiştir.Tarım ve hayvancılık konusunda sahip oldukları bilgi birikimi, bölge ekonomisine önemli katkılar sağlamıştır. Modern hayvancılık yöntemleri uygulamaları, hijyen ve planlı çalışma konusundaki hassasiyetleri dikkat çekmiştir. Özellikle Kars’ın bugün Türkiye genelinde tanınan peynir ve süt ürünleri kültürünün gelişiminde Malakanların etkisi olduğu sıkça dile getirilmektedir.Bölge halkı tarafından kısa sürede saygı gören Malakanlar, barışçıl yaşam tarzlarıyla da öne çıkmıştır. Çatışmadan uzak duran, emeği ve dayanışmayı önceleyen yaşam anlayışları sayesinde çevre toplumlarla uyum içinde yaşamışlardır. İnanç farklılıklarına rağmen ortak yaşam kültürüne katkı sunabilmeleri, Anadolu’nun çok kültürlü yapısının önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.Bugün Türkiye’de Malakan nüfusu oldukça azalmış durumdadır. Zaman içerisinde bir kısmı Rusya’ya geri dönmüş, bir kısmı ise farklı ülkelere göç etmiştir. Ancak geride bıraktıkları kültürel miras, özellikle Kars ve çevresinde hâlâ hissedilmektedir.Malakanların hikâyesi, bir toplumun büyüklüğünün yalnızca nüfusuyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Bazen küçük topluluklar da yaşadıkları coğrafyanın kültürel ve ekonomik gelişiminde kalıcı etkiler bırakabilir.Anadolu’nun çok kültürlü geçmişi değerlendirildiğinde, Malakanların bıraktığı mirası hatırlamak büyük önem taşıyor. Çünkü bu toprakların gerçek zenginliği, farklı kültürlerin yüzyıllar boyunca bir arada yaşayabilmiş olmasında yatmaktadır.Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa anılarında, köylerine kadar giderek ziyaret ettiği Malakanlar için "Çalışkan, iyi ve Anadolu için faydalı insanlar. Ruslar zamanında bile askere gitmemişler. Kan dökmek en büyük günah imiş, harpte dahi olsa. Ben onları nakliyede kullanıyordum. Buna bile itiraz ediyorlardı" demiştir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri