Karkamış Olmadan Olmazdı

Karkamış Olmadan Olmazdı

Karkamış olmadan olmazdı. Gezim eksik kalırdı. Gidebildiğim kadar gezdim burayı.

Öyle ki; 28 – 30 Nisan tarihleri arasındaki Nizip gezim kapsamında, ayrıca Suriye sınırının sıfır noktasında yer alan Karkamış’ı ziyaret ettim.

Nitekim benim için bu tür yerler büyük değer taşır.

Eski Dünya’nın en verimli tarım arazilerinden biri olan Mezopotamya’nın kuzeybatısındaki Karkamış, Anadolu’yla Mısır arasındaki geçiş yolu üzerindedir.

Ayrıca, Antik Ticaret Yollarına yakınlığıyla, jeostratejik önem taşır.

Bereketli Hilal içerisinde yer alan Karkamış’ı günümüzde Türkiye’yle, hukuki olarak Suriye; fiili olarak Özgür Suriye Ordusu paylaşır.

Askeri Yasak Bölge

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra, büyük kısmı Türkiye topraklarında kalan Karkamış, askeri yasak bölge haline getirilir ve Suriye’yle olan kısmı 1956 yılında mayınlanır.

2009 yılına dek askeri yasak bölge olarak kalan Karkamış’ta, bu süre boyunca, hiçbir arkeolojik kazı gerçekleşmez.

2011 yılındaysa, Karkamış’taki mayınlar nihayet temizlenir.

Karkamış’ın yeniden kazılması ise, 2011 yılında mümkün olur.

Son kazı çalışmalarıysa, 2012 yılında gerçekleşir.

Kültürel Miras

Küresel Miraslar Fonu, Karkamış’ın Suriye topraklarında yer alan kısmını Kültürel Miras olarak belirler.

Ne var ki; tarım alanlarının antik kente doğru genişlemesiyle, bölge “risk altında” olarak sınıflandırılır.

Üç Milenyumu Aşkın Geçmiş

Karbon Testleri yapılır ve yapılan bu Karbon Testleri, bölgenin en az üç bin üç yüz elli yıllık bir yerleşim geçmişine sahip olduğunu ortaya koyar.

2015 yılındaki kazılarla, İç Kale’deki yerleşimin M.Ö. 6000’e dek uzandığı tespit edilir.

Aynı şekilde, Helenistik ve Roma döneminde de Karkamış jeostratejik önemini korur.

İç kentteki Roma usulü Sütunlu Cadde, Karkamış’ın bölgedeki önemli Roma kentlerinden biri olduğunu gösterir.

Karkamış’ın orijinal isminin Cerabis olduğu düşünülür. Dahası, Helenistik ve Roma zamanındaki ismi Europos’un da Cerabis isminden türediği farz edilir.

Bir diğer iddia ise, Karkamış isminin Sümer Mitolojisinin efsanevi kralı Gılgamış’tan türediği varsayımıdır.

Hammurabi Kanunları’nı kuran Babilliler ile Mısırlılar arasındaki Karkamış Muharebesi’nin yaşandığı bu bölgeden Kitab-ı Mukaddes’te de bahsedilir.

Karkamış Muharebesi

Karkamış Muharebesi, M.Ö. 605 civarında, Babil İmparatorluğu ile Mısır – Asur ittifakı arasında, günümüz Suriye sınırındaki Karkamış'ta gerçekleşen dönüm noktası niteliğinde bir savaştır.

Babil'in Kesin Zaferi

Karkamış Muharebesi, Mısır'ın Yakın Doğu'daki hâkimiyetini bitirir ve bölgede Babil İmparatorluğu’nun üstünlüğünü başlatır.

Bölgedeki güç dengesini değiştirerek, Babil'in Mısır sınırına kadar yayılmasını sağlayan bu savaş ayrıca, Yeni Asur İmparatorluğu'nun yıkılışının ardından Mezopotamya'da Babil'in en güçlü devlete dönüştüğü süreci de hızlandırır.

Karkamış hakkındaki en eski ve detaylı bilgilere M.Ö. 17. yüzyılın sonlarında rastlanılır.

Yeni Krallık Dönemi’nin son güçlü firavunu III. Ramses’in yazdırdığı Medinet Habu’daki yazıtlarda, Karkamış’ın denizci kavimlerin saldırıları sonucu yıkıldığı yazılıdır. Ne var ki; bu bilgi doğru değildir.

Hitit ve Asur İmparatorlukları zamanında önemli bir şehir olan Karkamış, en parlak zamanını Geç Hitit zamanında yaşar. Öyle ki; Geç Hitit şehir devletlerinin en güçlüsü Karkamış olur.

Geç Tunç Çağı’nda ise, Hitit İmparatorluğu’nun en önemli merkezlerinden biri olur. M.Ö. 11. yüzyılda ise, gücünün doruğuna ulaşır.

Hitit İmparatorluğu’nun Deniz Kavimleri’nin saldırısı altında kalarak yıkılınca bile, önemini yitirmez hatta bu kavimlerin saldırılarını püskürtür.

On Sekizinci Hanedan Firavunu II. Thutmose, Karkamış’ı Mısır hâkimiyeti altına alır ve bunu kutlamak için Karkamış’a bir stel yani dikilitaş diktirir.

Hitit Kültürü’nün etkisi altında kaldığı süre boyunca, Karkamış’ta ana ilah Tanrıça Kubaba olur.

Karkamış Kraliçesi olarak bilinen Sümer kökenli Tanrıça Kubaba’nın kültü diğer şehirlere de yayılır.

Kubaba’yı ayrıca, farklı kültürler de sahiplenir.

Özellikle Frigler tarafından sahiplenildikten sonra, Kubaba’nın ismi Kibele olarak değişir ve çok daha geniş bir alanda yayılım gösterir.

Kubaba zamanla Anadolu kökenli Ana Tanrıça Kibele adını alır ve tüm Anadolu'da saygı görür.

Karkamış Antik Kenti, 1699 yılında keşfedilir. Böylece, gün ışığına çıkar.

Karkamış Antik Kenti’nin kalıntıları ilk defa 1699 yılında bir İngiliz şirketinin Halep Temsilcisi Henry Maundrell tarafından fark edilir.

Vaiz ve seyyah Maundrell, Karkamış harabelerini keşfeder.

1876 yılındaysa, Britanya Müzesi tarafından görevlendirilen George Smith, kalıntıların Kitab-ı Mukaddes’te bahsedilen Karkamış’a ait olduğunu saptar.

George Smith, Gılgamış Destanı'nı (Büyük Tufan Tableti) ilk keşfeden ve tercüme eden İngiliz arkeolog ve çivi yazısı uzmanıdır.

Karkamış’taki ilk kazı çalışmaları 1878 – 1881 yılları arasında, Britanya İmparatorluğu Halep Konsolosu Patrick Henderson tarafından Britanya Müzesi adına yapılır.

İngiliz Konsolosu Henderson, Karkamış Antik Kenti'nde gerçekleştirdiği arkeolojik kazılarla bilinen tarihi bir figürdür.

Patrick Henderson, 1878 – 1881 yılları arasında, Britanya Müzesi adına, Karkamış’ta sondaj çalışmalarını yönetir. Böylece, Karkamış'ta daha önce 1874'te başka bir İngiliz Konsolosu olan İskoç yazar, gezgin ve diplomat James Henry Skene’nin başlattığı antik kenti tanımlama çalışmalarını devam ettirir ve kazıların arkeolojik temellerinin atılmasına katkıda bulunur.

Ne var ki; Henderson, kazılarında ortaya çıkardığı tarihi eserleri, heykelleri ve Hitit anıtlarını Londra’ya, Britanya Müzesi’ne götürür.

İlk kazıda çıkarılan arkeolojik bulgular, çalışmaların devamının gelmesini sağlar. Dahası, Britanya Müzesi bölgeyi araştırma amacıyla, geniş bir proje hazırlar ve kazıların sonuçları Britanya Müzesi’nin yayımlamış olduğu “Carchemish” ismimdeki üç ciltlik eserle, Arkeoloji Dünyasına duyurulur.

2011 yılının Eylül ayında, bölge mayınlardan temizlenir. Bunun ardından, arkeolojik kazılar yeniden başlar.

Karkamış Antik Kenti’nde, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Bologna Üniversitesi’nin bir projesi olan Türk – İtalyan ortak kazıları Prof. Dr. Nicolo Marchetti başkanlığında devam eder.

Arkeoloji kazıları sonucunda, Hititlerin merkezi mühür deposunun keşfedildiğini açıklayan Karkamış Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Marchetti, Hitit İmparatorluğunun Kurucusu Şuppiluliuma'nın Başkent Hattuşa yerine, bu sarayda ikamet etmesinin o yıllar için inanılmaz olduğunu kaydeder.

Kazılarda ayrıca, M.Ö. 900 yılına tarihlenen başta Katuva Sarayı olmak üzere, yeni sanat eserleri ve arkeolojik bulgular tespit edilir.

Ne var ki; 1920 yılına dek yapılan kazılarda çıkarılan eserlerin büyük çoğunluğu Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde ve Britanya Müzesi’nde sergilenir.

Daha az sayıda parçaysa, Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde ve dünyanın en büyük sanat müzesi olan Fransa'daki Louvre Müzesi’nde sergilenir.

Louvre Müzesi’nde sergilenen eserlerin 1919 yılında bölgeyi işgal eden Fransızların gizlice yapmış oldukları kazılarda ortaya çıkardıkları ve Paris’e gönderdikleri tahmin edilir.

2011 ve 2012 yılları arasındaki kazılarda ortaya çıkarılan eserler ise, tümüyle Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne taşınır.

2017 yılındaki kazılardaysa, üzerinde dünyanın ilk gülücüğü olarak nitelenen bir desene sahip olan testi bulunur.

2015 yılında ise, insan yüzlü keçi tanrı tasvirinin bulunduğu bir taş blok ve II. Sargon’a ait çivi yazılı kil silindir gibi eşi benzeri olmayan buluntular keşfedilir.

"Huzursuz Hayalet"

Irak'ın kuzeyinde, Ninova yakınlarında görkemli Dur-Şarrukin başkentinin kurucusu Asur Kralı II. Sargon (M.Ö. 722 – 705), Mezopotamya'da geniş çaplı fetihler yapar ve Sargonid Hanedanlığını kurar. Ne var ki; 705 yılında, Tabal'da bir savaşta ölür. Tabal, Demir Çağı'nda, Güneydoğu Anadolu'yu kapsayan bir bölgeydi. Asur Kralı II. Sargon’un cesedi ise, ordusu tarafından geri alınmaz. Ki; bu durum, Mezopotamya İnanışına göre, lanetli bir miras olarak görülür.

Fevkani’yi Yenileme Girişimi

2010 yılında, ilçe belediye başkanlığının Nizip Fevkani Kilisesi’ni camiye çevirme girişimi büyük tepki çeker. Bunun üzerine, tarihi yapının korunarak, ilçe turizminin geliştirilmesi amacıyla, bir imza kampanyası düzenlenir ve kampanya başarıya ulaşır. Sonrasında, Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürlüğü yenileme ihalesi yapar ve tarihi yapının yenilenmesi için beş yüz bin lira harcanır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri