İtalyan Asıllı Bir Müteahhit

İtalyan Asıllı Bir Müteahhit

İstanbul Müftü Yardımcısı iken makamıma güzel giyimli bir yaşlı zat geldi. İtalyan asıllı bir müteahhit olup, meşhur sipiker Orhan beyin kayınpederiyim dedi. Kadıköy-Moda'da 10 dairelik bir vakıf apartmanın bir dairesinde oturduğunu söyledi. Büyük ihmal. İstanbul Müftülüğünün de yönetimde olup, kendisine tebligat geldiğini belirtti. Ben de şimdi bu vakıf evinde kaç liraya oturduğunu sorduğumda, onda bir fiyatına oturduğunu açıklamıştı. Aman Allah'ım! Onda bir fiyata oturmasına mı yanarsın.Yoksa bir gayri müslimin müslümanların kullanması için bırakılan vakıf evinde meskûn olmasına yanarsın. Vakfeden kişinin şartı, vakfettiği evde oturan kişinin ücret olarak her gün bir fatiha, bir yâsin-i şerîf veya muayyen bir zamanda hatmi şerif okuyarak ruhuna bağışlamasıdır. Sonra gereken yapıldı. 6-12 Mayıs 2026 Vakıflar Haftasıdır.

Vakıf (Vakf) kelimesinin sözlüklerdeki karşılığı şöyledir: “Sâhibi tarafından dinî şartlara uygun olmak kaydıyla hayırlı bir işe, hayır ve hasenata bırakılan mal ve mülktür.”

Bir kimsenin resmî bir senetle veya vasiyet yoluyla mallarını yahut mallarından bir kısmını, belirli bir gâye için tüzel kişiliğe sâhip bir duruma getirmesi Vakıf adını alır. Yani, bir kurumun, yahut hizmetin sürmesini sağlamak gâyesiyle, resmî bir belgeye ve belli şartlara bağlı olarak bırakılan mülk veya paraya vakıf denir. Vakıf yapana Vâkıf, vakfedilen şeye de Mevkûf denir. Vakfın çoğulu Evkaf'dır. Vakfı idare edene Mütevellî, mütevellîyi kontrol edene Nâzır, vakıf şartlarının yazılı olduğu belgeye de Vakfiye adı verilir.

Vakfedilen mal, sâhibinin mülkünden çıkar, satılmaz, bağışlanmaz, miras bırakılmaz, satın alınmaz.

Vakıf; kişilerin taşınır veya taşınmaz bir değeri, herhangi bir dış etki olmaksızın, sadece kendi rızâ, görüş ve istekleriyle özel mülkiyetlerinden çıkarıp, hayır ve iyilik amacıyla yine kendileri tarafından belirlenen hayrın şart ve hizmetlerinin ifası için devamlı olarak tahsis etmesidir.

Bugünkü vakıfların durumu değişiktir. Bugün çeşitli vakıflar kurulmuştur. Bunlar yardım teşkilatı olup, dinimizin hibe ahkâmına tabidir. Yani bunlar yardım yerleridir, vakıf değildir. Vakıf malı, vakfeden kimsenin koyduğu şartlara göre idare edilir. Dernekler, yardım teşkilatları ise, başkanlarının emirlerine göre iş görür. Buradaki paralar hibe edenlerden çıkmıştır. Orayı idare edenler, bu paraları çeşitli hayır işlerine sarf edebilirler.

Bunların isminin vakıf olması, dinimizin vakıf hükmüne dâhil edilmesine sebep olmaz.

Vakıf olarak yapılan cami, bina harap olunca, işe yaramayan parçaları satılıp, kendi tamirine, tamiri mümkün değilse, yakın bulunan bir vakıf binanın tamirine, onun ihtiyacına sarf edilir. Başka bir yere sarf edilemez.

İslâmiyette ilk vakıf, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm tarafından, Hicretin 3. senesinde Medine’de kurulmuştur. Peygamber efendimiz, kendi mülkü olan yedi hurmalığı, İslâmiyeti korumak maksadiyla vakfetmiştir. Eshâb-ı kirâm da pek çok vakıf yapmışlardır.

Allahü teâlâ vakıf şartlarına riâyet etmeyi nasip etsin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri