Ilıca ve Göz salgını

.

Ilıca bu yaz, son zamanların “en kötü” sezonunu yaşadı.

Bunun başlıca nedenleri olarak; Ramazan Ayı’nın sezonu bölmesi, (öteden beri “Ilıca’yı bir türlü sevmeyenler” tarafından) “Ilıca’da sular kurudu” yalanının ortaya atılması ve tam işler yoluna girdi derken, bu kez de bir göz salgınının ortaya çıkması olarak sayabiliriz.

***

Ilıca’nın; özellikle kent merkezinde “dostundan, düşmanının daha çok olduğu bu vesile ile bir kez daha ortaya çıkmış oldu aslında.

“Ilıca’nın suları kurumuş”!!!

“Ilıca’ya gidenlerin gözü kör oluyormuş”!!!

Adîce ortaya atılan bu “akıllara ziyan” ifadeler fısıltı gazetesi aracılığı ile tüm şehre hızla yayıldı.

Ee, inananlar da oldu tabi!

***

Ama “işin aslı” hiç de öyle değil aslında.

Ilıca’nın suyunun falan kuruduğu yok şükürler olsun. Böyle bir “emâre” de yok.

Sadece bir “elektriksel” problemden dolayı, bir-iki gün sularda “arıza” yaşandı hepsi o!

“Sular kurudu” yalanını ortaya atanlara söylüyorum:

Bre ahmaklar; Ilıca’nın suyu kurudu ise bu gün-yarın yapılacak “beş yıldızlı termal otel ihalesi” neyin nesi oluyor?

Suyu kuruyan yere termal otel niye yapılsın?

***

Gelelim göz salgınına:

Ilıca Kaplıcaları’nın “haber ve tanıtım sitesi” olan “haber ılıca” vasıtasıyla “Göz salgını ne oldu?”, “halen devam ediyor mu?”şeklinde bir çok mail alıyorum.

Evet, sezonun son zamanlarında dışarıdan gelen biri, ya da birileri tarafından Ilıca’ya bir göz hastalığı bulaştırıldı.

(Bilinçli olarak bulaştırıldığı kanısında değilim)

Altını çizerek bir kez daha söylüyorum: DIŞARIDAN GELEN BİRİ TARAFINDANN!!!

Yoksa, kaplıca sularından kaynaklanan bir problem kesinlikle ve kesinlikle yok!!! Bu durum, Sağlık İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerinin raporlarıyla sabit.

***

Aynı hastalık(!) 1990’lı yıllarda da sirayet etmişti. O zamanlar Vali Saim Çotur Tesisleri yoktu henüz. Özel İdare Tesisleri salgın nedeni ile karantinaya alınarak kısa bir süreliğine kapatılmıştı. Tesisler kapatılıp hastalık bulaşan insanlar zamanla Ilıca’dan ayrılınca salgın ortadan kalkmıştı.

Tabi o yıllarda Ilıca çok küçüktü. O yüzdende salgın daha kısa sürede atlatılmıştı. Şimdiki Ilıca, o zamanki Ilıca’nın on katı… Dolayısıyla hastalık daha fazla kişiye bulaştığı için atlatmak (uzun denmez ama) biraz daha fazla zaman aldı.

Şimdi de hemen hemen “aynı durum” yaşandı.

Hastalık ortaya çıkar çıkmaz; gerek Ilıca’daki yetkililer, gerekse Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri duruma derhâl müdahale ettiler. Kaplıca suyundan numuneler alınarak analizler yapıldı. Suda herhangi bir hastalık mikrobuna rastlanmadı.

Belediye anonslar yaparak hastalık olan kişilerin kesinlikle başkaları ile temas etmemelerini ve derhâl sağlık ocağına müracaat etmelerini istedi.

***

Çünkü salgın, sadece su vasıtası ile değil, çeşitli temaslar yoluyla da hızlı bir şekilde bulaşarak yayılıyordu.

Bizzat duydum. Ilıca’ya hiç gitmeyen biri bile, sırf Ilıca’dan gelen birinin havlısını kullandığı için hastalık kapmıştı.

***

Kaplıca tesisleri kapatılarak dezenfekte edildi. Salgın belirtisi olan kişiler kesinlikle tesislere alınmayarak ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirildi. Alınan tedbirler sıkı uygulanınca hastalık ortadan kalktı gitti.

Şimdi hastalığın suda olduğunu iddia edenlere soruyorum:

Su aynı su. Yer altından başka bir hat da çekilme(!!) imkânı olmadığına göre hastalık neden devam etmiyor??

***

Şu anda tek bir kişide bile hastalık belirtisi yok.

Dedikodulara kimse inanmasın!

Hastalığın izleri tamamen silindi ve HER ŞEY NORMAL!

Kaplıca tesisleri açık ve eskisi gibi…

“Hastalık” değil “şifa” dağıtıyor.

Kaplıcaya gelmek isteyenler gönül rahatlığı ile gelebilirler.

Saygı duyulması gerekenlere saygılarımla…

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri