Hangi yüzle oy isteyecekler

.

7 Haziran seçim sonuçlarını henüz hazmetmeden ve doğrusu ne olduğunu da pek anlamadan, 1 Kasım seçimlerine gidiyoruz ama merak ediyorum, partiler hangi yüzle oy isteyecek.

Elbette bu, halka bir beklenti sunan partiler için geçerli, bir beklenti bile vermeyen partilerin oy isteme kaygısının olduğunu da düşünmüyorum.

7 Haziran seçim sonuçları, aslında bütün partilerin ne kadar halka yakın, ne kadar sorun çözücü ve ne kadar zor zamanların partileri olduğunu ve olabileceğini de bize öğretti.

Siyaseti sorun çözme sanatı olarak gösterenler bile “bu siyasi partiler neden kurulmuş?” diye sormaya başladı.

Siyasi partilerini, arkalarına aldıkları silahlı güçle tehdit unsuru olarak kullananları da tanıdık ve bunların dümen suyuna gidenleri de…

Ülke kaosa sürüklenirken, çözüm üretmesi gereken siyasi partilerin köşe bucak kaçışını izledik…

Özellikle son on yıldır “yeni anayasa” yapmamak için kırk takla atan ve madde madde “evet” dedikleri yasaları bile meclisten geçirmemek için kıvranıp duranları da gördük…

Cumhuriyet dönemi boyunca bazen “ikinci” bazen “sıralamaya” bile girmeyen insanlar için umut haline gelen “demokratikleşme”ye kimin ne kadar yakın, kimin ne kadar uzak olduğunu da gördük.

40 yıla yakın bir zamandır kan akan ülkemizde, “çözüm” denilince kanın duracağını bile bile çözümü baltalamak isteyenleri de gördük, bazen de iğrendik…

Sorun çözme yeri olarak her daim meclis gösterildiği halde “derin güçler”den medet umanları, “terör örgütlerini” kalkan yapanları, “paralel” örgütlerin kuyruğuna takılanları da gördük…

7 Haziran öncesi yürütülen siyasi kampanyalar, belki de bir kutuplaşmayı, kamplaşmayı ortaya koyuyordu.

Halk için, halkın ve ülkenin sorunları için siyaset sahnesine çıkması gerekenlerin, “AK Parti olmasın da…” anlayışından öteye gitmeyen kısır bir siyasi rotaları vardı, sallanarak bu rotayı takip ediyorlardı.

7 Haziran sonrası ise istedikleri olmayınca “AK Partisiz hükümet” formülünün de hayata geçmeyeceğini gördüler…

Her zaman olduğu gibi terörle, insanların canıyla, kanıyla, gözyaşıyla amaçlarına ulaşmak istediler…

Oysa çözüm yeri her zaman meclisti, meclis olmalıdır…

Ülke kaosa sürüklenecekse en kötü koalisyon modeline sıcak bakılmalıdır.

Ülkenin idaresi “darbe heveslilerine” veya dış ülkelerin iştahını açmaya dönük hale geliyorsa “kızılcık şerbeti” bile içmeye gerek görmeden hükümet kurmanın bir tarafı olunmalıydı…

Bütün bunlar olmadı, çünkü hesapta “Ak Partisiz kısa süre de olsa hükümet etme” planı vardı.

Bu plan tutmayınca, bütün hesapları alt üst olanlar, gözü dönmüşçesine kana, gözyaşına, kargaşaya ortam hazırladılar…

Çözülmemiş sorunlar vardı, çözülmeye başlayanlar vardı, çözümü devam edenler vardı ve bütün bunların nihayete ermesi, “çözme iradesi” bulunan siyasilerin mecliste yapacağı çabayla mümkündü.

Yıllardır yeni anayasa yaptırmamak için direnenler, çözüm olmasın diye ayak sürtenler, demokratikleşmeyle her kesimin hakkını almasına engel olanlar, bir kez daha karşımıza geçip oy isteyecek, hangi yüzle…

Sahi siyasi partilerin çoğu, hangi yüzle halkın karşısına çıkacak?

Biz çalıştık, çabaladık ama iktidar fırsat vermedi diyecekleri tek bir konu, tek bir mesele, tek bir sorun gösterebilecekler mi?

Laf oyununa girip, “barışı kim bozdu” yalanına sarılmadan, ortaya koyacakları ne var?

Avrupa Birliğine girmek dahil, Yeni Anayasa, Demokratikleşme ve Çözüm Süreciyle ilgili “biz destek verdik ama..” diye nasıl başlayacak, nasıl cevap verecekler, doğrusu merak ediyorum.

Kendi uydurdukları yalanı bir yana bırakırsak…

17 ve 25 Aralık darbe girişimden ki bütün hukuksuzlukları da örtbas edersek, sahi siyasi partilerin, siyasi parti olma amaçlarına göre, nerede ve nasıl davrandıklarını anlatabilecek olan bir parti var mıdır?

Ne yazık ki yok…

AK partinin bütün eksikliğine, çözüm ve demokratikleşmenin bütün yavaşlığına rağmen, “çözme iradesine olan bir iktidar” olması, bütün partiler ve bütün kesimler için bulunmaz bir fırsattı, bu fırsatı siyasi hesaplar, şahsi çıkarlar ve “derin oyunlar” sayesinde kaybettiler…

Sadece kaybeden onlar değildi, biz de kaybettik…

1 Kasım, bu açıdan yeniden kazanma zamanı…

Ama ben halen merak ediyorum, barışın, demokratikleşmenin, çözümün önünde duran ve ülkeye sivil bir anayasayı layık görmeyenler, şimdi hangi yüzle oy isteyecek?

Tweetimden seçmeler

Değer görmek iyidir, gördüğün değere layık olmak çok daha iyidir...

www.naifkarabatak.net

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri