Güzel Yarınlara Giden Yol

.

Böyle bir yol var mıdır, bilmiyorum. Sadece ben değil, tarihin her döneminde ve herkesçe güzel yarınlara giden yol aranmış. Kimi bunu dinde aramış, kimi güçte, kimi de makamda ama hiç kimse, güzel yarını bulamamış, bulanlar da bunu gelecek nesillere aktaramamış.

Bütün oluşumların temelinde yatan, daha güzel yarınlara ulaşma amacıdır. Bu küçük bir dernek de olsa, siyasi bir partide olsa, hatta farklı farklı ideolojiler de olsa, temel neden, daha güzel yarınlardır.

Okula gitmek, askerlik yapmak, evlenmek, iş kurmak, ev almak, eşya biriktirmek, para kazanmak ve tasarruf etmek.. hepsi, daha güzel yarınlar içindir.

Gördüğümüz düşler, kurduğumuz hayaller, beslediğimiz umutlar da hep yarınlara dönüktür.

Bugünü geçelim, yarına Allah kerim diye başlayan her şey de, daha güzel yarın için duyulan bir ümittir.

Yarın, bu açıdan bir kurtuluştur.

Bugünü atlattıktan sonra, daha güzel günlerin başlayacağına olan derin bir inançtır.

İlginçtir ama karar vermede bugünü seçeriz ama uygulamayı yarına bırakırız.

Mesela zararı alışkanlıkları terk etmenin başlangıç tarihi hep yarındır.

Kilo vermek isteriz, benim gibi göbeği kendinden önce gidenler veya sürekli daha fit olma kaygısı taşıyan bayanlar.

Ama hep “yarın diyete başlayacağım” deriz, o yarın ya hiç gelmez ya da çok kısa sürer.

İşe başlamak, hep yarın olur. İşe alınırsınız ama işbaşı tarihi yarındır.

İşten çıkmak da yarındır; “yarın işe gelme” der patron ya da “yarın işe gelmeyeceğini” söylersin patrona…

Sevdiğine açılmak için günlerce, aylarca hayal kurarsın ve tam niyetlendiğinde, yarına randevu verirsin kendi kendine…

Sevdiğini terk etmek de yarınadır.

Hesap sormak için yarını beklersin. Hesap vermek için de yarını…

Savaşlar hep yarın başlar, yapılan barış anlaşmaları ve çabalarında da tarih yarındır.

Mevlana’nın dizelerini yürekten söyleriz hep yeni bir sayfa açmaya niyetlendiğimizde; “Ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım” deriz ama “şimdi”yi, “yarın” olarak okuruz.

Dün geçti, yarının geleceği belli değil, elimizde sadece bugün var, bugünün kıymetini bilin” diye etrafımıza öğüt de veririz ama o bugünü de yarın olarak okur, yarına yeniden başlamaya hazırlanırız.

Anı değerlendirmeyi, vur patlasın, çal oynasın olarak algılarız ve nasılsa yarına ulaşıp ulaşmayacağımız belli değildir.

Bazen “günü kurtarma derdinde” olanlara rastlarız, onlar da yarına Allah kerim, hele bugünü bir atlatalım diye düşünürler.

Bugünün bir planı olmaz kimsede; toplantılar, randevular, yenilecek yemekler, konuşulacak konular, izlenecek programlar, gidilecek yerler.. bütün bunlar da bir gün önceden yarına bırakılanlardır.

Yarına kalan davadan korkmamamız gerektiğini söyler atalarımız.

Öfkelendiyseniz, yarına bırakın.

Öç alacaksanız, yarına bırakın.

Kavga edecekseniz, yarına niyetlenin.

Dövecekseniz, sövecekseniz, kovacaksanız, hesap soracaksanız yarına kalsın…

Ama güzel şeyler, yarına ertelenmeyecek kadar önemlidir.

Barışacaksanız, bugün barışın.

Sevecekseniz, bugün sevin.

Sevdiğinizi söyleyecekseniz, bugün söyleyin.

İşe başlayacaksanız, bugün başlayın.

Gelecekseniz, bugün gelin ama gidecekseniz, yarına bırakın.

Anı değerlendirmek, yarına pişmanlıkla uyanmamaktır.

Güzellikler, yarına bırakılmamalı ama çirkinlikler için de bugünü heder etmemelisiniz.

Güzel yarınlara giden yolu bulan var mı bilmiyoruz ama bu yolun sizin kalbinizde, sizin beyninizde, sizin dilinizde, sizin elinizde olduğunu çok iyi biliyoruz.

İrade sizdedir ya güzel yola hemen, anında adım atarsınız ya da kötü yolu, bugün de, yarında adımlamayı sürdürürsünüz.

Hayırlı işte acele etmemizi öğütleyen yüce dinimiz, araya nifak sokulmasını, soğukluk girmesini, dedikoducuların laf taşımasını, arabozucuların yoğun mesai harcamasını engellemenin, acele etmekten ve hemen karar vermekten geçtiğini anlatmaya çalışır.

Ama kötü işler için hiç acele etmeyin.

Mümkünse hep bir sonraki yarına erteleyin, hep daha ileriye, hep daha ileriye…

Ötelediğiniz her kötülük, zamanla daha iyi anlaşılacak, daha sağlıklı bir değerlendirme yapılacak ve muhabbet besleme, daha kolaylaşacak.

O nedenle el uzatacaksanız, şimdi uzatın.

Ara bulacaksanız, şimdi bulun.

Barışacaksanız, şimdi barışın.

Yüreğinizden geçen güzellikleri sevdiğinizle paylaşacaksanız da şimdi paylaşın.

Bizim için yarın olmayabilir, olsa da güzelliği yanında bulmayabilirsin…

Güzelliğe giden yol, şimdi arşınlandığında önünüze serilen sihirli bir geçittir, yarına bırakıldığında, önünüze serileceğinin garantisi yoktur…

Tweetimden seçmeler

Şiir diyorum.

Gecenin bir yarısı, bütün duygularımı beynimden alsa, kalbimde harmanlasa ve kalemimden süzülse, bütün yüreklere sevgi ulaştırsa...

www.naifkarabatak.net

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri