Göksun'da 90 ve daha öncesi yıllarda, halı, kilim, seccade v.s üretimi dikkate değerdi. Uzun geçen kış mevsimi nedeniyle özellikle köylerimizde, kadın ve genç kızlarımız için önemli bir üretim koluydu dokumacılık.
Üretimin ekseriyeti piyasa dışında kendi ev ihtiyaçları, yada genç kızların çehizleri için olduğu gibi, aile ihtiyacı fazlası veya, iş gücü müsait olan geniş ailelerde ıstar denilen tezgahlarda dokunan bu ürünlerin ihtiyaç fazlası da piyasaya verilmekteydi.
Hatta, çoğu Kayseri, Gaziantep'li tüccarlar Göksun'a gelerek, desen ve ipleri ile önden kısmı nakit avanslar vererek köylüyle şifai bağlantılar kurmakta, dokunan ürünler iç pazarda, veya ihracatını yapan büyük firmalara aracılık yapılarak ticaret gerçekleşmekteydi.
Her ne şekilde olursa olsun, Göksun'da halı, kilim, seccade üretimi kış aylarının önem arzeden bir üretim faaliyetiydi. Tâ ki köyden şehirlere göçün başladığı, ailede iş gücünün azaldığı ve fabrikasyon imalatının başladığı yıllara kadar.
Yoğun emek, göz nuruyla şekillenen bu dokuma faaliyeti asırlara uzanan köklü bir kültüründe nişanesiydi. Hatta Göksun'luya "Abalı Milleti" dendiğini de belki duymuş olabilirsiniz. Meşhurmuş Göksun'lunun dokuduğu abalar. Yörük kültürünün hakim olduğu, Binboğa ve Berit Dağlarına yaz aylarında yaylalara çıkan çevre köylülerin, gara kıl çadırlarını dokuyan da yine bizim, ebelerimiz, bibilerimiz değil miydi ?
Dokunan her üründe yüzlerce yılların süzülerek gelen, savaşın, talanın, kıyımın, göçün, acının, özlemin, yiğitliğin, gizli sevdaların işaretlerini bir bir görmek mümkündü. Çok da uzmanı olmaya gerek yok aslında. İsterseniz bir bakın; Kafkasya'lı hemşehrilerimizin duvara astıkları halıda Elbruz'lardan süzülen su kaynaklarını, dans fiğürlerini, çeçenlerde kalpaklı savaşçıyı, avarlarda efsaneleşmiş Şamil'i, Koçgiri'linin, Şâdili'nin koç başlı kilimlerine, Avşar'ın, Tecirli'nin, Yörük'lerin develerine, atlarına savaş figürlü dokumalarına bir bakın veya Ahıska'dan gelen Doğankonak'lının (Haydan) ipek halılarına bakın ne güzellikler göreceksiniz neler neler...
Kavşut'dan başlayın, Kömür, Kanlıkavak, Yeniyapan, Karaömer tâ Kızılcık'a kadar, Keklikoluk, Bozhüyük, Mürsel, Tahirbey, Mehmetbey, Mahmutbey, Çağlayan, Yiricek'den, Hoğtaş, Acıelma, Kazandere, Kaleboynu'na, Taşoluk, Fındıklı, Değirmendere, Çamurlu, Hacıkodal'a kadar, yine Yantepe'den Tombak, Çardak, Ericek, tâ Karadut'a kadar, Yeşilköy, Kınıkkoz'dan Ahmetçik'e kadar hemen hemen ıstarsız ev yok gibiydi. Hayvancılık vardı, yün vardı, kıl vardı, iş gücü ve zaman vardı.
Göksun, Kahramanmaraş il genelinde en çok kültürel zenginliğe sahip olan tek ilçemizdir. Yörük, Tecirli, Avşar, Ahıska boylarının yanısıra, Kuzey Kafkasya'dan gelen Kabertay, Abzeh, Çeçen, Avar ve Ubıhlar, yine Koçgiri, Şâdili boyları, Erzurum, Kars, Ağrı, Erzincan, Tunceli, Van, Muş, Malatya, Sivas, Kayseri, Amasya, Burdur, Maraş, Elbistan, Andırın, Çukurova, Kırklareli gibi Türkiye'nin çoğu vilayetlerinden Göksun'a gelerek yurt edinip, her biri güzel çeşnileriyle bu güzel ilçeyi kültürel açısından da zenginleştirmişlerdir. Göksun adeta Türkiye'nin küçük bir profili görünümündedir. Ee böyle güzel bir çeşittende çok güzel el sanatlarının, dokuma kültürünün oluşmasından doğal ne olabilir ki ?
90'lı Yıllarda İlçe Tarım Müdürlüğü ve Kaymakam vekilliği görevim esnasında, İlçemiz köy ve kasabalarında dokuma kültürünün ıstarlarda da olsa var oluşunu gözlemem sonucu, bu kültürü modern halı tezgahlarında yayabilmek, özellikle köy genç kızlarımızın hem yeteneğini geliştirmek hem de aile bütçelerine ciddi katkı sağlamak amacıyla fon destekli "Göksun Halıcılığını Geliştirme Projesi"ni oluşturdum.
Proje ile iki amaç belirlemiştik, birincisi o zamanlar çok kıt sayıda olan halı usta öğretici sayısını artırarak bu işi köy kasabalara yaygınlaştırmak, diğer amaç ise; kursu başarı ile bitiren kursiyerlere ücretsiz ip, desen ve tezgah vererek dokunan Hereke Halısı'nı aile bağı veya komşuluk ilişkisi olan her dört kursiyere vererek, dokunan halının kursiyerlere ait olması, tekrar dokumak istediğinde yine ayni yardımın yapılarak halıcılığın İlçemizde yaz kış sürekli üretimini sağlamaktı.
Usta öğretici azlığı nedeniyle İlçe Merkezinde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nce açtığimız kurs çok başarı sağladı. Emeklerinden dolayı özellikle eski ve yeni Müdürlerimiz Veli Aksoy ve İsmail Yeşil beyefendileri ve usta öğreticilerini burada minnet ve şükranla anıyorum.
İstanbul'dan getirttiğimiz moden halı tezgahlarını, ip ve desenleri ücretsiz her dört kursiyere dokudukları halı kendilerinin olmak şartıyla verdik. Bir kaç ay sonra tezgahlarda Hereke Halıları çıkmaya başladığı gibi adeta yok satıldı, kursiyerlerin de ailelerinde yüzleri gülmüştü artık...
Bir gün bir vatandaş benim yanıma gelerek, "Sayende hacca gittim !" demesin mi ? "Estağfurullah, Rabbim dilemiş ki gittiniz" dediğim de; "Orası öylede, bizim kıza verdiğin tezgahta ki halıyı satıp gittim !"
deyince; o an ki görevimi yerine getirmenin huzur ve mutluluğumu bir düşünün lütfen ?
Hereke Halısı'ndan da kıymetli değil mi ?