Göksun Neden Küçük Bir Türkiye Profilidir?

Göksun Neden Küçük Bir Türkiye Profilidir?

M.Ö 4500 yıllarından beri yerleşim yeri olan Göksun, asırlar boyunca; Akdenizi İç Anadolu ve Doğu Anadolu'ya bağlayan çok önemli bir kavşakta bulunması O'nun stratejik önemi çağlar boyu her dönemde yerleşim cazibesini artırmıştır.

Göksun, su kaynaklarının bolluğu, doğal güzelliği, Binboğa ve Berit gibi bölgenin en yüksek dağlarıyla çepe çevre korunmuş olması yanında; yüksek plato ovaları, ormanı, merası, yaylalarıyla da yaşam için hep dikkat çeken bir yerleşim yeri olmuştur.

Esas yerleşenlerinin Yörük, Avşar, Tecirli, Varsak, Bozdoğan v.s gibi türkmen aşiretlerinin oluşturduğu Göksun, gerek Balkan Harbi gerek Osmanlı-Rus Harbi gerekse Cihan Harbi sonrası, Balkanlardan, Kafkasya ve Doğu Anadolu başta olmak üzere bir çok değişik vilayetlerden göç alarak hep birlikte bugünkü Göksun'umuzu oluşturmuşlardır.

Ne hazindir ki, aradan geçen yüz yıllar sonrası göç alan bu güzel ilçe Göksun, şimdi Kahramanmaraş ilçeleri arasında en çok göç veren bir yerleşim alanına dönmüştür...

Göksun'a ulaşan en büyük göç dalgası, Osmanlı-Rus Harbi sonrası Çarlık Rusyasının Kafkasya insanına revâ gördüğü, onları göçe zorladığı sistematik katliamlar ve zulümleriyle tâ 1860'lı yıllarda başlar.

21 Mayıs 1864 yılında soy kırım nitelikli 1,5 milyon Kafkasya'lıyı, öz vatanlarından hayvan nakliye vağonlarıyla çıkartarak Karadeniz'e, oradanda patikalar ve emniyetsiz gemilerle adı sürgün olan bu soy kırımı resmileştirir.

Bu sürgünde, yetersiz ulaşım ve hava şartları ile açlıktan kıyıma uğrayan 500 binden fazla insanın sürgün yollarında ölümleri, insanlık tarihinin en acılı dramı sayılır. Tarihin kaydettiği bu soy kırımı unutmak mümkün mü ? Sadece not ettik...

1864 soy kırım özellikli kafkas sürgününden sağ kurtulanlar, Genellikle Samsun, Sinop, İstanbul ve Trakya bölgelerine yerleştirilmişlerdir.

Göksun'a yerleşen Kafkas halklarının ekseriyeti Rusların Kafkas halklarına yaptığı ve 1860'lı yıllarda onları köylerinde baskınlarla yıldırma şeklinde süre gelen sistematik taciz olaylarında çaresiz kalan insanların yurtlarını terk etmeleriyle başlar.

Bu göç dalgası karayoluyla, önden ve arkadan ve yandan asayişi sağlayan atlı müfrezeler, ortada kağnı ve at arabalarıyla on binlerce insanın Kars Kapısı'ndan Anadolu'ya girişleriyle Rus zulmü son bulur.

Göçte hayat kurtaran en önemli gıdanın uzun süre dayanıklı meşhur Çerkes Peyniri ile mayalı Çerkes ekmegi olduğunu da burada belirtmeden geçemeyiz.

Bu göç de ağırlıklı boy, Kabertay olmak üzere, Abzeh, Ubih, Kumuk, Osetin, Karaçay ve Balkar türklerinden oluşan 7 boydur. Genel olarak bunlar Meyremçil Yaylasından bir kısmıda Elbistan üzerinden gelerek Göksun toprağına dağılarak burayı yurt edinmişlerdir.

Meyremçil üzeri gelenlerden Abzeh boyları, Mehmetbey, Tahirbey ve Mahmutbey köylerimizi, Ubıhlar ise Büyük Çamurlu köyümüzü oluşturmuştur. Meyremçil'den Göksun'a giren Kabertay boyları ilkin Temurağa ve Hacıömer köylerine yerleşmiş, sonradan Temurağa köyümüzden Yantepe, Saraycık ve Karaahmet köylerimiz meydana gelmiştir. Hacıömer koyümüzden de, Yağmurlu, Kalesalyan köylerimiz oluşmuştur. Elbistan üzeri Göksun'a gelen diğer Kabertay boyları ise, Kamışcık, Fındık ve Korkmaz köylerini kurmuşlardır.

Bu boylardan ayrı olarak, Çeçenler ayrı bir göçle Çardak ve Küçüksu kasaba ve köyümüzü kurarken, Avarlar da llkin Çukurova'ya buranın sıcak ve o zaman ki sivrisinek bolluğu ve sıtma salgını nedeniyle, Göksun'a yönelerek Ortatepe ve Kireç köylerimizi kurmuşlardır. Gerek Çeçenler gerekse de Avarların bu meşakkatli göç yolculuğunda temel gıdalarının Kurutulmuş Et ve bundan türetilen Cirdingiş ve Hingal'larının can simidi olduğunu da belirtmek gerekir.

Genel anlamda Göksun yerleşikleri harici en büyük boy ve kabileler nüfus yoğunluğuna göre sıralayacak olursak; Kabertay, Çeçen, Abzeh, Avar, Ubıhlar ile değişik köylere serpilmiş Karaçay (Temurağa) ve Balkar Türkleri (Karaahmet) Oset (Fındık) ve Kumuk'larla (Hacıömer) birlikte 9 Kafkas Boyundan müteşekkil 18 köyümüz oluşmuştur.

Maraş Milli Mücadelemizin başat ismi rahmet ve minnetle andığımız Kafkas asıllı Fındık Köyümüzden serkomser Aslan Beyimizin Oset boyundan olduğunu da bu vesileyle belirtmeyi vazife biliyorum.

Göksun'umuza gelen ikici büyük göç dalgası Koçgiri ve Şadili aşiretlerince gelince;

Konuya girmeden şu hususu özellikle belirtmek istiyorum. "Kişi kendini ne hissediyorsa odur !" Benim buradaki amacım ister Türk hissetsin, ister Kürt v.s hissetsin hepsi baş tacımızdır. Yalnız asırlar boyu çalkantılı, çatışmalı bir coğrafyada bulunan Anadolu insanı, canını kurtarma pahasına yeri gelmiş kimliğini, inancını ötekinden gizlemiş olduğunu, tarihin el feneri aydınlatmasıyla ortaya çıkardığını da bilmemiz gerekmektedir.

Göksun'dan asırlar öncesi, 11 nci y.y da Türkmen beyi Kudbeddin Muhammed tarafından Özbekistan'da kurulan Harzemşah Türk devletinin, Harezm'inde yaşayan sonra Kuzey Azerbaycan'a gelen ve Sultan Alpaslan'a Bizans'a karşı destek veren Şadili Aşireti; Elazığ, Erzincan, Sivas'a oradanda Sarız ve Göksun'a gelerek Göynük ve Altunoba (Karakilise) köyümüzü kurmuşlardır.

Şadili aşireti, aslen Hormek boyundan olup alevi inancına sahip türkmenlerdir. Orhan Veli Hormek'in "Horasandan Göksun'a Hormekliler" adlı eserinde Şadili aşiretinin türkmen olduklarını vurguladığı gibi, Koçgiri Aşireti'ylede kan bağlarının olduğunu çoğu araştırmacılarca da söylenmektedir.

Alevi Bektaşi inanç kimliğine sahip Koçgiri Aşireti'nin kurucusu Koçkar Ata olup Ahmet Yesevi'nin dervişidir. Diger Horasan Erenleri gibi aşiretinin manevi rehberliğini üstlenmiştir. Mahir Gürbüz'e göre, Osmanlı Mühimme Defterlerinde Aşiret tarihinin 1360 yıllarına uzandığı ve Avşar türkmenlerinden oldukları bildirilmektedir.

Arkeoloğlar ve tarihçilerin hep vurguladığı söz "Nerede bir koç başı mezar veya balbal görürseniz bilin ki orası Türk yurdudur." Sözlerinden hareketle; Koç; kahramanlığı, yiğitliği, gücü sembolize eder. Tarih bize Akkoyun ve Karakoyunlu devletleriyle Koçgirilerin iç içe hatta tâ kendisi olduğunu da gösterir. Öte yandan, ünlü Türkolog İrene Melikoff Koçgiri Aşiretinin töreler bakımdan tipik bir türk kimliğini yansıttığını ifade eder.

Gerek aşiret adı gereksede Keklikoluk Köyümüz başta olmak üzere Göksun köylerinde ki Koçgiri Aşiret mensuplarının mezar taşları ve balballarda; koç başı ve koç fiğurleri bu aşiretin türkmenliğini tartışılmaz biçimde ortaya koymaktadır.

Türkistan menşeyli Koçgiriler, önce Erzincan, Tunceli, Sivas (İmralı, Zara) bölgesini yurt edinirler. Göksun'a gelenler önce Koçgiri'nin başat köyü Keklikoluk'u sonraları, Alıçlıbucak Hoğtaş, Acıelma, Sırmalı, Yoğunoluk köyleri ile Sırapınar, Kutu, Domuz Deresi, Ağboyun ile Aslanbey Çiftliği köyünde ki mezarlarını kurmuşlardır.

1976 yılında Maraş'dan ayrılarak Göksun'a dahil olan ve daha önce Afşin Kötüre köyünden gelerek Yeşilköy'ü kuranlarda ekseriyeti yine Koçgiri Aşireti mensuplarıdır.

Göksun'a yerleşen gerek Şadili ve gerekse akrabası olan Koçgirler, mezralarla birlikte toplam 9 köy ve 5 mezra yerleşim alanını oluştururlar. Düğün Yurdu mezramız ise, Alevi Bektaşi türkmen yerleşimi olarak kurulmuştur.

Gerek Balkan, Osmanlı-Rus gerek Birinci Harb dönemi sonrası Göksun üçüncü dalga göç alma açısından da önemli nüfus hareketine maruz kalmıştır. Bunların ekseriyeti İlçe Merkezi'ne yerleşmiş olsada, Yörük, Tecirli, Avşar, Bozdoğan, Varsak, Ahıska gibi Türk boyları genelde hayvancılık ve tarım açısından daha uygun 30'dan fazla köy yerlerimizi tercih etmişlerdir.

Göksun'a gelen üçüncü büyük göç sayısal açıdan azdan çoğa doğru; Boşnaklar, Kırklareli, Arabistan, Musul, Amasya, Antalya, Burdur, Urfa, Mardin, Adana, Osmaniye, Ceyhan, Tarsus, Kadirli, Andırın, Türkoglu, Kayseri, Tufanbeyli, Saimbeyli, Maraş, Van, Bitlis, Bingöl, Tunceli, Erzurum, Ağrı, Kars, Muş, Elazığ, Erzincan, Sivas, Malatya, Afşin, Elbistan gibi il ve ilçeleri saymak mümkündür.

Görüldüğü gibi Göksun, Kafkasya'da bir kaç boy ile, Ege Bölgesi hariç Türkiye'nin hemen her bölgesinden göç alma cazibesinde olan bir ilçedir.

Totalde bilinen 16 boy ve 25 İl ile, 9 İlçeden müteşekkil bu kadar renk ve kültür çeşnisi, barış yurdu güzel Göksun'umuza, sizce de;

"Türkiye'nin küçük bir profili" denmez mi ?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri