Gençliğimi Yaşamadım, Yaşlığıma Doyamadım, Vetanıma Hesret Kaldım

.

Gençliğimi Yaşamadım, Yaşlığıma Doyamadım, Vetanıma Hesret Kaldım Ey Guzel Kırım

     İki aydan daha uzun bir süredir başta TRT olmak üzere onlarca kanalda Kırım ve Kırımın büyük önderi Mustafa Cemil Kırımoğlunun hayat hikayesini ve 1944 yılı gece yarısı yurtlarından sürülen Kırım Türklerinin büyük sürgün çilesi gösteriliyor. Türk milletini ilgilendiren bütün milli meseleleri maalesef sayısı onu geçmeyen kanallarda  görmekteyiz ve ulusal isimli olup ulusla ve ulusalcılık diye yutturulan milliyetçilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan kanallarda ise Türkistan coğrafyamızı, güzel Kırımı ve büyük Türkelini (Kafkasya), ve can içre can olan Kerküğümüzü, balkanlardaki kardaşlarımızın acısını asla ve asla göremezsiniz. Onların tek derdi aziz Türk milletini büyük millet yapan bütün manevi hasletleri yok etmek, tırtıklamak ve mümkünse çağdışı ilan ederek köklerinden uzak bir nesil yetiştirmek için yapılan çalışmaları yayınlamak olmuştur.

                  Son on yılda başta Sibirya olmak üzere Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve daha bir çok yere sürülmüş olan Kırım Türklerinin ana yurdu olan Kırıma dönüşlerinin hızlandığı yıllar olmuştur.1960 lı yıllarda komünist partinin Kırım Türklerine haksızlık yapıldığını kabul etmesinden sonra bu kardaşlarımızın yurtlarına dönmesine güya müsaaede edilmişti. Aslında kağıt üzerinde verilen bu iznin, hayata geçirilmesi için ne kadar engel var ise önlerine çıkarılmağa devam edilmiştir. İlk önce her ne olursa olsun Kırıma dönen Türklere, ellerinden alınan köyleri, evleri, camileri ve tarlaları geri verilmemiş, üstelik para ile satın almak istediklerinde ise kanuni ve kanunsuz bir çok engel çıkartılarak geri dönüşleri  engellenmiştir. Süleyman Demirelin söz verdiği 1000 evden sadece yıllar içinde yüz adeti yapılarak Türklere verilmiş ve sözümüzü yerine getiremeyecek hale getirilen Türkiye kendi başının derdine düştüğünden bu gün Kırımı içine düştüğü durumdan kurtaracak Türk nüfus Kırıma dönememiştir. Ak parti hükümetleri zamanında ise yüzlerce ev yapılmış ve camiler açılarak Türklerin iskanı için bir çok çalışmalar yapılmış olmakla beraber gene geç kaldığımızı Türk nüfusun azlığından ve ekonomik olarak güçsüz olmasından anlıyoruz. Bu gün Türk nüfusa çok muhtaç hale gelen ukranlar ( Bu ukranların konuştuğu dil Türçe ile karma Slavca olup asılları başıbozuk Kıpçak Türkleri ile az bir slav katkısı ve hristiyanlık ile ayrı bir millet haline getirilen ve Rusların yayılma politikalarında öncü kuvvet olarak kullanılan kazaklardır.) taa ilk zamanlardan itibaren Rusların oyununa gelerek Türklerin Kırıma dönüşlerine engel olmuş ve bu gün kendi yanında görmeyi ümit ettiği Türk nüfusun azlığındaki büyük hatasını tamir edecek zamanı bulamamaktadır. Türkiye bir çok konuda olduğu gibi bu meselede de sınıfta kalmıştır. Kırım Türklerinin nüfus içindeki oranlarına gelince, televizyon kanallarımızda tıpkı Suriye’de ki Türk nüfustan haberi olmayan veya haberi olsa da habersiz olmayı tercih eden muhabirler sayesinde yüzde kırklardan gelip, son haberlerde yüzle üçlerden bahseden kanalları görmekteyiz ve bu hainlerin Türkçe konuşmaları bizleri kahretmektedir. Başka milletler olsa kendi nüfuslarının on katını iddia ederek propaganda yaparlar ve kamuoyu oluştururlar iken bizden! olanlar sandıklarımız mevcut nüfusu dahi azaltarak vermektedirler. Gerçekte Kırımdaki Türklerin nüfusu Kırımın genel nüfusu içinde an az yüzde kırk tır. Fakat kendi imkanları ile sürgünden dönen Türklerin Kırım vatandaşlıkları geciktirilerek verildiğinden, şimdiye kadar nüfus işlemleri yapılarak Kırım vatandaşı alabilen Türklerin Kırımdaki nüfusa oranları yüzde onbeşler seviyesindedir. Birde bu resmi azlığa, maddi imkansızlıklar, ordu ve polis içinde hiçbir Türk olmaması bu kardaşlarımızın elini kolunu bağlamaktadır.

     Fakat bu yazıyı yazmaktaki asıl sebeb ise bu günkü nüfusları değil bundan yüz elli yıl önceki nüfuslarının miktarı ve bu günkü nüfusla kıyaslayınca nasıl büyük bir soy kırıma uğradıklarının bütün dünya ve özellikle Rus hayranı olup vatan hainlerine en büyük vatanperver diyebilen İlker Başbuğ gibi Poşalara bu kardeşlerimizin kanına ekmek doğrayanlara en büyük vatan perver payesini vermelerine içerlememizdir. Bu Poşa ve subay olup asla Paşa ve sübay olamayan rütbeli kişiler. Büyük Türk milletinden en az yüzeli milyon insanı hunharca katleden rusyaya sığınınca ve toprağı öpüp vatanım Rusya, Allah’ım Stalin diyen bir haine vatanperver demelerini anlamak mümkün değildir. Bu Yüzelli milyon nüfusun nasıl olduğunu anlatınca aslında daha da büyük bir nüfus olması gerektiğini herkes anlayacaktır. İkinci viyana kuşatmasına kadar aziz ceddimizin daima yanında olup, hak ettiği saygıyı bir türlü görmeyen Cengiz hanın evlatları, anlatıldığı gibi bir hata yapmışlar mıdır bilinmez. Osmanlı paşalarının en küçüğünün dahi hakaret ettiği giray hanlar böyle bir şey yapmışlar mıdır bilinmez, fakat bizim poşa olup paşa olamayan devletlilerimizin bu Kırım hanlarına hakaretleri kayıtlardadır. Bütün bu yanlış işler olmadan evvel Osmanlı ceddimiz her sefere çıktığında Kırım ordusu üçe bölünür ve bu üçte bir ordunun bir kısmı Moskova önlerinde arkadan bir saldırı yapamasın diye Rus ordusunu tutardı. Üçte birin diğeri ise İran’ı tutar ve iran’ın daima yaptığı gibi bizi arkadan vurmasına izin vermez, geri kalan üçte biri ise hareket halindeki ordumuzun hem süvari gücünü ve hem de arkasını tutarak ani bir saldırı ile karşı karşıya kalmasını önlerdi. Sadece üçte bir nüfus ile Rusya’yı tutan ordunun nüfusunu ve gücünü hesaplayınız. Cengiz hanın evlatları birbirlerini yiyerek rus knezliklerini kendi meselelerine karıştırıp güçlenmesi izin vermeseler idi, Rusya hala bize vergi veren knezlikten öteye geçemez ve büyük ihtimal ile de Müslüman olurdu. Varın şimdi onbinler ile ifade edilen ve bütün dünyada Kırım Türkleri bir araya gelse beşmilyon etmeyen nüfuslarına bakarak yaşadıkları soy kırımı hayal ediniz. Bu hayale Rusların ikiyüzmilyon, bütün Türklerin ise yüzmilyon dahi olamadıklarını hesaplayarak bakınız.

    Bundan sonra aynı oyunların Bosna da, Bulgaristan da, Yunanistan da ve daha bir çok yerde başımıza gelmemesi için oralarda yaşayan kardaş ve dindaşlarımıza oldukları yerde yardım etmeli ve vatanlarında kök salmalarına yardımcı olmalıyız. Her şey Allahın takdir ve izni iledir. Vesselam.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri