En Güzel Psikolojik Tedavi

En Güzel Psikolojik Tedavi

En güzel eğitim ve öğretimi başlangıçta torunlarına evdeki dede ve nineler verirdi. İlk önce “Allah” demesini, “Besmele” çekmesini, oturup kalkma ve konuşma adabını öğretirlerdi. Torunlarının dertlerini dinleyip, tavsiyeleriyle onlara en güzel psikolojik tedaviyi uygular ve başarılı olurlardı. Şevkate ve merhamete ihtiyacı olan yavrular, dedesinin ve ninesinin kucağında teskin olurlardı. Anneler ve babalar da son derece rahat eder, çocukları kurda kuşa yem olmazdı. Nitekim İstanbul’da yıllar önce maiyetimde memurluk yapan bir zatın, geçenlerde mühendislik mezunu torunu için benden yardım istemesi, bir dedenin ne büyük sorumluluklar üstlendiğini açıkça göstermektedir. Toplumda doğru çözümler için tarihe ve geçmiş yaşantılara nazar etmek hiç mi akla gelmez? Şovsal, popülist ve slogansal çözümlerle asla sonuç alınmaz, hatta günbe gün daha beter olur.

Ecdadımızın döneminde Sıbyan okulunda Kur’ân-ı kerîm dersinin olması dikkatimi çekti. Okullarda din dersi ve ahlâk dersi eğitimi ile diyanetin yaz kursları yeterli değildir. Oturulup bilge kişilerin görüşü alınarak gerekenler yapılmalıdır. Bunları tecrübemle söylüyorum. Çünkü Kars’ta yaz kurslarında görev aldım, İstanbul Sultanahmet Teknik Lisesi, Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi, Fransız Lisesi ve Avusturya Lisesi’nde din ve ahlak dersi öğretmenliği yaptım.

Daha önemlisi dersi okutan din görevlilerinin ve din dersi öğretmenlerinin, İmam-Hatip ve İlahiyat Fakültesi mezunu olması yeterlidir inancı son derece yanlıştır. Çünkü nazari bilgi ile tatbikatta durum farklıdır. İlahiyat Fakültesini birincilikle bitirdiğim halde, eksiklerimin fazlalalığını ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuduğumda çok iyi anladım. Allahü teâlâ muhafaza buyursun, öyle durumlar var ki, insan bilmezse haram işlemiş, hatta küfre bile girmiş olabilir.

Peygamber efendimizin “Ayakta bevletmeyiniz.” buyruğu, günümüzde doktorlar tarafından da tavsiye edilmektedir. Def-i hâcetle ilgili imevzuda ehl-i sünnet âlimlerinin yazdığı ilmihal kitaplarında teferruatlı bilgiler mevcuttur. Dedeler ve nineler, bu hayatî bilgileri de, torunlarına öğretirlerdi.

İyi yetiştirilmiş evlat, anne ve babasını gafletten de uyandırır. Nitekim birgün gafletle ayağımı kıbleye doğru uzatmıştım. Hemen oğlum “Baba ayağını kıbleye doğru uzatma, dikkat et!” diye beni ikâz etti. Kızım ise, birgün dirseğimdeki bir lekeyi görüp, “Baba dirseğinde leke var, namaza mani olabilir, çıkartta yıkayayım” sözüyle beni uyarması, merhûme anneannelerinin ve merhûme annelerinin verdiği terbiyenin bir tezahürü idi. Bunun yanısıra İlkokula giderken. Selçuk Üniversitesi lojmanından 25 kilometrelik mesafedeki Konya merkez İhsaniye Cami merhum imamı oğluma, hanımefendi ise kızıma Kur’ân-ı kerîm öğretmişlerdi. En önemlisi de İstanbul’da çocuklarımıza din büyüklerini bizzat ziyaret ederek tanıtma ve onların duâlarını alma şerefine nâil olduk. İmkân nisbetinde onlarla Türkiyedeki enbiyâ ve evliyâ türbelerini ziyaret ederek, huzura kavuştuk.

Çocuk, ana baba elinde bir emanettir. Çocukların temiz kalpleri kıymetli bir cevher olup, mum gibi, her şekli alabilir. Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun mahsulü alınır. Bunun gibi çocuk da neye meylettirilirse, oraya yönelir. Eğer hayrı âdet eder, öğrenirse hayır üzerine büyür. Çocuklara iman, Kur'an ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler. Bu saadete ana-baba ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar. Yapacakları her kötülüğün günahı, ana-baba ve hocasına da verilir. Allahü teâlâ islâmiyeti yaşamayı ve çocuklarımıza da yaşatmayı nasip etsin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri